PAPA TÜRKİYE’DE NASIL KARŞILANDI? Bir İmam Gitse Aynı Karşılamayı Görür müydü?

29 Kasım 2025 09:15
Avrupa’nın birçok yerinde bir din adamının ziyareti diplomatik bir nezaket değil, çoğu zaman tartışmanın fitilini ateşleyen bir başlık haline geliyor.

***

Son günlerde Papa’nın Türkiye ziyareti gündemin en sıcak başlıklarından biri oldu. Havalimanındaki karşılama töreninden güvenlik önlemlerine, medyadaki yansımalarından siyasi mesajlara kadar her şey büyük bir titizlikle takip edildi.

Papa’nın gelişini kimileri diplomatik bir jest, kimileri ise kültürel bir buluşma olarak yorumladı. Kısacası, ülke olarak bir misafire nasıl kapı açıyorsak öyle bir karşılama oldu: Devlet ciddiyeti, nezaket ve protokolün gerektirdiği ağırlık.

Ancak toplumun aklında başka bir soru da belirdi: Bir Müslüman ülkenin imamı, örneğin Türkiye’den bir Diyanet İşleri Başkanı ya da önemli bir İslam âlimi başka bir Avrupa ülkesine gitse aynı karşılamayı görür müydü?

Bu sorunun cevabı büyük oranda ülkelerin kendi iç siyasi atmosferine, medyasının yaklaşımına ve toplumdaki kültürel hassasiyetlere bağlı. Batı’nın bazı şehirlerinde yıllardır süren İslamofobi tartışmaları varken, bir imamın aynı sıcaklıkla karşılanması çoğu zaman ihtimal dâhilinde bile görülmüyor.

Avrupa’nın birçok yerinde bir din adamının ziyareti diplomatik bir nezaket değil, çoğu zaman tartışmanın fitilini ateşleyen bir başlık haline geliyor. Oysa biz bu topraklarda yüzyıllardır farklı inançları misafir edebilmenin kültürüyle büyüdük. Belki de mesele tam olarak burada düğümleniyor: Biz karşılamayı biliyoruz ama karşılığını her zaman göremiyoruz.

Bu durum, bir eksiklik değil aslında; aksine bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneğini gösteriyor. Bizim kültürümüz misafiri kutsal sayar, öveni de eleştireni de dinler, gerektiğinde tartışır ama kapıyı kapatmaz. Çünkü kapıyı kapatmak, diyalogun, hoşgörünün ve aklın önüne duvar örmektir. Papa’nın Türkiye’de iyi karşılanması, “kim olursa olsun gelen misafire hürmet bizim geleneğimizdir” anlayışının bir göstergesidir.

 

Fakat sorulması gereken bir başka soru daha var: Dünya bu anlayışı paylaşmaya ne kadar hazır? Belki bir gün… Bir imamın, bir hahamın, bir rahibin ya da başka bir inanç temsilcisinin gittiği her ülkede aynı saygıyla karşılanacağı bir dünya kurulur. O güne kadar biz yine kendi bildiğimiz gibi yapacağız: misafire hürmet göstermekten vaz geçmeyeceğiz

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X