SIRADAN GÖZÜKEN, SIRADIŞI ZİYARET Peşinde olduğumuz armayı “Bahis” kuponlarında bulmadık
**
Futbolda bahis soruşturmasında Mert Hakan Yandaş’ın arkadaşı Dikmen’in, Slavia Prag-Fenerbahçe maçında “İsmail Yüksek en az 3 kez faul yapar” bahsini 15 kez oynadığı ve kuponların tuttuğu belirlendi. Fenerbahçe- Stuttgart maçında oynadığı “Sarı kart görür” bahsi ise Yüksek’in 90+8’de gördüğü kartla tuttu. (Basından)
İnanmak istemedim ve daha birkaç gün önce öğrendim.
Bir zamanlar espri konumdu: “Neredeyse hangi futbolcunun kart göreceğine dair bahis oynatacaklar…”
Oynatıyorlarmış.
Gebzespor’un deplasman maçları ile zaman zaman gündem yoğunluğundan gidemediğim iç saha maçlarını mackolik.com ve youtube kanalı Sıfır TV’den izleyip haberleştiriyorum.
mackolik.com’un skorla birlikte golleri, kartları ve değişiklikleri paylaştığı yayınının altına gelen yorumlara göz atıyorum bazen..
“Alt olur.. Üst olur… At bir tane daha üst oynadık…”
Bahis oyunları benim de ergenlik döneminde Spor Toto ile aşinası olduğum bir uğraş idi.
Beraberliğe (0), ev sahibinin galibiyetine (1), konuk ekip galibiyetine (2) kodlamaları ile aynı kolonda sıralı halde 13+1’i zorlardık. Ardından beraberlik üzerine kurulu Spor Loto hayatımıza girdi. Zaman zaman ona da takıldım. Milli Piyango almışlığım var. Olgunlaşınca bıraktım.
Kumar olduğunu idrak etmemin ardından, “Dinen günah” gerekçesiyle değil, sömürü çarkının bir parçası olmamak için…
Kim kaç para alıyorsa alıyor… Ortada bir emek var ve takımım Fenerbahçe… İyi de ben bu takımı aşkla, muhabbetle sevip mi kazanmasını istiyorum. Hiç emek sarf etmeden para kazanayım diye mi kazansın, istiyorum.
**
Kırmızı renkli olan grubunda temsilcimiz Gebzespor’un da yer aldığı 2’nci Lig’de ve bilumum profesyonel liglerde malum.. Hakemler ile başlayan bahis operasyonu süreci futbolculara da yansıdı.
İyi ama 2’nci Lig’in isim hakkı, “Nesine” adlı kumar şirketinde.
Yaman çelişki bundan ibaret de değil ki.
“Bahis şirketleri” deniyor ama düpedüz kumar şirketleri ve bir de kendi aralarında ikiye ayırmışlar…
Devletin sistemine kayıtlı olan yasal, diğerleri gayri yasal.
Kumar denilen zafiyetin İslam’a göre aykırılıklarını ve yanlış bulunan hali üzerine ben ahkâm kesmem. Günah olduğunu bilirim, o kadar. Din âlimleri var. Bilenleri var. Konuşabilenlerin, konuşma hakkı var ama şunu sorma hakkına sahibim:
Soran eden olursa İslam ülkesiyiz!
Meselenin Gebzespor boyutuna gelince…
Başkan Yusuf Öztürk bu dönemin ikinci restini Muşspor beraberliği sonrası “kongre” diyerek çekti…
Aradım. Bu sefer telefonla görüşebildik. Rest gerekçesini sordum. Birkaç taraftarın sosyal medya paylaşımını gösterdi.
Muşspor maçı sonrası, Fethiyespor maçına doğru Alaettin Kurt Stadı’nda bir idman öncesi teknik direktörümüz Muzaffer Bilazer’den demeç aldım. İç sahada beraberlikle biten maçın ardından, sosyal medyadan kimi paylaşımlara inceden sitemde bulundu…
Bahis operasyonunun takımın orta sahasını göçerttiğine sıklıkla vurgu yaparak eleştiride bulunanların durum ve koşulları da göz ardı etmemesi gerektiğini söyledi.
Bence gözardı edilen önemli detaylardan biri, en basit bir sosyal medya paylaşımının dahi hele ki negatif söylemli ise başkanından teknik heyetine, futbolcusuna… İnsana dokunan bir etkisi var.
Artık sistemin seyirciliğinde kontrolden çıkan ve sistemin de “Temizleyeceğim” diye eline yüzüne bulaştırdığı “Bahis” oyunları çılgınlığı biz dahil hemen her takımda, kupandaki tercihine göre takımını destekleyen ve yaklaşım gösteren bir taraftar veya “taraftar” kitlesini de türetmeye başladı.
Yorumun girizgâhını kart ile açtık, öyle tamamlayalım.
