İŞÇİLERİN BİRLİĞİNDE SERMAYEYİ YENECEKTİ Tarhan konuştu: Partiye bi’şi olmasın

04 Haziran 2026 07:09
Düzce’deki fabrikasında sendikal örgütlenmelerde iki sendikayı birden tasfiye ederken Gebze’deki 1 Mayıslarda “İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek” dövizi arkasında yürüyen Tahsin Tarhan, MYK’daki görevi “Partiye zarar gelmesin” diye kabul etmiş

**

Sevgili okur…

Öncelikle gerekçesi her ne olursa olsun kişisel ve kurumsal bir özeleştiri ve bir takdirle başlamak gerekirse…

Şahsımda Gebze Emek Haber Sitesi, CHP’de süregiden ve malum mutlak butlan sürecinin Gebze Bölgesi ölçekli yerel habercilik refleksinde yetersiz kalmıştır.

Bu anlamda..

Genç meslektaşım Hanifi Surun, Kocaeli Barış’ta takdiri hak eden bir habercilik ve haber takipçiliğine imza attı. Gebze İlçe’deki 38’nci dönem kurultay delegelerinden İlçe Başkanı Gökhan Orhan ile eski ilçe başkanı Özkan Koçak ve Bekir Tat’ın CHP’de kurultaya gidilmesi için imza verdiğini, Dilesen Karataş’ın imza vermediğini haberleştirdi. Hatta Karataş’a sormuş galiba. Karataş, imza verip vermeyeceğine dair bilgilendirmede bulunmayacağını söylemiş.

Darıca’da İlçe Başkanı Hüseyin Cihan Özaltan ile kadın kollarının önceki dönem başkanı Hilmiye Selçuk ile Kasım Cengiz de kurultay için imza verdi. Darıca’da fire yok.

Çayırova’da İlçe Başkanı Binali Eniş ve Erdoğan Demircan.. imzayı verdi.

Gebze Bölgesinde, Dilovası’nın eski ilçe başkanı ile birlikte ilimizde Gülseren Solmaz Altunel ve Tolga Papakçı’nın kurultay için imza vermediğini, yine Hanifi Surun imzalı haberlerde okuduk veya en azından, ben okudum.

Bize bu bilgileri aktaran ve takdire şayan bir yerel gazetecilik örneği sergileyen Surun’u tebrik ederim.

CHP’de mutlak butlan kararı sonrası genel başkanlık koltuğuna çöken Kemal Kılıçdaroğlu’nun A takımını açıkladığı gün, o takımda CHP Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan’ın Sanayi ve Ticaretten Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak yer aldığını, diğer haber sitelerinden 12 saat sonra falan haberleştirdim.

Bizim mesleğin tabiriyle ve günümüz habercilik koşullarında aslında, “Bayat” bir haberdi ve zaten duyan duymuştu.

Takıntım değildir ama hangi haber ve yorumun kaç kişi tarafından okunduğunu önemserim.

Haberi, 12 saat sonra girmeme rağmen 400’ü aşkın kişi tarafından okundu.

Gebze Emek dâhil olmak üzere her haber sitesinin tamamen kendisine özel takipçileri olduğuna dair kanaatim vardı. Daha da pekişti.      

Antiparantez; Ya da mütevazı olmamak gerekirse Gebze Emek; kendine has ve özgün haberciliğiyle, Gebze bölgesinin tekidir. Tıklanma sayısı üzerinden refikleri arasında kaçıncı sırada imiş falan filan kaygısı olmadan, bence gazeteciliğimi doğru bir tercih biçimi üzerinden sürdürüyorum kanaatindeyim.

“Tarhan yeni MYK’da” üst başlık ve “Sanayi ve Ticaretten Sorumlu Olacak” başlıklı naçizane haberime yine dönünce…

Mutlak butlan kararının hemen ardından Tarhan’a dair, gözlemlediğim kadarıyla ilk paylaşım bir süre önce Kocaeli Barış’tan ayrılan ve mesleğini Yeni Kocaeli Haber Sitesi’ni satın alarak imtiyaz sahibi olarak sürdüren genç meslektaşım Merve Dişli’den geldi.

