ORTAYA KARIŞIK: RAVİVE VE TABAKOĞLU DAVALARI Hani rüşvet alan da veren de mel’un idi

21 Mayıs 2026 05:34
Yakın zamanda Eğitim-İş’li öğretmen Tamer Çağlar’ın Gebze’den Karamürsel’e sürgünü sürecinde aslanlar kesilen Emrullah Aydın.. Aynı Dilovası’nda 24 kız öğrencinin taciz edildiği vaka sonrası gibi, süt dökmüş kedi.

Sevgili okur..

Bugün günlerden, ortaya karışık.

Öncelikle bir özür ile başlamak gerekirse..

Gebze’deki yoğun gündem ve şartlar gereği şimdilik uzaktan takiple yetinmek zorunda kaldığım Ravive Kozmetik vakasında, dün siteye girdiğim ilk haberde acele ve telaştan kaynaklı bir takım maddi hatalar vardı. Düzelttim ama, oluyor bazen öyle.

Ravive Kozmetik’te ikinci celse, dün başladı. Bugün ara verilip yarın devam edecekti ancak bugün 14.00’ten sonra sürecek. Yine uzaktan takip etmek zorunda kalacağım bugünün bitiminde, bir ara karar daha çıkma ihtimali var Yarına da sarkabilir ki, yarına sarkarsa Kandıra’da olacağım.

Davanın, “güvenlik” gerekçesi ile Gebze yerine Kandıra’da, cezaevi kampüsü içinde ve cezaevi kuralları ile görülmesi DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar’ın bir tespitini doğruluyor.

Katliam sonrası da aynı hukuksuzluk, aynı cezasızlık, aynı vurdumduymazlık devam ediyor. Geçen duruşma öncesi de biz itiraz etmiştik. Hem ailelerin hem duruşmayı takip etmek isteyenlerin Kandıra Cezaevi Kampüsü'ne gelmesi olanaklar ve koşullar dolayısıyla zor demiştik. Gebze Adliyesi'nde ya da başka bir biçimde Gebze'de bu mesele çözülebilirken bütün iş cinayeti davalarında gördüğümüz muamelenin aynısı burada da yaşanıyor. Yedi işçinin katliamı Israrla bir cezaevi kampüsüne hapsedilmeye çalışılıyor. Yine bu katliam tesadüfi değil, bu rastlantısal değil. Dilovası'nda, memleketin dört bir köşesindeki iş cinayetlerinden gördüğümüz bu katliamlar bile isteye devlet eliyle, kamu eliyle, sermaye eliyle örgütleniyor.”

Dünkü celse öncesi, işçi ailelerinin açıklamalarında doğal duygusallıkta göz ardı edilmemesi gereken en önemli detaylardan biri, faciada kamunun bariz ihmallerine rağmen bir kamu görevlisinin dahi yargılanmaması..

Görevden alınan iki bürokratın bir süre sonra görevine iade edilmesi…

Dilovası Belediyesi’nde ihmalin yanı sıra rüşvet aldıklarına dair iddiada bulunanların görevlerini sürdürmesi ve rahatlıkla gezip dolaşabilmesidir.

Hele ki görevden alınan Belediye Başkan Yardımcısı Necati Temiz’in tam da o süreçte bir belediye meclis toplantısında boy göstermesi; siyasal İslamcı vahşi kapitalizm bataklığında çırpınan, ahlaki çürümenin zirve yaptığı günümüzde, o çürümenin ete kemiğe bürünmüş hali idi.

İçlerinden bir zabıta memuru, sanık olarak yargılanmayı talep etti. Yanılmıyorsam savcılık makamından, soruşturma onayı çıkmaması halinde teknik olarak mümkün değil.

Gebze’den Kandıra’ya sürülen Ravive Kozmetik faciası davasında yerinde izleyebildiğim duruşmalar, fırsat bulup da okuyabildiğim tutanaklara göre en az beş işçi, işyerini denetlemeye gelen zabıtanın rüşvet olarak kutu kutu parfümler ile çıkıp gittiğini söylüyor.

Rüşvet yahu, rüşvet…

Ülkemizde Milli Görüş’ün kasıp kavurduğu yıllar, yerel yönetimlerde 1989’da İstanbul, Kâğıthane Belediyesi ile başladı.

