KOGACE yoktu: Güleriz ağlanacak halimize Polat şahsında gazetecilik beraat etmedi. Tutuklandı

25 Eylül 2026 05:17
Nazım Özgün Erbulan’ın söz konusu dava sonrası sosyal medya paylaşımı Yeni Parti’nin tabelası dışında yeni bir parti olmadığının bir kere daha teşhiridir. AKP’nin açılımındaki “adalet” neyse Yeni Parti’de “yeni” odur: Konu mankenidir

**

Yorum güncellenmiştir...

***

Gazeteci arkadaşımız yargılanırken, meslektaşları da yalnız bırakmamak ve davayı takip etmek için duruşma salonundaydı. Ancak bir siyasi parti (Yanılmıyorsam Yeni Parti Kocaeli İl Örgütü) tarafından (1)*duruşma saatine denk getirilen basın açıklaması nedeniyle gazetecilerin bir kısmı meslektaşlarının yargılandığı duruşmayı takip edemedi. Bugün aynı siyasi parti tarafından, yargılanan meslektaşımıza yönelik “gazetecilik suç değildir” şeklinde destek açıklaması yapılması ise ayrıca düşündürücü.

Nazım Özgün ERBULAN

Özgür Kocaeli Gazetesi 

24 Eylül 2026 tarihli sosyal medya paylaşımı

**

 

Öncelikle bir davanın doğru tanımlanması ve yorumlanması gerektiği kanaatindeyim.

Yeni Parti’nin Kocaeli Büyükşehir ve İzmit Belediyeleri Meclis Üyesi Avukat Nazım Gençtürk ile meslektaşımız Cihat Polat’ın yargılandığı dava, konusu itibariyle bir garabettir.

“Türkiye Yüzyılı”nda sanık sandalyesinde oturması gerekenler müthiş bir aymazlıkla “mağdur”u oynamıştır.

Davanın Avukat Nazım Gençtürk şahsında siyasetçi tarafını bir tarafa veya belki ileride başka bir yoruma öteliyorum.

Meslektaşımız Cihat Polat şahsında gazetecilik, basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı yargılanmıştır. Sonuçta ne Cihat Polat ne de Polat şahsında gazetecilik, basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı beraat almamıştır.

Meslektaşımıza, “Konut dokunulmazlığını ihlal ettiği” gerekçesiyle 10 ay ceza verilmiş, hükmün açıklanması geriye bırakılmıştır.

Konut dokunulmazlığı da hangi konut, ne konutu?

Kaçak olduğu belgeli, aslında olmaması gerektiğinden ötürü olmayan hayalet misali konutta, dokunulmazlığı ihlal etmiş Cihat arkadaş..

Süresini bilmiyorum ama şimdi bilmem kaç sene, önüne benzer bir konu ve ihbar gelse ne yapacak arkadaşımız: Haber buz gibi kaçak yapı haberi. Ama haberi yaparsam, tutuklanma olasılığım var.

Aynı durum, bu mesleği aktif olarak sürdüren alayımız için geçerli demek ki: Benzer bir ihbar gelirde haberleştirirsek, aslında olmayan bir konutta konut dokunulmazlığını ihlal ettiğimizden yargılanma, hüküm giyme, bilmem kaç sene içinde benzerini tekrarlarsak da cezaevine girme ihtimali var.

Siyasal İslamcı Vahşi Kapitalist rejim, rejimden beslenen ve kendisinin de besi kaynağı destekçilerinin her tür haltını örtbas için basına aba altından sopayı ancak bu kadar gösterebilirdi, gösterdi.

O yüzden ilgili haberimin başlığı, “Hırsıza hırsız demek hırsızlıktan büyük suç” deyiminden ilhamla, “Kaçağa kaçak demek kaçaktan büyük suç” şeklinde türemiştir.

Bundan sonrası, polemikse polemik ama gerçeğimiz de bu:

Duruşmanın son celsesinin görüldüğü gün mahkeme salonundayım. Malum sağlık problemimden sebep söz konusu davada ıskaladığım detaylar var, farkındayım.

Duruşma esnasında, davacıların bir demecinin bir yerlerde yer aldığını öğrendim.

Kocaeli Halk adlı, gazeteci olduğunu iddia eden iş insanı Faruk Bostan’a ait “Sermaye basını” niteliğindeki, haber sitesi olduğu iddia edilen siteye girdim.

Öncelikle şunu ifade ederim: Elbette davacının da basına konuşma, demeç verme hakkı vardır. Hatta gazeteci gidip konuşturabilir de. Belki de olması gereken budur…

Farzı misal, Gebze Emek’e konuşacak olsa her ne söylediyse hiçbir yorum katmadan yazarım.

