DENİZ İLE “SADECE ARKADAŞ” BİLE DEĞİLMİŞ Tuzlalı devrim yapıp rejimi değiştirmişti

02 Ağustos 2026 07:40
Bir diğeri ise sadece Tuzla’nın değil aynı zamanda özellikle Çayırova’nın sorunudur. Kaynağı Tuzla Deri OSB’de bir arıtma tesisi veya fabrika olduğu sanılan yerden salınan koku, rüzgârın esiş yönü batı ise, Çayırova’yı da boğmaktadır.

**

Türkiye’nin hemen her ilinde, farklı illere bağlı sınır komşusu ilçeler, birbiriyle iç içedir. Bu zeminde İstanbul’un Tuzla İlçesi ile Kocaeli’nin Gebze İlçesi de birleşik ilçedir. Hatta Türkiye’nin sanayi haritasında Tuzla’daki OSB’ler, Dilovası’na kadar uzanan Gebze Sanayi Havzası içindedir.

Gebze’de ama iş dünyası ama aktif siyaset içinde yer alan çok sayıda kişi Tuzla’da ikamet etmekte…

Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında Tuzla sahili, Gebzeli kaynamaktadır.

Bu zeminde; Tuzla’da CHP’li Belediye Başkanı Avukat Ali Eren Bingöl’ün saf değiştirerek AKP’ye dahli ülke gündeminde de yer edinmekle birlikte, sınır komşuluğumuzdan ve bu iç içe halden ötürü, yerelimiz ölçekli bir hadisedir.

Kaldı ki Eren Ali Bingöl liseyi Darıca Ülkün Yalçın Anadolu Lisesinde tamamlamıştır.

Kaldı ki;

Tuzla Belediyesinin sitesindeki özgeçmiş bölümünde hafta içine denk geldiğinden olsa gerek hala AKP’ye geçtiği yazıyor olmamakla birlikte;

“İlçe Başkanlığı görevi süresince Tuzla'nın koku sorunu ve Konaşlı bölgesinin imar planı gibi önemli sorunlar üzerine çalışmalar yaptı” da yazmaktadır.”

İlgili bölümde, “Tuzla’nın koku sorunu”ndan kast ettikleri yanılmıyorsam…

Akşam saatlerinde sahilin marina tarafında bastıran lağım kokusudur. Hala koku problemi sürmektedir.

Bir diğeri ise sadece Tuzla’nın değil aynı zamanda özellikle Çayırova’nın sorunudur. Kaynağı Tuzla Deri OSB’de bir arıtma tesisi veya fabrika olduğu sanılan yerden salınan koku, rüzgârın esiş yönü doğu ise, Çayırova’yı da boğmaktadır.

“Konaşlı bölgesinin imar planı gibi önemli sorunlar” derken o sorunlar yakın tarihte patlak da vermiş ve CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinde, esaslı bir karşı çıkışı olmuştu.

Benim algıladığım…

AKP’li Şadi Yazıcı ve/veya İdris Güllüce döneminde yapılan toplu konutların imar planı üzerindeki arsa yer tahsisleri ve bazı arsa kaydırmalarda bir takım limonilikler var. Tuzla Belediye Meclisinde o yurttaşların tapu ve Anayasa’da yeri olan barınma hakkının sağlanması için oy birliğiyle alınan karar, İBB Meclisinde o arsa kaydırmalarda hukuksuzluk olduğu için geri çevrildi ve yıkıma kadar varan yaptırımlar istendi.

Şayet algıladığım ve anladığım doğruysa bence bu konuda Tuzla Belediyesi ve Başkan Bingöl haklı. O arsa kaydırmalarda varsa limonilikler, varsa birilerine haksız rant vesaire bu oralardaki binalarda dairelerde yer edinen yurttaşları bağlamaz. Bedeli onlara ödetilemez.

Bence..

Meselenin üzerine gidilseydi ve varsa limonilik, Şadi Yazıcı ve İdris Güllüce dönemi olası film fırıldakları olacaktı.

Şöyle bir Üsküdar’a göz atalım…

Önceki Belediye Başkanı AKP’li Hilmi Üsteler dönemine dair onlarca iddia, Cumhuriyet Savcılığı veya ilgili kurumlarca, “Soruşturmaya gerek yoktur” diye geri çevrildi.

