RAHMET EYLESİN. BELASINI VERSİN. KAN ARANIYOR İşçinin işi Allah’a kaldıysa sendika niye var
**
Evrensel Gazetesi’nde Gözde Meydan, 20 Haziran tarih ve “Ford 2. sırada, işçisi yoğun bakımda” başlıklı haberinde Türk Metal’in örgütlü olduğu Gölcük’teki Ford’da bazı işçileri konuşturmuş.
İlgili habere göre;
Fabrikada, 11 Haziran’da meydana gelen iş kazasında üç işçi yaralanmıştı. Ağır yaralanan 24 yaşındaki Leman Yıldırım’ın Amerikan Hastanesindeki tedavisi sürüyor.
Kazanın ardından fabrika yönetimi sessiz kaldı.
Kazanın yaşandığı bantta çalışma ve üretim, savcı kontrolünden sebep bir süreliğine durdu ancak diğer bantlar daha da hızlanarak çalışmaya devam etti. Türk Metal’in ve hiçbir sendikacının işyeri temsilcisinin itirazı olmadı. Türk Metal, her zamanki gibi hiçbir şey yapmadı. Sadece kan arama mesajı attı.
İşçilerin de itirazda bulunmadığını belirten işçi, “Elbette ekonomi kötü, hayat zor, işimiz hepimiz için önemli ama böyle bir olay yaşandıktan sonra hattı hızlandıranlara da bir cevabımız olmalı diye düşünüyorum. Birilerinden bir şey beklememeliyiz… Bunlar bizi robotlaştırmaya, duygusuzlaştırmaya çalışıyor. Buna izin vermemeliyiz. Hayatımızın bu kadar ucuz olmadığını göstermek lazım” dedi.
Ne yazık ki işçinin hayatı, bu kadar ucuz.
Aynı sendikanın örgütlü olduğu Çolakoğlu Metalurji’de kısa aralıklarla yaşanan bir iş cinayeti ve bir iş kazasında üç işçi öldü, çokça işçi yaralandı. İş yerinde aynı sendika, Gebze Dilovası Şubesi ile örgütlü ve gıkları çıkmadı.
Anti parantez;
Aynı işyerinin limanında, 2000’lerin ortasındaki bir başka iş cinayetinde yerden metrelerce yüksekte çalışan iki kardeş işçinin kafasına daha da yüksekteki vinçin sepeti düşmüş, yere çakılan iki kardeş hayatını kaybetmişti. Dönemin Türk Metal şube başkanını sadece kazaya dair varsa bilgisi onu edinmek için aramış, dönüş alamamıştım. Araştırmalarım sonrası o iki kardeşin o limanda, taşeronun taşeronunun taşeronuna bağlı olarak Kadıköy’de bir yere bağlı çalıştığını bilgi edinmiştim. Tarsuslu iki kardeşin cenazeleri Gebze’den sessiz sedasız köylerine gönderilirken aylar sonra o hırsla soluğu Tarsus’un Topaklı Köyü’nde almış, naçizane haberim sonrası ailelerinin işyerinden hiç olmazsa tazminat almasını sağlamıştım. Kaderin cilvesine bak ki aynı köye Çolakoğlu’ndan üçüncü ateş nisan ayında üç işçinin hayatını kaybettiği vakadan ötürü düştü. Ölen işçilerden Tamer Aydoğdu da, Tarsus Topaklı Köyü nüfusuna kayıtlı.
20 yıl arayla gerçekleşen her iki kaza sonrası da gıkını çıkartamayan Türk Metal’de ilk kazadaki dönemin şube başkanı mı?
Uysal Altundağ.
O şimdi Türk Metal’in genel başkanı.
Günümüz şube başkanı İsmail Çiçek mi?
Allah, Altundağ’a “Yürü ya kulum” demiş. Çiçek’e de der mi? Kısmet artık.
"Gelin ata binmiş. Ya nasip demiş."
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tensipleriyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof.Dr.Vedat Işıkhan ne kadar çalışanların ve sosyal güvenliğin bakanı ise birileri de o kadar… gibi sanki sanırsam.
İzmit Körfezi’nin iki ayrı yakasında aynı sendikanın örgütlü olduğu iki sanayi devinde;
Ford’da kan aranıyor. Çolakoğlu’nda Allah rahmet eylesin, sendikacılığı.
**
Haber sitemiz Gebze Emek’te 19 Haziran günü “Sanayi devinde delil karartıldı iddiası” ve “Zihinsel engelliye cinsel tacizde tutuklama bekleniyor” başlıklı haberim, ilgili işyerinde cinsel taciz ve istismara uğrayan engelli işçinin babasının şahsıma ulaşması üzerinden türedi.
Haberde, davacı baba B.T’nin ismi ve vakanın yaşandığı fabrikanın ismi, B.T’nin avukatlarının telkiniyle saklı kaldı.
Ben B.T’nin ismini yine açmayacağım ama bu bir suçsa, olası suçu üstleniyorum:
Vakanın yaşandığı fabrika Almanya merkezli otomotiv tedarik devi ZF Sachs’ın Gebze’deki yatırımlarından birinde, üç numaralı fabrikasında yaşandı.
Fabrikada, 2015 yılına kadar Türk Metal örgütlü idi.