Temsilcimiz malum çarşamba günü de yine deplasmanda bu sefer grup lideri Mardin 1969 Spor’a konuk olacak. Geride kalan Fethiyespor maçına ise sarı kart ceza sınırında altı futbolcu ile çıktı ve Fethiye maçı öncesi Bilazer’e mevcut fikstür üzerinden soruyu yönelttiğimde futbolcuları sarı kart konusunda her maç öncesi uyardığına dair, benim de öngördüğüm veya herkesin öngörebileceği yanıtı verdi ama ekledi: “Uyarılara rağmen, olabiliyor…”
Nitekim Fethiye maçında sararan dört futbolcumuzdan biri, ceza sınırındaki Haşim Arda Sarman oldu. Maçı cuma gecesi Sıfır TV’nin bant yayınına dönüşen sitesinden izledim. Bence rakibin etkili atak üretemeyeceği kel alaka bir yerde, haybeden sarı kartı gördü.
Kaldı ki kararları doğru idi yanlış idi ayrı mesele…
Maçın hakemi Erdem Temel dört dakika öncesinde yine temsilcimizden Mustafa Pektemek’e benzer bir pozisyonda sarı kartı gösterdi ve bu pozisyonlara dair karakteristik özelliğini yansıttı. Ve yine bence 59’da Mustafa Pektemek’in üstelik rakip ceza sahasına cepheli ilerlerken Cihan Kazan veya Berat Satır tarafından düşürüldüğü ve faulümüzü de verdiği pozisyon hariç her pozisyonda, rakibe de sarı kartını esirgemedi.
Öte yandan Kazan veya Satır’a o pozisyonda sarı kartı göstermemesini hata olarak tespit ettiğimizi varsayalım. Maçın sonucuna etki eden bir hata değildi. Fethiye her şekilde maçı 11 kişi tamamlardı. Yine kaldı ki futbol hatalar oyunu ve hakemlerin de Tolore edilebilir derecede hatalarını, artniyet sezinlemediğim sürece makul görenlerdenim.
Velhasıl kelam, Haşim Arda Sarman’ı böylesi kritik bir süreçte, takımın eksiklerden tabiri caizse “belini doğrultamadığı” zaman diliminde Mardin maçı öncesi takımı eksik bıraktığı gerekçesiyle varsa eleştiren, haksız sayılmaz.
Ama aynı futbolcunun veya başka bir futbolcunun üzerine, “Kart görür/görmez” diye bahis oynayıp tepki gösterenine ne demeli?
Bu kulüp ve bu takım…
Kentleşmesini tamamlamamış Gebze’de; - eğitim kurumları ve ibadethaneler haricinde – her iç saha maçında kentleşmeyi yaşatan tek değer.
Başkanı, yöneticisi, teknik heyeti, futbolcusu değişir… Taraftarı da değişir aslında. Kimse dünyaya çivi çakmadı veya sanayiden sebep hala göç alan, nakillerden sebep kısmen göç veren bir ilçeyiz.
Kimsenin avukatı değilim zaten haddime de değil ama bu sezona dair ne kulüp başkanından, ne ana sponsor belediye başkanından, ne de düne kadar Cihan Erdil bugün Muzaffer Bilazer şahsında teknik direktörden kati bir dille şampiyonluk sözü verilmedi. Taahhütte bulunulmadı.
Görünen o ki bahis cezaları süresi dolup cezalılar geri dönse bile direk veya endirek şampiyonluk için takviyeye, o takviye için de paraya, bütçeye ihtiyaç var.
Bu ihtiyaç giderilirse sezonun ikinci devresinde direk şampiyonluk zayıf olasılık olsa bile endirek şampiyonluğun en güçlü adayları arasına gireriz.
Takviye olmaması halinde mevcut kadro ile çok zor olanı, belki de mucizeyi zorlarız. Bir ihtimal, yine çıkarız.
Kafamızı serin tutan detay, daha kötüsü olabilirdi. Ligden düşme riskimiz hiç yok.
Nihayetlendirirken…
Bu takımın taraftarının takımı idmanda ziyaret edip moral vermesi sıklıkla yaşanan vakadır ama bu zaman diliminde daha önemli ve anlamlıdır.
Fethiye deplasmanından istediğimizle dönememiş olsak dahi sahadaki mücadeleyi ben takdir ettim. Bu beğeni şahsımla sınırlı değil kanaatindeyim.
Yakın tarihte bir yorumumda da ifade ettim…
Biz armanın peşindeyiz.
O arma “bahis” kuponlarından türemede. Aynı kuponlarda, eritmeyiz…
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Konuştu da, ne konuştu? 21 Ocak 2026 Çarşamba
- Dünün özeti: Gazzeli’nin çığlığı, Büyükakın’ın önerisi 17 Ocak 2026 Cumartesi
- Kocaeli’de mesleğin tek çatısı KOGACE’dir 16 Ocak 2026 Cuma
- Uludağ tercihi Bursasporlu'ya destekmiş: Gazoz olma. Efsane ol 15 Ocak 2026 Perşembe
- Bahis'te Bilazer’i gönderdik: Yatacak yerimiz yok! 14 Ocak 2026 Çarşamba
- Gazze'yi de emeği de bombalıyorlar 13 Ocak 2026 Salı
- Atarlanmakla olsaydı: Çözüm kamulaştırma 12 Ocak 2026 Pazartesi
- Atatürk “giderayak” çok şey öğretti 09 Ocak 2026 Cuma
- Sistem ve düzen, susturmak için kalan seçeneği kullandı 08 Ocak 2026 Perşembe
- AKP’de Trump’ın “Dost”u ile yüzleşme 05 Ocak 2026 Pazartesi