ESKİ NESİL HABERCİYİM BEN Zincir markette olmayan kavanoz kapağı halk sorunsalıdır

25 Eylül 2025 07:10
"Dan Green’in de dediği gibi kümülatif medya etkisi oluşturmak aslında. İki sene önce Kahramanmaraş depremleri oldu. Deprem sürecinde haber akışı çok yoğundu.

O dönemki haberleri kim hatırlıyor? Haberleri kimin yazdığını da muhtemelen sadece konuya çok ilgili olan insanlar hatırlar. Deprem sonrasında deprem çantası hazırlayabildik mi? Diyelim ki bir olay var. Bu haberin etkisi ne? Okuyucuya kısa vadeli mi verilecek uzun vadeli mi? Kısa vadeli bir işse nasıl bir albenisi var?" 

Ilgaz FAKİOĞLU

Yeditepe Üniversitesi Gazetecilik Bölümü mezunu.

Eski muhabir, editör, yönetici.

Yeni medya deneyimi sağlamaya çalışan

Scrolli kurucu ortağı.

**

Yeni nesil gazeteciliği oldum olası merak etmişimdir.

Yine bilirkişi Google üzerinden yaptığım taramada bu sefer bir konu uzmanına denk geldim galiba. Aceleye göz attım. Daha geniş zamanda, alıcı gözle okuyacağım.

Konunun üstadı Ilgaz Fakioğlu başka ne demiş. Meraklısı için bu linkte:

https://tls.tc/ghh96

**

İyi de benim Gebze yerel basınından algıladığım yeni nesil gazetecilik ne? Galiba şöyle bi’şi…

Haber sitelerinde devletin çeşitli teşviklerinden faydalanmak için önemli olan şeylerden biri galiba gün içinde siteye girilen haber sayısı.

Öyleyse yaşasın belediye basın büroları ile haber ajanslıklarına abonelikler. Öte yandan o ajanslarda ipe un serdi gibi. Daha önce de yazdım. Vakti zamanında Hürriyet Haber Ajansı dönemi DHA’ya, akabinde AA’ya kaşe muhabirleri farklı kişiler olsa dahi haber geçmişliğim var.

Eski nesil gazetecilik dönemleri: Belediye basın bürosu haberini ajansa haber diye göndermek ha…

Allah uzun ömürler versin. Bir dönem KOGACE başkanlığı da yapan, emekliye ayrılan meslek büyüğümüz Mustafa Bağdiken

Işığı bol olsun, yine iki dönem KOGACE başkanlığı yapan Barbaros Tantan

Yakalasa topla tüfekle kovalardı sanırsam.

Meslekteki ilk öğretmenim. Yollarımız bir şekilde kesişti, hemşerim…

Sakarya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı..

Mekanı cennet olsun Necdet Güngörsün öğretisi idi, kulağıma küpe:

“Mahallede kapağı kırık çöp konteynerini haber yaptıktan sonra o konteyner tamir edilmişse, haberdir. Bu sefer, ‘Haberimiz ses getirdi’ esprisi de eklenir.”

“Halk otobüsünde iki kişinin konuştuğu sorun, haberdir…”

Şimdi. Örneğin…

CHP Gebze İlçe Başkanı Gökhan Orhan, bir seneyi aştı o basın toplantısı olalı. 2019 yerel seçimlerinde adaylık meydanını kendilerine rağmen genel merkez kararıyla TİP adayı Erkan Baş’a nasıl bıraktıklarını anlattı…

Basın toplantısında anlattı yahu, basın toplantısında.

Üstelik gazetecilikle ilgili bir sivil toplum örgütünün çok üst düzey yöneticisi ve Gebze Şube Başkanı, toplantının ev sahiplene bile müthiş bir ahlaksızlık ve ayıpla, tam bir AKP’li yöneticiye de yakışır tarzda bir tavırla bırakın vakayı yazmayı sorunun önüne, “Geçmişi konuşmanın faydası yok” türü bir tavırla geçti.

Meslektaşlarına ayıp etmedi kanaatindeyim. Etiketi gazetecilik. Günümüz itibariyle; mesleği gazetecilik olsaydı, meslektaşlarına da ayıp etti derdim.

Dün de GEBKİM OSB'de mesleki eğitimle ilgili bir memleket meselesi toplantısı vardı. Detaylı haberlendireceğim. Oradaydı. Konuşmalar başlarken, arazi... Fotoğraf çekip paylaşmıştır. Genel başkan yardımcısı.. Gebze Şube Başkanı, gaztenekecilerin. Madem gazeteci idin. İki kelam dinleyip yazsaydın.,,,

Her zamanki gibi toplantıya katıldığına dair fotoğrafını sosyal medyadan paylaşıp o toplantıya dair iki satır yazdı, yazmadı..

Ve diğer enteresan detay şudur ki…

Basın toplantısı sonrası da İlçe Başkanı Gökhan Orhan ve beraberindeki belediye meclis üyeleri..

Kroman Çelik’in Tavşancıl’da kurmak istediği atık tesisinin yerini tespit için kısa mesafedeki sahada, arazide… tam yerini tespite çalışacağını söyledi.

Naçizane, peşlerinden bir tek ben gittim.

Hiçte mütevazı olasım yok.

