ERSİN KURT HALA AVUKATSA Nedir ülkücü hareketin CCC plakalılardan çektiği

01 Mayıs 2026 08:33
Yine kişisel kanaatim, Avukat Ersin Kurt’u azmettirme suçundan beraat ettiren.. (Tutanakları da okudum) Şüphedir ve duruşmalara gire çıka ben de hayli hukuk bilgisi edindim: Şüphe, sanık lehinedir.

**

Güngör Arslan cinayetinin dünkü duruşmasından notlar: 1

 

Çok kısa süreli de olsa yine tekrarlayarak mevzuya girmek isterim ki..

Gebze’nin Mimar Sinan Mahallesi’nde Bayram Zunluoğlu’nun akrabalarınca kurulan pusuda öldürülmesine dair vakada, duruşmanın ilk celsesinde salonda idim.

Gebze’den Kandıra’ya sürülen ve ilk duruşması dört gün süren Ravive Kozmetik vakasını iki gün izleyebilmiştim.

Bilgi İlkokulu öğrencisi Ela Tabakoğlu’nun öldüğü kazaya dair “Basına kapalı” ilk duruşmanın tutanaklarını ele geçirdim…

Mahkeme salonları…

Siyasal İslamcı Vahşi Kapitalist bataklığındaki Türkiye’nin tüm kurum ve kuruluşları ve bazı yurttaşları ile nasıl tel tel döküldüğünün, çürüdüğünün, kokuşmuşluğunun teşhir edildiği..

Türkiye Yüzyılı” imiş, “Yeni Türkiye” imiş, “Üçlü olsun güçlü olsun” imiş tüm PR ürünü reklam sloganlarının sona erip gerçeklerin gün ışığına çıktığı yerler oluyor.

Dün…

2002-2003 Bizim Kocaeli’nin kuruluş sürecinden işverenim, Gazeteci Güngör Arslan cinayetinin yenilenen duruşmasının üçüncü celsesinde…

Kararın açıklanması için 20 dakika ara verildi. 45 dakika “uzatma” ile ara sona erdi.

Gerekçe olarak, SEBSİS sistemi ile duruşmaya katılan tutuklu sanıkların kaldıkları cezaevlerinde elektrik kesintileri ve sisteme bağlantı sorunu gösterildi.

Şayet bu gerekçe doğruysa..

Yani kulislerde konuşulduğu şekilde olası karara bir dış müdahale yoksa…

Cezaevlerinin fiziki ve insani koşulları her daim gündem konusudur. DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu tarafından da yurdumuz geneli tutukluları ve ailelerinin halleri ama meclise ama kamuoyuna taşınır.

Bu gibi durumlarda ama elektrik kesintisi ama başka gerekçelerle iletişimi sağlayamayan Adalet Bakanlığı, dünün ve günümüz Adalet Bakanı… Cezaevi ve insani koşullarına dair kime ne masal, anlatmaktadır?

Dava konularına çeşitli gerekçelerle çok vakıf olamamıştım.

Dünkü duruşma sonrası tutanağı da inceledim.

Dün..

Cinayeti azmettirmekle suçlanan ancak yine beraatına karar verilen Ülkü Ocakları Kocaeli İl eski Başkanı Avukat Ersin Kurt’un

Güngör Arslan’ın ilgili yorumunda yer aldığı şekilde şahsı adına şirket kurup belediyeyle ticaret yaptığı, aşikârdır.

Yine tutanaklarda plakası geçen, 34 CCC 41 plakalı araç, Ersin Kurt’a aittir.

CCC.. Üç hilalin simgesidir.

Kesin kanaatim odur ki, bir tercihtir.

Ve ne acıdır ki sadece ülkücülük veya milliyetçilikte değil.. Türkçülük, Milli Görüşçülük, Devrimcilik, Sosyalistlik, Atatürkçülük…

Tüm idealler günümüzde bir takım çıkar çevrelerinin, çıkar ve menfaatleri için kullandığı simgeler haline gelmiştir. Halbuki idealler, kutsaldır.

Söz konusu ülkücülük ise..

Ersin Kurt ve emsali, “Türkücü” tanımına daha çok uyan “Ülkücü”lerin bilmediklerine kanaat getirdiğim bir gerçek ve yakın tarih var ki..

Ülkücülük, bir idealdir.

Bu idealler uğruna birileri, çok ağır bedeller ödemiştir.