Bu zaman dilimindeki haberleriyle Kılıçdaroğlu’na daha yakınmış gibi durduğu izlenimi uyandıran Dişli, şahsının ve Yeni Kocaeli’nin Facebook sayfalarından yaptığı, “Şok iddia. Tarhan İl Başkanı mı oluyor?” başlıklı paylaşımda,

“CHP için çıkan mutlak butlan kararının ardından 40’a yakın il başkanının değişmesi bekleniyordu. Kulislerde şimdi şok bir iddia dolaşmaya başladı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun son MYK’sında da yer alan CHP Kocaeli eski Milletvekili Tahsin Tarhan’ın CHP Kocaeli İl Başkanı olacağı iddia edildi. Değişim kurultayında Özgür Özel’in PM listesine girdiği halde Kocaeli örgütünden yediği çizik nedeniyle liste dışı kalan Tarhan bakalım bu görevi kabul edip siyasete geri dönüş yapacak mı?”

görüşlerine yer verdi.

Tarhan’ın olası il başkanlığına hiç olasılık vermedim. Kaldı ki sitemiz köşe yazarlarından, CHP Gebze İlçe eski Başkanı Avukat Recep Dursun’a da arada sordum ve (eksik olmasın, geniş bir yazılı bilgilendirmesini meraklısı için, yorumun sonuna) ekledim. Bu süreçte sadece İstanbul İl Örgütünde kongreye gidilecek. Ancak Kılıçdaroğlu’nun il veya ilçelerde görevden alma yetkisi var. Kılıçdaroğlu’nun mutlak butman sürecinde çok radikal karşı tavır alan il ve ilçe başkanlarına dahi böylesi bir baskı uygulayacağına mantık vermiyorum, ama yine de belli olmaz. Ola ki ilimizde Erdem Arcan’ı görevden alsa dahi Tahsin Tarhan’ı il başkanlığı pek kesmez kanaatindeydim. Öyle de oldu.

 CHP’de Özgür Özel’in Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı kazandığı iki turlu kurultayda iki farklı tutumuyla bilinen Tarhan’ı arayıp soracaktım ancak milletvekilliği dönemi sonrası tabiri caizse ‘Sırra kadem basan’;

Geçtiğimiz aylarda da ne yapıp ettiğine dair biraz da hal hatır sormak için aradığım ama dönüş alamadığım Tahsin Tarhan’ı aramaya elim varmadı.

Antiparantez; İkili ilişkilerim beni bağlar… Bu zeminde, bazı kişilere hak ettiğinden fazla değer vermemem gerektiğini tecrübeyle sabit edindim. Ulaşılamaz olana, ulaşmaya çalışmaya bile değmez.

Ama CHP Gebze Gençlik Kollarının eski başkanlarından, Tahsin Tarhan’a milletvekilliği sürecinde yanılmıyorsam danışmanlık yapan Kurultay Gerze’nin 02 Haziran’daki şu Facebook paylaşımı dikkatimi çekti:

CHP’de mahkeme kararı sonrası oluşan yeni yönetimde Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilen Tahsin Tarhan, parti içindeki kriz sürecinde sorumluluk üstlendiğini belirterek, “Partiye zarar gelmesin, gerekirse bedelini ben ödeyeyim. Yeter ki Cumhuriyet Halk Partisi bu süreçten güçlenerek çıksın” dedi. Benim algıladığım Tarhan bir sosyal mecrasında böyle bir paylaşımda bulunmuş.

İlgili haberimin linkinin Facebook paylaşımına gelen yorumlarla devam edecek olursam;

CHP İl Kadın Kolları Yönetim Kurulu Üyesi ve Gebze İlçe Kadın Kolları eski Başkanı Kıymet Ayan, “Çok üzücü

Denizli Köyü eski muhtarı ve CHP Gebze İlçe kongre delegesi Necat Araba, “Anlamadığım sanki yıllarca yönetimde kalacakmış gibi görev dağılımı yapıyorlar. Yapılacak iş çok basit, hemen acilen genel kurul. Türkiye demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçeceksiniz.”

Ali Aytar; “Tahsin başkan ve vekilimiz. Sen de mi saraycı çıktın. Gözlerimle görmesem inanmazdım

Halil Uçan; “H…..lar, arsızlar grubu halkını, partisini, geleceğini karanlığa itiyor.”

Şevket Atalayın; “Tahsin Bey, Kocaeli halkı sizi milletvekili seçti. Il-ilce teşkilatları seçilmeniz için çalıştı. Şimdi butlancılarla berabersiniz. Peki, seçim bölgenizin eğilimine rağmen böyle bir tercih yapmanız doğru mu? Demek ki koltuk sevdası seçim bölgenizdeki insanlardan daha önemliymiş! Siz karakterinize uygun davranmışsınız. Eminim Kocaeli halkı ve CHP örgütü de hakkettiğiniz tepkiyi yeterince gösterir.”

