KOCAELİ SUSTU. ZONGULDAK DUYDU Sizin hiç abiniz uykudayken öldürüldü mü?

29 Temmuz 2026 07:10
Kimin kardeşi, oğlu, babası, eşi olduğundan bağımsız bu ülkenin ve özelde bu ilin, Kocaeli’nin bir yurttaşı Ukrayna’nın hain saldırısında, uykusunda uyurken, bombalanarak öldürüldü yahu. Milletvekilliği yaptığınız, seçim dönemlerinde oyunu istediğiniz, bu ilin bir yurttaşı öldürüldü.

**

Benim üç ümidim insan hakları ihlallerinde Türkiye’nin altını üstüne getiren DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ile İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan ve Yeniden Refah Partisi Kocaeli Milletvekili Mehmet Aşıla’da idi aslında ama her üçü de sustu…

Ne mutlak butlan sürecinde halktan bağını tamamen koparan düne kadar CHP, günümüz itibariyle Yeni Parti’nin Kocaeli Milletvekilleri Harun Özgür Yıldızlı, Mühip Kanko ve Nail Çiler

Ne biat kültürünün tek egemen olduğu, Erdoğan ve Bahçeli’nin kışt demediği kediye liderlerinden işaretsiz kışt dahi diyemeyeceğini kanaat edindiğim MHP ve AKP Kocaeli Milletvekilleri; Saffet Sancaklı ile Cemil Yaman, Mehmet Akif Yılmaz, Radiye Sezer Katırcıoğlu, Sadettin Hülagü, Sami Çakır ve Veysal Tipioğlu..

Kimin kardeşi, oğlu, babası, eşi olduğundan bağımsız bu ülkenin ve özelde bu ilin, Kocaeli’nin bir yurttaşı Ukrayna’nın hain saldırısında, uykusunda uyurken, bombalanarak öldürüldü yahu. Milletvekilliği yaptığınız, seçim dönemlerinde oyunu istediğiniz, bu ilin bir yurttaşı öldürüldü.

Milletvekilliği yaptığınız, seçim dönemlerinde oyunu istediğiniz, bu ilin bir yurttaşı…öldürüldü.

Ölüm, hepimiz için kaçınılmaz son.

Yeryüzünde, bir gün öleceğini bilerek yaşayan tek canlı türü, insan…

Ama ölüm var, ölüm var…

Kabul edilebilir olanı var, kabul edilemez olanı var…

O bakımdan, meslektaş olduğumuzda, bir zamanlar mesai arkadaşı olduğumuz da doğrudur ama şu isyanında,

Ukrayna’nın son hain saldırısında abisini kaybeden Abbas Çakar, şu isyanında haksız mıdır?

“Sokaktaki bir çukuru dahi Meclis gündemine taşıma yarışı veren vekillerimizin; Karadeniz’de Turk bayraklı gemilerimizin dronlarla vurulması karşısında sessizliğe bürünmesi kabul edilemez. Ülkenin burnunun dibinde navlun ve can güvenliği tehdit altındayken bu duyarsızlık neyin nesi?

Sizin hiç abiniz uykusunda iken bombayla öldürüldü mü?

Neyse ki Kocaeli’nin milletvekillerinin “millet”vekili hale bürünüp üç maymunu oynadığı;

Aslında Kocaeli ötesi bir Milli Güvenlik sorununu CHP Zonguldak Milletvekili Operatör Doktor Eylem Ertuğ Ertuğrul meclis gündemine taşıdı ve şunları kaydetti:

“Bugüne kadar Azak Denizi'nde 119, Karadeniz'de 64 olmak üzere toplamda 183 tane ticari gemiye saldırı yapıldı. Ve son zamanlarda saldırıya uğrayan gemiler arasında Türk bayraklı veya Türkiye bağlantılı ticari gemiler var.

Ve bu konuda en son açıklama Dışişleri Bakanlığı tarafından 22 Haziran'da yapılmıştı. Bu açıklamada, yapılan bu saldırılardan duyulan rahatsızlığın ilgili ülkenin makamları nezdinde dile getirildiği ifade edilmiş ve Karadeniz'de sivil gemilerin seyrüsefer emniyetinin sağlanması için tüm tarafların bölgedeki gerilimi azaltacak önlemleri alınması için çağrı yapıldığı ifade edilmişti.

Bizler de bu saldırıların başladığı ilk günlerden itibaren, eğer gerekli reaksiyon şimdi verilmezse müteakip dönemde Türk bayraklı veya Türkiye bağlantılı gemilerin de bu saldırılara maruz kalmamasının herhangi bir garantisi olmadığını ifade ettik ve uyarılarda bulunduk.

Saldırılardan sorumlu devlet veya devletler nezdinde gerekli girişimlerin en üst düzeyde ve gecikmeden başlatılması ve kamuoyunun bu süreçle ilgili açık, şeffaf ve düzenli bir şekilde bilgilendirilmesi gerektiğini ifade ettik.