1970-1980’lerde idealleri için, olmaması gereken şekilde birbirlerine giren iki kesimden biri, ülkücülerdir.

Ama sokaklarda kahpe pusular ve çatışmalarda can vermiş, 1980 sonrası çoğu idamla yargılanmış, kimi ipten dönmüş, kimi asılmış, cezaevlerinde olmadık işkencelere maruz kalmış, önce o günün sokaklarından sonra o damlardan sağ salim çıkmayı başaranlar hayata yine tutunmaya çalışmıştır.

Ülkemizde biri evrensel, diğeri ulusal ölçekli iki farklı kuşak, birbirlerinin peşi sıra, bir döneme damgasını vurmuştur.

1968 hareketi ve 1968 kuşağı, hareket itibariyle evrensellik taşır ve tek bir duruşu, ideolojiyi, solu veya sosyalizmi ifade eder.

1978… Ulusal kuşağımızdır. İki farklı renk veya ideliyi temsil eder.

Biz ülkücüsü, devrimcisiyle onlara 1978 kuşağı, diyoruz.

1978 kuşağı daha çok sol siyasetle özdeşleştiğinden dönemin ülkücüleri, “Biz de 78’liyiz” demekten imtina eder.

O dönem ki mücadele biçimleri doğrudur yanlıştır ayrı mesele. Kaldı ki o dönemi yaşayanların her iki kesimden ekserileri, biçim ve uygulamada hata yaptıklarını söyler.

Ama onların idealleri vardı.

Ve kaderin cilvesi mi derseniz, ne derseniz deyin artık.

Güngör Arslan’ın kurucusu olduğu, 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından kapatılan gazetelerden Bizim Kocaeli’nin bir veya ikinci yılında..

Dönemin muhabirlerinden ve naçizane mesai arkadaşım Burak Orhan, “Onların İdealleri Vardı” başlıklı ve dönemin gerek devrimcileri, gerek ülkücülerini konuşturduğu yazı dizisiyle “Nezih Demirkent. Yerel basın ödülü” edinmişti.

Onların, idealleri vardı.

Ersin Kurt ve emsallerinin idealleri ne?

Ravive Kozmetik davasının ilk duruşmasının ara karar gününde mahkeme salonundayım.

Tutuklu sanıkların avukatlarının her biri…

Çocuk yaşta işçilerin yok pahasına ve sosyal güvenceden mahrum bırakıldığını…

Emeğin lime lime sömürüldüğünü..

Gereken hiçbir önlemin alınmadığını kabul etti.

Ancak suçu kalp krizinden öldüğü öne sürülen işveren ile o cehennemden sağ çıkan ancak sonra öldüğü söylenen ustabaşının ihmaline bağlayıp, ölümlerden sorumlu tutulmamaları gerektiğini söylediler.

Gayet rahat şekilde, “Önlem alınsaydı yangın, patlama olurdu” dediler.

Dünkü duruşmada,

Güngör Arslan’ın ilgili yorumuna atıfla Avukat Ersin Kurt’un, kanuna ve yasalara aykırı şekilde ticaret yaptığını yalanlayan, olmadı.

Ersin Kurt’un bizzat kendisi de örneğin, “Îlgili yorumda ticaret yaptığım yazılıydı. Belediyeye iş yaptığım yazıldı. Ret ediyorum” falan da demedi.

Davayla ilişkisi bence var. Çünkü çok bariz ki cinayeti tetikleyen yorum olmuştur.

Yorumda kast edilen Ersin Kurt..

Yorumda yazan yalansa her tür karşı açıklama hatta yargıya başvurma hakkını kullanabilirdi.

Kullanmadı ve kabullendi. Kendileri yasalara rağmen ticaret yapmaktadır ve Kocaeli Barosu’nun da ihmali var kanaatindeyim. Galiba hala, avukatlığı sürdürmektedir.

Kendisi kanımca.

MHP’nin de paydaşı olduğu, adına Cumhur İttifakı denilen Siyasal İslamcı Vahşi Kapitalist bataklığı ve ahlaki çöküntüsündeki Türkiye’de..

Sistemden, “Ülkücü” geçinerek beslenen bir şahsiyettir.

Örtbas için bir an önce

Devlet Bahçeli ve Recep Tayyip Erdoğan’a methiyeler düzen..