Ancak…

Tetikçiliğini, maşalığını, fedailiğini üstlenmek nedir ya

Faruk Bostan’ın içine yorum kattığı, “Haber Yorum” mahreci kullanmaya bile gerek görmediği, “Haber” olduğunu iddia ettiği yazı kümesindeki kimi ifadeleri kişinin kendi şahsiyetini ayaklar altına almasıdır. Zatı şahanelerinin tetikçiliğini, fedailiğini ve sözcülüğünü üstlendiklerinin ateşe dokunurken elleri yanmasın diye sergilediği maşalığından ötürü hangi yüzle “Gazeteciyim” diye gezdiğini… Geziyor işte ya.

“Ne insanlar gördüm üstünde elbise yok, ne elbiseler gördüm içinde insan yok" (Mevlana)

“Ne adamlar gördüm üstünde elbise yok, ne elbiseler gördüm içinde adam yok" (Güncelleştirilmiş hali)

Zaten hele ki 2002 sonrası, basın dâhil toplumsal ahlaki çürümenin zirve yaptığı ülkemizde, bir mesleğe bu kadar da kötülük yapılmaz ki yahu…

Duruşma salonunda gözlerim Merve Dişli’yi aradı…

Bir süre önce satın aldığı Yeni Kocaeli’de, haber dilinden ötürü KBB’den aldığı ilanlar kesilince tepki gösteren ve akabinde sitesinin hak ettiğine inandığım ilan desteğini galiba yine geri alan…

Yine KBB’nin bir etkinliğine bilinçli veya bilinçsiz akredite uygulanınca davet edilmeyince her zaman olduğu gibi “Basına akredite”yi değil kişiyi konu ve hedef edinen *(2) Merve Dişli’yi…

Aslında tepki gösterdiği her iki konuda da, konuyu merkeze aldığımızda doğru tespitler vardır ama bu kadar liberalleşmiş bir bakış açısı, yuh yani.

Bu mesleğin mekteplisi de olsak alaylısı da olsak hepimizin bir çıraklık evresi ve o evrede illakin bir ustası, abisi ablası oldu. Bir çırak ustasına bu kadar da benzemez ki yahu. Hatta, boynuz kulağı geçmiş kanaatindeyim.

Kaldı ki hiçbir partiyle tekilleştirilemeyecek kadar doğru ve tarihi bir slogandır: “Kurtuluş yok tek başına…”

Duruşma salonunda en büyük eksik ise, Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti idi.

Başkan Şahin Oktay ve/veya o celsede gerekirse başkanvekili sıfatıyla bir yönetim kurulu üyesiyle KOGACE temsil edilmeliydi.

Bir de şu detay ıskalanmamalı kanaatindeyim.

Şahsen çok yaşadım, hala da sürgit davalarım var ama şahsımdan sebep de yazmıyorum.

Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti; üyesi olsun olmasın herhangi bir gazetecinin yargılandığı davada, gerekirse Kocaeli Barosu’ndan da her tür lojistik desteği alarak, yargılanan gazetecinin savunma mücadelesini desteklemelidir.

Bu destek herhangi bir haber ve yorumundan ötürü yargılanan gazetecinin haberinin veya yorumunun desteklendiği anlamına gelmez. Zaten gelmemeli de.

Ve bu konu şahsımda bu şekilde, köşe yazılarında değil kasım ayındaki kongrede konuşulmalıdır.

Israrla tekrar ediyorum..

TMMOB bileşenleri, Kocaeli Barosu ve emsallerinde olduğu gibi kongremiz iki güne yayılmalı, birinci gün sadece ilimiz ve ülkemiz ölçeğinde gazetecilik konuşulmalı, hatta ilk gün seçilecek yönetimi bağlayacak tavsiye nitelikli kararlar alınmalıdır.

Yine ısrarla tekrar ediyorum..

Kongrede seçime çarşaf listeyle gidilmeli, bu şekilde kaybeden başkan adayının ekibinden yönetime aday olan arkadaşlarımızın yönetime girmesi ve o iradenin de bir şekilde yönetimde temsili, kendini ifadesi sağlanmalıdır.

Neymiş…

Çarşaf listeyle gidilirse seçilecek başkan, yönetimle uyumlu çalışamazmışmış…

Gördük iki adaylı, blok listeli seçimleri: Daha kaç kere, kaça bölünecekler?

Varsın önümüzdeki dönemin yönetimi kararlarını oy çokluğuyla alsın.

Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti;

Bireylerin değil tüm gazetecilerin çıkarları için mücadele eden, mesleği merkezine alan, üyelerini gözetip kollayan, yargılandığında savunma hakkı için destek olan bir meslek örgütü haline gelsin de, varsın o kararı da oy çokluğuyla alsın..

Bağlarken…

Meslektaşımız Nazım Özgün Erbulan’ın söz konusu dava sonrası sosyal medya paylaşımı

CHP’deki mutlak butlan sonrası kurulan Yeni Parti’nin tabelası dışında yeni bir parti olmadığının bir kere daha teşhiridir.

AKP’nin açılımında konu mankeni olarak kullanılan “Adalet” kelimesi o mecrada neyi ifade ediyorsa, Yeni Parti’de yeni kelimesi de aynı şeyi, koskocaman bir hiçi ifade etmektedir. Konu mankenidir.

Yarın öbür gün kongre nitelikli ön seçimleri olacak.

İkişer aday adayının adaylık için yarışacağı Gebze, Darıca ve Çayırova’da bu süreçte gördüklerim üzerinden tespitlerimi yorum konusu etmiyorsam, söz konusu ön seçim sürecinde oy hakkına sahip parti üyelerini etkileme hakkını kendimde görmememden sebeptir. Ama önümüzdeki yarın ve öbür günün bir sonraki günü de var…

Bence Yeni Partililer isimlerinden ötürü davacı olan Yenilik Partisi Genel Başkanı Öztürk Yılmaz’a saydırmayı bir tarafa bırakıp kendilerini bir garabetten kurtaracağı için “şükranlarını” ifade etmeli.

“Gazetecilik suç değilmiş”

Erdem Arcan… Sadece Arcan da değil. Selman Yıldırım…

Bunu önce partililerine inandır, anlat…

Külahım, daha sonra dinler…

Özbulan’ın 28 Nisan 2023 tarihli sosyal medya paylaşımındaki karesinde yer aldığı gibi..

Aslında ağlanacak halimize, güler geçeriz…

 

(1) NAZIM ÖZGÜN ERBULAN, CHP’Yİ KAST ETMİŞ

 

İlgili yorumum sonrası Nazım Özgün Erbulan’dan bir izah geldi.

Genç meslektaşımın “Ancak bir siyasi parti…” diye parti ismi vermeden tanımladığını, duruşma salonunda Yeni Parti İl Başkanı Erdem Arcan’ı görmüş olsam hatta kısa bir sohbet etmiş olsam dahi, bir de ne zaman yaptıklarını anlamadığım kitlesel açıklamalarından ötürü, Yeni Parti’nin eş zamanlı bir toplantısı olarak algıladım. Buna karşın parantez içine aldığım, Erbulan’ı bağlamayan tespitimde Yeni Parti’yi kast ederken şüphelerimden ötürü ‘Muhtemelen’ kelimesini de önden kullandım.

 Meslektaşımız, celse gün ve saatinde CHP İl Başkanı Selman Yıldırım’ın aday tanıtım toplantısı koyduğunu ve birçok arkadaşımızın da o toplantıdan ötürü duruşmaya katılamadığını söyledi.

 Erbulan’a şahsımda bu yorumun okurlarını da bilgilendirmesinden ötürü teşekkür ederim.

 Öte yandan ve bence, mesleki bir özeleştiri olarak kabullenilmesini dilerim: İl basınında o gün o toplantıyı giden arkadaşların hiçbiri o toplantıya katılmayarak, “Meslektaşımız şahsında mesleğimiz ve habercilik yargılanıyor” diye örgütlü ve çok radikal bir tepki gösterebilirdi.

 Nazım arkadaşımın ilgili bilgilendirmesine karşın, Yeni Parti’nin tabelası hariç yeni bir parti olmadığına dair eleştirim ise yorum konusundan bağımsız bir tespittir. Düzeltmem yoktur.

 CHP’ye gelince.. Bu konularda bildiğimiz CHP zaten ama içinden bir gerekçeyle yeni bir şey türeyince yeni bir şeyler umma yanılgısına düşmemek lazım demek ki. İyi niyetin bu kadarı, masal kahramanı Pollyanna’da bile yoktu galiba kanaatindeyim. 40-45 yıl sonra yine göz atmakta fayda olabilir şahsım adına.

 (2) MERVE DİŞLİ SOHBETTE YANITLADI

Söz konusu yorumda ilgili celsede gözlerimin aradığını belirtip son zamanlardaki bazı haber ve yorumlarını iğnelediğim Merve Dişli, ilgili davaya niye katılmadığına dair WhatsApp mesajıyla gerekçe izah etti.

Sohbet olarak değerlendirdiğimi ama yanıt hakkı kullanmak istiyorsa da yer vereceğimi söyledim.  

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X