Geçen sene idi.. Gölcük’te bir röportajdayım. Gebze’yi boşaltmışım. İbrahim Yeşil adlı bir güzel insanın PG fabrikasını İsrail’in Gazze işgalinden ötürü işgal ettiği gün. Halk TV’den arandım. Bilgi veremedim doğal olarak, Uğur Saray’a yönlendirdim.

Gebze’de bir “Kurtlar Vadisi” tiplemesi aktörün bir babayı, oğlunun yanında tokatlaması vakası.. Polis adliye diye tanımlanan bu haberlerde yetersiz değil hiç yokum çünkü yetişemiyorum. Radyo Sputnik’ten arandım. Saldırıya uğrayana ulaşmak istediklerini söylediler. Haberin sahibine, DHA muhabiri genç meslektaşım Emre Polat’a yönlendirdim.

Yakın tarihte Kocaeli Üniversitesi’nde boşanmak üzere olduğu, aynı kurumda çalışan eşini “FETÖ”cü olmakla suçlayan yurttaş yanıma, İzmit’te yazanı bulamayınca, yine İzmit’ten bir sendikacının, “Yazarsa o yazar” tavsiyesiyle geldi.

Yani demem o ki…

Eski nesil gazeteciliği sürdürünce, insanlara dokununca, yazılmaz denileni yazınca adınız alıp başını gidiyor. Hiç olmadık mecralarda bile namınız yürüyor ki müsaade buyurursanız ama şımarayım, ama övüneyim.

İşte bundan sebeptir ki..

Yenikent Mahallesi sakinlerinden ve takipçilerimden, asker emeklisi Hasan Tunç massenger’den

Aktan bey, merhaba. Şimdi size küçük ama önemli bir olaydan bahsedeceğim. Malumunuz bu dönem salça ve konserve yapma dönemi ama marketlerde kavanoz kapağı yok. 4-5 yıl önce yine böyle bir durum yaşanmıştı. Türkiye bu kadar aciz olmamalı ama gerçek de böyle

diye yazıyorsa, yazdığı çok yönlü araştırılması gereken bir halk sorunsalıdır. Bir kenara, not olarak aldım ve Hasan abiye, yoğun olduğumu ama ilgileneceğimi söyledim.

Meselenin sağlık boyutunu, Gebze merkezli Gıda Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi Başkanı Sema Olkun Kopal’a sordum. Kendilerine böyle bir sorun bilgisi gelmediğini, söyledi.

Meselenin sanayi, üretim boyutu vardı. Daha geniş zaman gerektirirdi. Pas geçtim. İleride belki… Gebze bölgesinde Gebze Plastikçiler OSB’nin varlığının da avantajı ile sorgulayabilirim ki sorgulamaya değer.

Zincir marketlerde, bana da pek denk gelmedi.

Akrabam olmasa isim adres bile verirdim maksat esnafa katkı olsun ama şimdi eş tarafından akrabam olmasından ötürü yanlış yerlere çekilir ama soran eden olursa özelden, söylerim…

Ucuzcu bir AVM’ye girdim ve tanesinin 4.5 TL olduğunu öğrendim.

Hasan abiye dönüp, henüz haberleştirmeden bilgilendirdim.

Habere niyet, yoruma kısmet oldu.

Pendik’te bir zincir market şubesinde 5 TL’ye bulduğunu söyledi ve şu açığa çıktı:

Zincir marketler; her türlü ürünü daha alırken kazanan yapılar.

Örneğin aynı marka sodanın fiyatı; mahallenizin bakkalı ile büfesinde 12, iki adım ötesindeki zincir markette 6 TL ise, aradaki yarı yarıya farktan ötürü ola ki mahalle bakkalının sizi kazıkladığını düşünüyorsanız, günahına giriyorsunuz.

Üreticiden veya aradaki plasiyerden sodayı aldığı sayı ve buna bağlı alış fiyatı aynı değil ki, satış fiyatı aynı olsun..

Aynı mantık, kavanoz kapağında da geçerli.

O kapak o AVM’de 4.5 TL ise o zincir markette 2.25 bilemediniz 3 TL olmalı. Demek ki bizi kazıklayan mahallenin bakkalıdır, büfesidir, AVM’sidir esnafı değil zincir marketin taaa kendisi.

Biz ne yapıyoruz. Gücü, gücü yetene artık.

Zaten o bir zamanlar yat ticareti bile yapan, gıda diye piyasaya girip kırtasiye, nalbur işine dahi giren dünyadaki en tehlike aç türüne, doymak bilmeyen açlara karşı ayakta kalmaya direnen mahallemizin esnafına atarlanıyoruz.

Alışverişi zaten kestik. Bir yerde anlaşılır. Herkes hele ki ülkemiz şartlarında geçim derdinde de, “Soyguncu”ya değil de mahallenin esnafına niye patlıyoruz.

İşte eski nesil gazeteciliğinin bir avantajı da bu sevgili okur.

Ben Hasan abiye teşekkür ederim.

Bir soygunu ve soyguncuyu tespit ve teşhir etme fırsatı verdi.

Aradığı kapağı galiba neydi, Pendik’in Kurtköy civarlarında Şok Market’te bulmuş. Yanlış da hatırlıyor olabilirim ama ne fark eder ki.. Hakmar’dır, A101’dir… B102, C103’tür birbirinden ne farkı var ki diyorum.

Şahsım adına, eski nesil haberciliğe devam diyorum.

Başka da bi’şi demiyorum…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X