Hatta bir süre önce memleketin bir yerinde CHP’liler 23 Nisan’da sırtlarını dönerek protestoda bulunmuşlarmıştı. (Detayıyla oralı bile olmadım)

CHP’lilerin “ülkemizin milli ve manevi değerlerine ne derece saygısız olduğuna, mehtere sırt dönerek ecdadımıza ve milli değerlerimize saygısızlık ettiğine” dair felan paylaşımlar yapsın ki, düzen sürsün, kervan yürüsün.

Yine kişisel kanaatim, Avukat Ersin Kurt’u azmettirme suçundan beraat ettiren..

Tutanakları da okudum..

Şüphedir ve duruşmalara gire çıka ben de hayli hukuk bilgisi edindim: Şüphe, sanık lehinedir.

Dünkü duruşmada..

Tutuklu/tutuksuz sanık avukatlarından biri…

Kaldı ki benim de dikkatimi çekmişti ve tepkisine hak verdim:

Mahkeme Başkanı, Hâkim İsmail Öztürk her kimi dinlediyse zabıt katibine, “Yaz kızım. Bir, iki, bilemedin üç cümle…”

Avukat, söylediklerinin kayda alınmasını isteyince, Hâkim Öztürk itiraz etmedi. Ancak tutanaklarda bir şeyi aradım, bulamadım.

Davada, cinayeti işleyen Ramazan Özkan’ın tasarlayarak, planlanarak değil de irade dışı, istemeden cinayet işlemekten yargılanması istendi ve

Hrant Dink cinayetinin adı geçmeden ama o cinayete atıfla..

Ve tutanakta olmadığından, kelimesi kelimesine değil ama özetle,

Ogün Samast, binanın önünde öldürdü. O tasarlayarak cinayet. Ramazan Özkan önce ayaklarına sıktı. Birkaç metre mesafedeydi. Öldürmeyi kast etseydi o aşamada da öldürürdü. Güngör Arslan kendisini kovalayamaya başlayınca, geriye rast gele ateş açtı” dedi.

Hrant Dink cinayetinin adı da anılmadan, Güngör Arslan cinayeti ile bir şekilde özdeşleşmesine doğrudur yanlıştır tanık oldum.

Meraktan, Ramazan Özkan’ın kaç yaşında olduğuna dair bir Google taraması yaptım. Bulamadım.

Hrant Dink cinayeti, yaklaşık 20 yıl önce, 2007’de işlendi.

Ramazan Özkan.. o yıllarda muhtemelen çocuk belki de ergendi.

Hrant Dink’in eşi Rakel Dink eşinin mezarında okuduğu eşine yazdığı mektupta Ogün Samast’a atıfla özetle, “Yaşı kaç bilmiyorum. Ama bir zamanlar bebek olduğunu biliyorum. Bir bebekten bir katil yaratan karanlık sorgulanmalı” demişti.

Güngör Arslan cinayetinde, sistemin teşhir olduğu önemli detaydır.

Ramazan Özkan şahsında bir bebekten, çocuktan veya ergenden bir tetikçi, bir katil yaratan karanlık sorgulanmadıkça..

Her ideoloji ve düşünceden sistemden beslenenler…

Daha çok Ersin Kurtlar..

Daha çok CCC plakalı araçlarla

Avukat olmalarına rağmen ticareti de; halen Cumhur İttifakı bileşenlerinden AKP’li belediyelere ticareti de sürdürür.

Mahkeme dün üstelik her iki taraftan gelen yerinde keşif talebini oy birliğiyle ret etti. Mahkemenin bu kararına dair yorumum olmasın. Bilmediğim, hukuki durumlar olabilir.

Ancak Arslan Ailesinin vekili Avukat Cahit Çiftçi, tüm sanıkların cinayetten önceki üç aylık hesap hareketlerinin incelenmesini talep etti. Bu da oy birliğiyle ret edildi. Bence önemli veriydi.  

Ülkücü hareket içinde ülkücülüğü sömüren daha çok Ersin Kurt ve emsalleri.

Kendileri hür şekilde ticaretlerini ve sömürülerini sürdürürken daha çok Ramazan Özkanlar, Hasan Emre Çelikler, Ferhat Yıldırımlar, Burhan Polatlar cezaevlerinde ömür törpülerken onlara, “CHP’li belediye var ya… 23 Nisan’da mehter takımına sırtını döndü” falan filan, denir…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X