Mevcut Belediye Başkanı Sinem Dedetaş aleyhine benzer, somut dayanağı olmayan iddialar ise beraberinde tutuklamayı getirdi,

Ola ki…

Eren Ali Bingöl kendisinden önceki dönemlerde imar hareketlerine dair Yazıcı ve/veya Güllüce aleyhinde suç duyurusunda bulunsa yine “Soruşturmaya gerek yoktur” denecek ve ardından ortaya bir gizli tanık ve bir sürü iddiaları, özel kalem müdürlüğünde çantalı birili görüntüleri falan filan eşliğinde Bingöl de soluğu cezaevinde alacaktı ve bence almalıydı.

İzmit’te Fatma Kaplan Hürriyet’in, Üsküdar’da Sinem Dedetaş’ın dik ve asil duruşunu sergileyemedi.

Bazı mücadeleler bedel ödemek gerektirir ve rejim size o bedeli hapishanelerde tutsak ederek ödetiyorsa bu o bedeli ödeyen kişi için payedir.

Bedel ödemeyi göze alamayan için ise yakasına takılan o ampul rozeti, ömrü boyunca o ceketi çitilese, çıkartamayacağı bir lekedir.

CHP’den istifa edip AKP’ye geçmesinin ardından malum ve zaten öngörülür şekilde, sosyal medya yangın yeridir.

CHP Tuzla İlçe eski Başkanı Hasan Uzunyayla’nın paylaşımında ise bazı önemli detaylar kayda değerdir kanaatindeyim:

“Üç yıl önce; ilçe başkanlarının aday olamayacağı yönündeki parti kararını yok sayarak, üyelerimizin demokratik ön seçim talebini görmezden gelerek ve aday belirleme sürecini yalnızca 2023 Kurultayı’ndaki siyasi tercihlere göre şekillendiren anlayışın, partimize ağır bedeller ödetebileceğini söylemiştim. O gün de itirazım kişilere değil, yönteme ve anlayışaydı. Bugün yaşanan tablo karşısında keşke çıkıp, ‘Yanılmışım’ diyebilseydim.

Bugün Tuzla’da sandığın emanet ettiği irade, milletin oyuyla alınan yetki ve milyonların umudu, başka bir siyasi çatının altına taşınıyor.

Kendi çıkar ve menfaatleri için Tuzla’da verdiğimiz oyların fiilen AK Parti’ye gitmiş olması ve yılların birikimiyle kazanılan belediyenin bizlerin iradesi dışında mücadele ettiğimiz anlayış altına geçmiş olması tarifi mümkün olmayan bir acıdır.”

Bence Tuzla’nın özeti, Uzunyayla’nın dikkat çektiği detaylar gibidir.

Eren Ali Bingöl’ün AKP’ye geçişi sonrası CHP ve Yeni Parti kanadından gelen tepkilere AKP’ye yakın çevrelerden gelen kimi yaklaşımlara göz attığımda ise, bazılarında şöyle bir algı hâkim:

Vay efendim… AKP’den CHP’ye geçmesi kusur olmazdı da CHP’den AKP’ye geçmesi kusur oldu…

Yani mesele bu kadar basit.

Öncelikle…

AKP ve CHP kurumsallıklarında geçiş, ana muhalefet/muhalefet partisinden iktidar partisine doğru olmuştur. Günümüz itibariyle tam tersi olsa idi, iktidar partisinden ana muhalefet/muhalefet partisine geçiş olmuş olacaktı. İkisi kesinlikle aynı şey değil.

Yine belediye sitesindeki özgeçmiş bilgisi ışığında;

Eren Ali Bingöl şahsında CHP’ye 2011 yılında 18 yaşında iken ayak basıp ilçe yöneticiliğine, ilçede ikinci adamlığa ve başkanlığa, belediye başkanlığına yürüyen asgari 15 senelik bir CHP’li AKP’ye geçti. Bence 2011 öncesi de bir CHP ilişkisi vardı. Üyelik için, reşit yaşını bekledi.

Sosyal medyada her bilgi şüpheli ama bir yerde gözüme çarptıydı. Belediye başkanlığa döneminde bir ve iki önceki AKP’li Belediye Başkanları Şadi Yazıcı ve İdris Güllüce’nin akrabalarına başkan yardımcılığı, müdürlükler verdi.

Bu konuya dair antiparantez halde bir doğru bilgiyi paylaşmak gerekirse…

Tuzla Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Gökçe Çökmez’in bir önceki görev yeri AKP’li Gebze Belediyesi idi. Dün itibariyle yine AKP’li belediyede görevi sürdürse dahi düne kadar, CHP’li belediyede idi.