Kıymet Özbalçık, “Size oy yok

Önder Özdemir, “Tam görevi. Partiyi iyi tamir…”

Ahmet Kavurmacıoğlu, “Yazıklar olsun”,

Gürkan Saltaş, “Milletvekili olmak için çok masrafı oldu. Tabi ki burada olacak. Yakında TGRT yayın yönetmeni olursa şaşırmayın

Memet Fındıklı, “Tahsin Tarhan benim sevmediğim bir zat. Neden sevmiyormuşum, ortaya çıktı

Ali Bülbül, “Koltuk sevdası”,

Hasan Demirli, “Yazıklar olsun. Bir koltuk uğruna Tayyib’in koltuk değneği oldunuz. Halk size hak ettiğiniz cevabı verecektir

Erdoğan Balcı, “Hainlere oy yok

Diye yazarak tepkilerini ifade etti.

Bu gibi durumlarda hafıza, bazen bazı şeyleri hatırlatıyor.

Milletvekilliği döneminde gerek Gebze gerek İzmit’teki 1 Mayıs eylemlerinde “İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek” dövizi arkasında yürüyen Tahsin Tarhan…

Sahibi olduğu Düzce’deki TT Çelikyay fabrikasında işçiler sendikal örgütlenmeye yöneldiğinde hem DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş hem de Türk-İş’e bağlı Türk Metal’e “geçit vermeyen” bir sanayici, iş insanı idi.

Düzce yerel basınının da ama emek hareketine ilgisizliği ama kuvvetle muhtemel “Duygusal” sebeplerden görmezden geldiği vakaların basına sızmamasının rahatlığında..

1 Mayıs mitinglerinde rahatlıkla boy gösterdi.

Nihayetinde bağlarken;

Mutlak butlan kararı; İbrahim Kabaoğlu’nun da bir süre önceki paylaşımında yer aydığı gibi hukuk bir tarafa, hele ki CHP’de, kabul edilemez bir karardır.

Yargının; siyasetin güdümünde olduğu ayan beyan ortadadır. Kararın tam da Kurban Bayramı öncesine denk getirilmesi de göz ardı edilmemelidir. Yargı marifetiyle siyasi erk tarafından CHP kendi içine, tam da bayram öncesi sürüklenmiştir.

Aynı zamanda AKP Genel Başkanı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir gün herkesin AKP’li olacağına dair söylemi doğru okunmalıdır. Kast edilen, AKP üyeliği ve seçmenliği değildir. CHP başta olmak üzere farklı partilere üye ve seçmen ama iktidar güdümündeki muhalif kılıklılardır. Onlar zaten partilerine oy vermelidir çünkü “demokrasi” gereği iktidarın “muhalefete” de ihtiyacı vardır.

Kemal Kılıçdaroğlu ve şürekâsı; parti içi demokrasinin tam anlamıyla lav edildiği AKP’nin Genel Başkanı tarafından..

Partisinin kongrelerine aday atayan Erdoğan tarafından atanarak CHP’nin tepesine getirildi.

Her ne gerekçeyle hazmeden varsa, “Ne mideymiş bee”den ötesi yok.

Tahsin Tarhan da Partiye zarar gelmesin, gerekirse bedelini ben ödeyeyim. Yeter ki Cumhuriyet Halk Partisi bu süreçten güçlenerek çıksın” diye hazmetti.

Halbuki…

İşçilerin birliği olarak sermayeyi yenecektik hep birlikte!

**

Recep Dursun:

KARAR KESİNLEŞMEDEN DE KURULTAY TOPLANABİLİR!..

Karar kesinleşmeden hiçbir şekilde kurultay toplanamaz” ifadesi mutlak olarak doğru değildir.

Zira karar metninde “kesinleşmeye kadar hiçbir kurultay yapılamaz” şeklinde açık ve genel bir yasak hükmü yoktur.

Kararın hüküm kısmında iki ayrı şey var:

A-Esas hakkında hüküm:

4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultayın mutlak butlan nedeniyle iptaline; bu tarihten sonra yapılan olağan/olağanüstü kurultayların ve bu kurultaylarda alınan kararların iptaline; 38. Kurultay öncesi duruma dönülmesine karar verilmiş.

B-İhtiyati tedbir:

  1. Kurultay ile göreve gelen Özgür Özel, MYK, PM ve YDK üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına; 4-5 Kasım 2023 öncesi genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile PM ve YDK üyelerinin “karar kesinleşinceye kadar tedbiren görevi üstlenmelerine/göreve iadelerine” karar verilmiş. Ayrıca tedbirin gereği için YSK, Ankara İl Seçim Kurulu, Çankaya 4. İlçe Seçim Kurulu ve Ankara Valiliğine gönderilmesine hükmedilmiş.

