DİLOVASI BELEDİYE MECLİSİ’NDE DÜN Ömeroğlu binayı niye yıkmadığını açıklamadı

03 Aralık 2025 07:34
Ama ben değinmeden edemeyeceğim. Halktan bu kadar korkmanın veya belediyeyi ve başkanını halktan bu kadar ayrıştırmanın tarifini de yazardım da yok yere soluğu şurada burada ifadede almayayım.

***

DİLOVASI BELEDİYE MECLİSİ’NDE DÜN

Ömeroğlu binayı niye yıkmadığını açıklamadı

 

“Musallada hazır bulunan değerli büyüğümüz, abimiz, amcamız bu dünya hayatındaki yolculuğunu, fani dünya âlemindeki yolculuğunu bitirdi. Artık kendileri ahiret yolcusu. Şimdi de sizlerden hüsnü şehadet ve helallik isteyecekler.

Musallada hazır bulunan merhuma karşı ahirete tahakkuk eden dünyevi uhrevi, maddi manevi, insani ve İslami hak ve hukuklarınızı helal eder misiniz?”

Dilovası Belediye Meclisi’nin dünkü toplantısına Müzisyen Erol Yalçınkaya’nın cenaze namazının ardından katıldım.

Cenaze namazını kıldıran; Gebze Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü’nden imam Seyyid Ahmet Özil nasihatlerinin ardından helalleşmeye geçti.

Elbette bildik bir detay ama hatırlamakta fayda var:

Musallada hazır bulunan merhuma karşı ahirete tahakkuk eden dünyevi uhrevi, maddi manevi, insani ve İslami hak ve hukuklarınızı helal eder misiniz?”

Dinimizde özelikle dini ruhen hissedip yaşayanların hassasiyetlerine sıklıkla tanık oluyorum.

En basit ve sıradan gözüken bir vakada bile…

Abartısız örneğimdir: Farzı misal telefonundan aradınız. Yanıt vermedi ve dönüş de yapmadı. Bir iki saat sonra tekrar arayıp ikinci defa aradığınızı belirttiğinizde, sizden helallik istiyor: Manevi helalleşme diye öngörüyorum.

Örneğimde hatırlattığım gibi helalleşmenin dünyevi, uhrevi, insani yönleri de var. Örnekleriyle yorumu uzatmayacağım.

Bir de maddi helalleşme var. Bildiğiniz borç alacak ilişkileri. Ya da işvereninin maaşlı çalışanının emeğine karşılık üstlendiği her tür maddi yükümlülük gibi…

**

Dünkü yorumumda Gebze Bölgesi’nde dört ilçede eş zamanlı meclis toplantılarına tepkimi ifade edip bu ayki tercihimin konu itibariyle Dilovası olacağını belirtmiştim. Öyle de yaptım:

Öncelikle meclis salonunda çok daha fazla sayıda mağdur aile veya sülale bireyi olmasını öngörüyordum. Çok az sayıda idiler.

Bu beraberinde bende şu şüpheyi getirdi çünkü bölgemizde çok sayıda benzerine tanık olmuştum.

Ailelerinin davacı olmaması için, ‘Kan parası’ diye de tanımlanan bir şekilde uzlaşma.

Bunun önüne geçmek hiçbir şekilde mümkün değil.

Ailelerin tercihidir. Eleştiri konusu olamaz. Kaldı ki zaten dar gelirli aileler. Hele ki önlerine sunulan maddi teklifin karşılığını yerine getiremediğin sürece davacı olmalarının önünü açamıyorsun.

İyi ama…

Helalleşme; nasıl olacak.

Öncelikle hayatını kaybeden yedi emekçiden helalleşme alınabilme durumu malum yok.

Ailelerine ödeme yapıldıktan sonra helalleşme, “Maddi” temeller üzerinden alındığını ve kabul edildiğini varsayalım.

Ya insani boyutu ne olacak.

Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi ön raporuna göre Dilovası Belediyesi tali kusurlu bulundu. Yani ikinci derecede kusurlu kurum.

Facianın hemen ardından biri belediye başkan yardımcısı, ikisi zabıta memuru beş kişi görevi ihmal ve rüşvet gibi somutlaşan zaaflarından ötürü açığa alındı.

Bakanlığın müdahalesi ile görevden almalarda da fatura yalnızca bürokratlara kesildi.

İstifa mekanizması işlemedi.

Bir süre önceki yorumumda da vurgulamıştım. Tekrar ederim:

Kaldı ki belediyenin ikinci derecede kusurlu halinin açığa çıktığı vakada Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu istifasını vermeli…

Ya da partisinde belediye başkan adaylarını parti üyesi şahsında hak değil erk belirliyor ya…

Aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı da yapan AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ataması sonrası hasbelkader (Rastlantıyla) Dilovası Belediye Başkanlığı’na seçilen..

Görünürde halkoyuyla seçilmiş olsa dahi belediye başkan adaylığına atanmasından ötürü yüzü erke dönük siyaseti elbette sürdürmeye mecburdur. Çünkü 2029 seçimleri için yeniden adaylık, daha fazla biat gerektirir…

O erkin tensipleriyle görevden affını istemelidir.

İstifa taleplerine karşı konuyu adalete havale etmesi nafiledir. Oradan her ne sonuç çıkacak olursa olsun kamu vicdanı diye bir şey var. Dilovalı ile yaşıyorkene insani değerler üzerinden helalleşme amacı ola ki varsa, önce gereğini yerine getirmelidir.

Faciada ikinci derecede kusurlu bulunan belediyenin başkanı olduğunu, asıl şimdi unutmamalıdır.

Belediye meclisinin dünkü toplantısında daha önce hiç denk gelmediğim bir durumla da karşılaştım.

DEM Parti’nin belediye meclisine halkın katılımı için yapılan aleni çağrının şüphesiz etkisi olmuştur.

Meclis salonundaki koltukların bir çoğuna, “Belediye başkan yardımcıları”, “Birim müdürleri” gibi etiketlemeler ile rezervde bulunuldu.

Dün gerek DEM Parti gerekse YRP’li meclis üyeleri soru önergeleri ve konuşmalarında bu kendiliğinden vakaya değinmedi.

Ama ben değinmeden edemeyeceğim.

Halktan bu kadar korkmanın veya belediyeyi ve başkanını halktan bu kadar ayrıştırmanın tarifini de yazardım da yok yere soluğu şurada burada ifadede almayayım.

Neyse..

Görevinin henüz üç dördüncü ayında maskesi düşen ve gerçek yüzünü gösteren Ramazan Ömeroğlu’nun aslında ne kadar halkla iç içe olduğuna dair fotoğraflar ve imaj çalışmaları ile gün kurtarılır: Maskeli balo devam eder.

Bu ayki meclise basının da birkaç kişi daha fazla ilgi göstereceği öngörülebilir iken dünkü toplantıda dahi salonda bir dizayna gidilmemesi..

Basın yayın müdürü ve personeli şahsında Başkan Ömeroğlu’nun ayıbıdır.

Neyse..

Bu ayıbı da 10 Ocak sürecindeki maskeli balo ile kamufle edilir.

Biri çiçekçi, karateci ve belediye çalışanı..

Diğeri eski belediye başkanı ve hatta sürdürüyorsa Dilovası Gazeteciler Derneği Başkanı olmak üzere iki “gazeteci” de vardı orada hatta.

Birinin sitesine girdim: Meclisten satır haber yoktu.

Ayıptır yahu. Zaten “Türkiye Yüzyılı”nda dip yaptırılmış bir mesleğe bu kadar da ayıp edilmez ki.

Dünkü meclise dair ilk özet haberi dün akşam saatlerinde girdim.