1994’te bölgemizde Gebze ile birlikte o yıllarda belde konumundaki Darıca, Dilovası ve Çayırova ile sürdü.

Dönemin belediye başkanlarının makam koltuklarının arkasında, İslam dininin peygamberi Hazreti Muhammed’e ait, “Rüşveti alan da veren de melundur” hadis-i şerif, çerçeveletip asıldı.

Günümüzde, 2004 yerel seçimlerinden bu yana bölgemizdeki AKP’li belediye başkanlarının yanılmıyorsam tamamı, Milli Görüş kökenli.

Reislerinin, “Gömleği çıkarttık” aleni açıklamasına rağmen;

Zaman zaman, PR çalışması reklamasyonları gereği aslında kendilerinin de Milli Görüşçü olduğunu falan filan söyledikleri de olur.

Dilovası, Ravive Kozmetik faciası sonrası AKP’li Ramazan Ömeroğlu’nun şahsında bir kez daha teşhir olmuştur ki…

Maske düşmüş, makyaj akmış…

Siyasal İslamcı vahşi kapitalizmin pratisyenlerinin gerçek yüzü bir kez daha açığa çıkmıştır.

Bir gömlek çıkar da, bu kadar mı çıkar yahu..

Hani rüşvet alan da, veren de mel’un idi.

Niçin, o zabıta memurları, rüşvet almakla suçlanan o zabıtalar, niye rüşvet aldıkları iddiasıyla, hiç olmazsa o iddiayla sanık değiller..

Ve artık çok somuttur ki..

CHP’li belediye başkanlarına dair her tür iddiada sabahın şafağında evine manga manga polis gönderenler..

Hani ola ki Dilovası’nda belediyesinin CHP’li bir başkanı olsa ve zabıtanın rüşvet aldığı iddiasına maruz kalınsa…

Şimdi ortada ne belediye başkanı vardı. Ne de meclis!!!

Adalet, adalet olalı, böyle zulüm görmemiştir kanaatindeyim.

Açılımında “Adalet” kelimesinin PR çalışması icabı ayaklar altında paspas gibi çiğnendiği; AKP, Cumhur İttifakı iktidarında.

Bugün aynı zamanda Ela Tabakoğlu vakasında da, ikinci celse görülecek. İlki basına kapalıydı, ikincisi de öyle sürecektir.

İlk celsede tüm suç, 7 yaşında bir kız çocuğuna yüklendi. Bilirkişi raporuna itiraz sonrası Adli Tıp Kurulu’ndan gelen rapor ise Ela'nın lehine gelmiş. Detaylarını gün içinde öğreneceğim. (Yorumun içinde, bu bölümde düzeltmeye gidilmiştir.)

Yine bu davada ne eğitim öğretim döneminin ortasında okul binalarını yıkıp süregiden düzeni allak bullak eden Milli Eğitim Bakanlığı ile İl, ilçe müdürlükleri…

Ne okulun etrafına gelişigüzel araç park eden öğrenci velileri, yurttaşlar…

Ne gereken önlemleri almayan emniyet, belediye…

Ne okullardaki servis uygulamaları, denetimsizlik…

Herkes masum.

Yakın zamanda Eğitim-İş’li öğretmen Tamer Çağlar’ın Gebze’den Karamürsel’e sürgünü sürecinde aslanlar kesilen Emrullah Aydın..

Aynı Dilovası’nda 24 kız öğrencinin taciz edildiği vaka sonrası gibi, süt dökmüş kedi. Aziz Sancar Ontaokulunda sıfır teslim alınan binaya tadilat yapılmış, ekstradan harcama yapıılmıştı. O zaman da suskun idi. 

 KBB Meclisi’nde Ramazan Ömeroğlu her zamanki umarsızlık ve sessizliğine dair,

“Konu adli mercilere intikal ettikten sonra tutuklanıp cezaevine atıldı bu vatandaşımız. Ama biz bunu çok fazla gündeme getirmedik.  İlçeye, okula dair önyargı olmaması, çocuklarımızın etkilenmemesi adına bunu gündeme getirmeden yapmak istedik.”

Demiş idi.

E hani; “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan” idi.

Gömlek gitti. O da mı gitti?

Bundan ötesi, suç mahalli diyorum.

Şimdilik, başka da bi’şi demiyorum.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X