Meseleyi siyasetten arındırdığımızda ise Gökçe müdür işinin mekteplisi ve müthiş bir uygulayıcısıdır. Gebze Belediyesinden gönderildi mi kendi mi gitti bilmiyorum ama bence Gebze Belediyesi için hala boşluğunu dolduramadığı bir kayıp ve iyi değerlendirilir ise Tuzla Belediyesi ve Tuzla için kazançtır.

Ola ki AKP’li… İklim Değişikliği, belediyenin özel kalem, kültür sanat, basın yayın gibi fikri bir kadrosu değildir. Kişi, belediyelerin bu tür birimlerinde işinin ehli ise, sorgulanmamalıdır. Bu anlamda Gökçe Çökmezler keşke çoğalsa ve her belediyede olsa, derim.

Mevzuumuza dönünce;

Eren Ali Bingöl’ün şahsi Facebook sayfasına girip “Ara” bölümüne “Deniz Gezmiş” yazınca çıkıyor.

27 Şubat 2021 tarihli paylaşımında Deniz Gezmiş’in doğum gününü, “İyi ki doğdun, 74 yaşında da cesaretin, gururun ve onurunla bizlerlesin” yazmış.

Deniz Gezmiş malum bir dönemin, bir hareketin, bir direncin, asil bir duruş ve mücadele sürdürenlerin sembol ismidir.

Deniz Gezmiş ve arkadaşları o davaları için ödeyebilecekleri en ağır bedeli ödemiştir. Daha ağırı yok.

Demek ki “Deniz Gezmiş”i sosyal medyadan anmakla olmuyor. “Solcu devrimciyim” demek, slogancılık yeterli değil. Deniz Gezmiş olmak gerekiyor.

Eren Ali Bingöl, Deniz Gezmişle “sadece arkadaşmış” veya aslında, arkadaş bile değilmiş,

Ya da eskaza…

Milli Görüşçü isen Necmettin Erbakan’ı anmak da yetmiyor. Necmettin Erbakan olmak gerekiyor.

Eren Ali Bingöl’e dün rozeti hani soran eden olursa bazen, “Milli Görüşçü” hatta o da Erbakan’ın talebesi ve aslında Erbakan’ın hayata geçiremediklerini hayata geçiren “Dünya Lideri” ve “Ümmetin umudu” Receeeeeep Tayyip Erdoğan taktı.

Kime taktı.

Hani soran eden olursa falan filan cesareti, gururu ve onuruyla Deniz Gezmiş ile “yanyana” olan Eren Ali Bingöl’e taktı.

Şıracının şahidi bozacı misali…

Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş. Tencere, kapağın yaka kısmına bir adet ampul de iliştirivermiş.

2024 yerel seçimlerinde aynı Üsküdar’da olduğu gibi Tuzla’da Tuzlalı bir rejimi değiştirmişti.

Siyasal İslamcı Faşist Diktatörlüğe doğru evrilen Siyasal İslamcı Vahşi Kapitalizmi hiç olmazsa kendi yerelinde, sandıktan def etmişti.

Rejim, 2024’te kaybettiği Tuzla’da diğer dört meclis üyesinin de çarkıyla belediye meclisinde de çoğunluğu edindi.

Rejim yerel ölçekte aslında ana muhalefet olduğu Tuzla’da iktidara göçtü.

Komşuyu ben böyle okudum…

Mutlak butlan süreci sonrası da yoluna CHP ile devam eden CHP Tuzla İlçe eski Başkanı Hasan Uzunyayla dünkü paylaşımını

Kişiler gelir, kişiler gider. Makamlar el değiştirir. Ama Cumhuriyet Halk Partisi, bu ülkenin kurucu iradesidir; bir kişinin tercihiyle ne büyür ne de küçülür.

Bugün üzgünüm. Kırgınım. Ama inancımdan vazgeçmiş değilim.

Çünkü sadakat; her şey yolundayken değil, en zor günlerde omuz omuza kalabilmektir” diye bağlamış.

Mutlak butlan vakasına dair tekrara gerek duymadığım duruşumu sürdürmekle birlikte Uzunyayla, “Çünkü sadakat; her şey yolundayken değil, en zor günlerde omuz omuza kalabilmektir” doğru demiş.

Keşke Eren Ali Bingöl’e de, dedirtebilseymiş.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X