Günün ilerleyen saatlerinde detaylı haberler ile sürdüreceğim.

DEM Partili Belediye Meclis Üyesi Eylem Güleser’in açıklamasına atıfla Ömeroğlu’nun KBB kasım ayı olağan meclisindeki konuşmasını alıcı gözle dinledim.

Bir de dünkü Ömeroğlu’nu gözlemledim.

Meclisteki gerilimin daha yüksek olacağını öngörüyordum.

Tahir Büyükakın’dan öğrenmiş galiba bazı şeyler. Cok zorlansa dahi ortamda mevcut gerilimi körükleyecek ifade ve tarzdan uzaktı ama oynadığı yine maskeli balo idi kanaatindeydim. Kendini şüphesiz çok zorladı.

KBB Meclisi’ndeki konuşmasında biraz da DEM Partili meclis üyesi ve il başkanının olmadık müdahalesi ve hatasıyla..

Yanan fabrikayı niye yıkmadıklarını tam açıklayacak iken, açıklamadı. Dün de açıklamadı.

KBB Meclisi’nde DEM Partili belediye meclis üyelerinin oturdukları binaların ve işyerlerinin kaçak ve uyarılı olduğunu söyleyip daha doğrusu tehdit edip üstüne üstlük yıkacağını da söyledi.

Gerçek Ömeroğlu işte o idi. Böylesi bir zaman diliminde, “Yıkarımtehdidi, şantajı. Maksat muhalefet de sussun idi,

Düne kadar neredeydi veya İzmit’teki mecliste söz verdiği gibi..

Sözünü, taahhüdünü bu sefer yerine getirecek mi?

Getirmeyince nelere mal olduğunu acı deneyimler ile yaşadık malum.

 

AKP’li Belediye Meclis Üyesi Suat Şık’ın kentsel dönüşüm çalışmalarına dair bilgilendirmesinin ardından salondan alkışlanması, komedi ve ayıptı. Başkan Ramazan Ömeroğlu da müdahil olmadığına göre galiba Ömeroğlu’nun talimatı ve emirle yapılan bir Ömeroğlu ayıbı idi.

Faciada hayatını kaybeden Esma Gikan’ın akrabası AKP’li Engin Aras’ın konuşmaması için, Ömeroğlu’nun bir fedaisi tarafından sert ifadelerle, sözlü bir müdahale geldi. Halka karşı bu ayıp da Ömeroğlu’nun gerçek yüzünün bir göstergesidir. Biat etmekten belediye başkan adaylığı edindi. İkinci adaylığının yolu da hizmetten falan filan değil biattan geçiyor ama herkesin kendisine biat etmesini beklemek, nafile. Biat edenlerini halkın üzerine yollaması da ayrı bir kabalık. O fütursuz müdahale her kimdense, Ömeroğlu’na rağmen olmuş olamaz.

Dilovası’nda muhalifliğin ağır yükü DEM Parti’de..

YRP de zaman zaman kendisini gösteriyor.

Ama basınla ilişkiler, diyalog, haber ve bilgi aktarımı, çok kötü. Sosyal medya sayfalarına bir yazı yazıp bırakmalarını, basına açıklama sanıyorlar hala.  

Meclis toplantısı sonrası açıklama yapacaklarını, sosyal medyadan ve yine tesadüfen, açıklama yapmalarından ötürü gördüm.

Helalleşme, muhafazakâr bildiğimiz ama samimi muhafazakar yurttaşların çok önem verdiği bir konu. Yaşarken, helalleşme.

Siyasal İslamcı vahşi kapitalist ideolojide, sözüm ona milli ve muhafazakâr AKP’de, samimileri için sözüm meclisten dışarı, haricinde olanların hepsi için de helalleşme…

Türkiye Yüzyılı” veya “Yeni Türkiye” gibi.

Sahte, diyorum.

Şimdilik olmak kaydıyla, başka da bi’şi demiyorum.

 

**

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X