Son 48 saatte gerçekleşen saldırıların yoğunluğuna bakıldığında, daha önce yapılan çok sayıda uyarıya rağmen önleyici ve caydırıcı fiili tedbirlerin yeterli seviyede uygulanmadığı maalesef görülmektedir.

Karadeniz'de mayınlar, silahlı insansız deniz araçları, silahlı insansız hava araçları bir nevi cirit atıyorlar ve bunlar sivil-asker ayrımı yapmadan, savaşan-savaşmayan veya tarafsız ayrımı yapmadan ticari gemiler de dâhil herkese saldırıyorlar.

Örneğin 5 Haziran'da Yılan Adası açıklarında bir balıkçı teknemize saldırı düzenlendi ve maalesef 47 yaşındaki bir balıkçımız hayatını kaybetti.

Bugüne kadar ticari gemi mürettebatlarında bulunan pek çok Türk vatandaşımız da yaralandı ve hayatını kaybedenler de oldu. Bunlardan bir tanesi de Ukrayna'nın 10 Temmuz tarihinde gerçekleştirdiği saldırıda Türk bayraklı Sabahat Telli isimli gemide görev yapan Zonguldaklı hemşerim Kadir Kamil Çelebi'ydi.

Bu saldırılarda yaşamını yitiren tüm vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum, yaralılara da acil şifalar diliyorum.

Artan saldırılar çok dikkat çekici düzeydedir. Saldırıların gerçekleştiği yerler Türk deniz yetki alanlarının dışında olsa bile gelişmeler doğrudan milli güvenlik meselesi haline gelmiştir.

Bu durumda çatışma hukuku devreye girmektedir. Bunlar tartışmasız şekilde hukuksuz saldırılardır. Çatışma hukukunda iki kriter vardır: Bir, ayrım yapmak (yani asker mi, sivil mi?), iki, orantılılık.

Bu gemiler sivil ticari gemilerdir ve günlük hayatın idamesi için gerekli olan ham petrol ve tahıl gibi yükler taşımaktadır. Yani bu gemilere saldırılması tamamen hukuksuzdur.

Bizim kıyı politikamız Karadeniz'in güvenliğini Karadeniz'e kıyıdaş devletler tarafından sağlanmasıdır. Kıyıdaş olmayan devletlerin bayraklarına sahip gemilerin Karadeniz'de saldırıya uğramaları burada güvenliğin sağlanamadığı algısını kuvvetlendirmektedir. Yani bu gelişmeler Türkiye'nin güvenilirliğini, caydırıcılığını ve ulusal menfaatlerini doğrudan etkilemektedir.

Oysaki eğitimli personeliyle, harekât tecrübesi ve gelişmiş kabiliyetiyle Türk Donanması uygun planlama ve siyasi irade ile gerekli güvenlik tedbirlerini almaya muktedirdir. Ancak bu konuda zafiyet yaşandığı son gelişmeler de göz önüne alındığında açıkça ortadadır.

Karadeniz'e dışarıdan müdahalelerin önü asla açılmamalıdır. Dünyanın günlük ihtiyacı olan ham petrol ve doğal gazın yüzde 2,5'u Türk boğazlarından geçmektedir. Burada bakarsak bu gelişmeler ışığında deniz yoluyla ham petrol ve doğal gaz ihracatının güvenli olmadığı algısı oluşmaktadır.

Karadeniz'deki bu güvenlik zafiyeti doğrudan mutfağımıza, soframıza ve Türkiye ekonomisine bir darbe vurmaktadır. Bölgeye gemi göndermek isteyen armatör sayısının azalması, sigorta maliyetlerinin artması ve benzeri sebeplerle navlun maliyetlerinde çok önemli artışlar yaşanmaktadır.

Ve sektör temsilcilerinin de vurguladığı üzere Karadeniz'den ülkemize gelen yem hammaddesi ve ayçiçeği yağı tedarik zinciri kırılmıştır.

Ayçiçeği yağının ton fiyatı bir gecede tam 40 dolar artmıştır. Yem hammaddesi ithalatı durma noktasına gelerek hayvancılık sektörümüz ve dolayısıyla gıda enflasyonumuz çok ciddi şekilde tehlike altına girmiştir.

Bölgedeki lojistik kilitlenme, liman kentlerimizin ekonomisini ve sanayisini de negatif bir şekilde etkilemektedir.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin sunduğu tarihi haklarımızı ve bölgedeki diplomatik ve askeri caydırıcılığımızı sonuna kadar kullanmak zorundayız. Bu doğrultuda devletimiz sivil gemilerimiz için erken uyarı ve koruma mekanizmalarını derhal aktif etmeli, saldırıların devam etmesi durumunda ilgili devletlere gerekli yaptırımlar yapılmalı ve hayatını kaybeden denizcilerimizin ailelerinin hakları hukuki güvence altına alınmalıdır ve kamuoyu bölgedeki seyir güvenliği konusunda tam, şeffaf ve düzenli bir şekilde bilgilendirilmelidir.”

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X