Türk Metal’in o süreçte TİS’te gösterdiği tutum sonrası yaşanan Metal Fırtına’da yaklaşık 1700 işçisi üretimi durdurup Türk Metal’den istifasını verdi ve yine toplu halde Birleşik Metal-İş Sendikası’na üye oldu. Fabrikada günümüz itibariyle de Gebze 1 No’lu Şubesi ile BMİS örgütlü.
Engelli işçinin babası B.T, benimle görüştüğü önceki çarşamba günü BMİS Gebze 1 No’lu Şube’ye de gitmiş. İsmini veremediği bir yönetici ile görüşmüş. Kendisiyle çok yakından ilgilenildiğini söyledi ve bir yönetici kendisine, “‘Bizim yapabileceğimiz bir şey yok ama Allah belalarını versin’ demiş.
Yine B.T’nin iddiasına göre işyeri temsilcisi H.Ş, savcılığa yaptıkları başvuru sonrası ‘Şikâyetçi olmayın, geri çekin. Sonra siz zararlı çıkarsınız’ demiş.
B.T, ZF Sachs firmasının Almanya’daki merkezine mail ile ulaşmış: ‘Maddi manevi sonuna kadar arkanızdayız. Olayın gelişmelerinden bizi sürekli bildirin, haberdar edin’ diye yanıt almış.
Tüm iddialar doğruysa elin Alman işvereni, bizim bazı sendikacılardan daha fazla sendikacı.
T.K.T’nin uğradığı taciz uzun süre fabrika içinde kalmış. Birinde sinir krizi geçiren T.K.T’nin o anki tepkisiyle su yüzüne çıkmış. Hadi işyeri temsilcisi şube yönetimine bildirmedi. Bir Allah’ın ZF Sachs işçisi dahi, şube yönetimine bilgiyi sızdırmadı mı?
Gebze’deki fabrikada yaşandığı öne sürülen vakayı Almanya’daki işveren biliyor. Gebze’deki sendika henüz yeni haberdar veya “haberdar.”
Duyunca da, “Allah belalarını versin” sendikacılığı.
Yarın Gebze 5’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk celsesi görülecek davada cinsel taciz ve istismarda bulunduğu iddia edilen L.T’ye, -yine B.T’nin anlattıklarına ve süreç içinde işten atılan üç tanığın ifade ve söylemlerine göre- tutuklama kararı çıkacak gibi.
Ancak bu süreçte delil karartma iddiası ile dönemin bazı ZF Sachs yöneticilerinin ve asılsız bilirkişi raporu hazırladıkları gerekçesiyle bilirkişi heyetinin de cezalandırılması isteniyor.
Bir hukukçuya danıştım.
Ceza davalarında suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmenin ceza sınırları 6 aydan 5 yıla kadar hapis. Asılsız bilirkişi raporunda ise 1 ile 3 yıl arası değişiyor. Hükmedilen hapis cezası bir yıldan az olursa, hâkim takdiriyle adli para cezasına çevrilebiliyor. İki yıl veya daha az süreli ise; sanığın sabıkasız olması ve mahkemedeki olumlu tutumu göz önüne alınarak hükmün açıklanması geri bırakılabiliyor.
Davanın ilk celsesi yarın (23 Haziran Salı) 13.45’te Gebze 5’nci Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
T.K.T’nin babası B.T yarın ki duruşmaya katılım çağrısında bulundu.
Yarın ki celsede “Allah rahmet eylesin. Kan aranıyor” sendikacılığı değilse bile, “Allah belalarını versin” sendikacılığı da yargılanacak sanki..
İşçinin işi sendikalı işyerlerinde bile Allah’a kaldıysa…
Her sendikal örgütlenme sonrası yaşanılanlar, engelleri malumdur ama var olan sendikacılığın da şöyle esaslı bir silkelenmesi, daha doğrusu işçisinin 2015’teki bir silkelemesi gerektiği kanaatindeyim.
Ayrı bir yorum konusudur ama bağımsız sendikalar, sergiledikleri sendikacılık ile zaten sarsmakta zaten sallamaktadır, diyorum.
ZF Sachs’da 2015’te Türk Metal’i gönderip BMİS’i getiren irade, gücünün farkına yine varır ve harekete geçerse, her an her şey olabilir, diyorum.
Şimdilik olmak kaydıyla, başka da bi’şi demiyorum…
İLGİLİ HABER
Sanayi devinde delil karartıldı iddiası
Zihinsel engelliye cinsel tacizde tutuklama bekleniyor
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Ali Osman Akat’a yılın eni ödülü ne zaman? 18 Haziran 2026 Perşembe
- PG’de çözüm boykot ve grevi topluma yaymakta 16 Haziran 2026 Salı
- Tuzla’da güneşe karşı “radyo”dan maç dinledik 14 Haziran 2026 Pazar
- Zabıta kamyoneti ile gücün "adaleti" 11 Haziran 2026 Perşembe
- Tarhan konuştu: Partiye bi’şi olmasın 04 Haziran 2026 Perşembe
- CHP Pinokyo ise toplu taşımada patron kim 26 Mayıs 2026 Salı
- Hani rüşvet alan da veren de mel’un idi 21 Mayıs 2026 Perşembe
- Özkoç’tan Emeklilikle Mücadele Derneği’ne ziyaret 11 Mayıs 2026 Pazartesi
- Nedir ülkücü hareketin CCC plakalılardan çektiği 01 Mayıs 2026 Cuma
- Millet Bahçesi’nde üç yanlış bir doğru 27 Nisan 2026 Pazartesi