 

Bu nedenle kararın doğrudan sonucu, kesinleşmeye kadar kurultay yasağı değil; kesinleşmeye kadar parti yönetim yetkisinin tedbiren 38. Kurultay öncesi organlara bırakılmasıdır.

Tedbir hükmü, niteliği gereği karar kesinleşinceye kadar geçici hukuki durum yaratmak üzere düzenlenmiştir.

Kararın bizzat hüküm fıkrasında “karar kesinleşinceye kadar tedbiren görevi üstlenmeleri/göreve iadeleri” denilmesi de bunu gösterir.

Dolayısıyla , bu tedbir kararı kaldırılmadıkça veya etkisiz hale gelmedikçe, 4-5 Kasım 2023 Kurultayı ile göreve gelen mevcut genel başkan Özgür Özel ve yönetimin kurultay toplaması/çağırması yetkisizlik nedeniyle hukuken sakat olur.

Bu sebeplerle kurultay süreci ancak kararın tedbiren göreve iade ettiği önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve organlar eliyle  parti tüzüğü ile 2820 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak yürütülebilir.

Dolayısıyla mesele kesinleşme engeli değil, esasen yetkili organ ve tedbir kararına uygunluk meselesidir.

Evet, söylediğim husus öz olarak bu; ancak iki kayıtla ifade etmek gerekir.

1-Tedbir, metin itibarıyla “kurultay yapılamaz” yasağı değil.

Kararda ihtiyati tedbirin konusu 4-5 Kasım 2023 Kurultayı ile göreve gelen Özgür Özel, MYK, PM ve YDK üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılması,4-5 Kasım 2023 öncesi genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki PM ve YDK üyelerinin karar kesinleşinceye kadar tedbiren görevi üstlenmeleri/göreve iadelerine karar verilmiştir.

Bu hükümde, lafzen:“Karar kesinleşinceye kadar parti hiçbir kurultay toplayamaz”şeklinde genel ve mutlak bir yasak yok.

2-Tedbirin pratik sonucu yetkili çağrı organı değişiyor.

Tedbir, kurultayın kategorik olarak toplanmasını değil; 38. Kurultay ile oluşan mevcut yönetimin kurultay çağırmasını ve parti organı sıfatıyla işlem yapmasını engeller.

Buna karşılık, mahkemece tedbiren göreve iade edilen/önceki duruma döndürülen Kemal Kılıçdaroğlu ve organları, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu, parti tüzüğü, delege yapısı, çağrı usulü, gündem, süreler ve seçim kurulu işlemleri bakımından hukuka uygun olmak şartıyla kurultay çağrısı yapabilir.

Ancak “her kurultay çağrısı güvenli olur” denemez.

Burada kritik nokta şu: Karar yalnızca tedbir kurmuyor; aynı zamanda 38. Kurultayın iptaline ve 4-5 Kasım 2023 öncesi duruma dönülmesine de hükmediyor. Ayrıca bu tarihten sonra yapılan olağan ve olağanüstü kurultayların ve bu kurultaylarda alınan kararların iptaline karar verildiği görülüyor.

Bu nedenle yeni bir kurultay çağrısı yapılacaksa: çağrıyı tedbiren göreve iade edilen yetkili organların yapması, çağrının 38. Kurultay sonrası iptal edilen organ/kararlara dayanmaması,delege listesi ve teşkilat yapısının mahkemenin “önceki duruma dönme” hükmüyle çelişmemesi,,2820 sayılı Kanun ve CHP Tüzüğü’ndeki olağan/olağanüstü kurultay usulüne uyulması,seçim kurullarına gönderilecek belgelerin tedbir kararına uygun hazırlanması gerekir.

Sonuç olarak benim değerlendirmem;

Bu tedbir kararı, başlı başına ve mutlak biçimde kurultay toplanmasına engel değildir.

Fakat tedbir yürürlükteyken kurultay çağrısı, 38. Kurultay ile oluşan Özgür Özel ve yönetimin çağrısı ise tedbir kararına aykırılık ve yetkisizlik nedeniyle ciddi şekilde sakat olur.

Ancak kararla tedbiren göreve iade edilen Kemal Kılıçdaroğlu ile dönemindeki yönetim/organlar tarafından, yasa ve tüzüğe uygun biçimde yapılabilir...

Burada mesele  göreve iade edilen Kılıçdaroğlu ve yönetiminin niyeti ve irade gösterip göstermeyeceğidir. .

Dolayısıyla göreve iade edilen Kılıçdaroğlu ve yönetimin ın tedbir kararı devam ettikçe kurultay toplanamaz şeklindeki beyanları gerçeği yansıtmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X