EN BÜYÜK İHTİYAÇ: İNSANİYET Çağımızın Sessiz Hastalığı: Ötekileştirme

12 Mayıs 2026 03:29
Oysa çok basit bir gerçek var: Hepimiz aynı toprağın insanıyız. Aynı acıya üzülüyor, aynı sevince gülüyoruz. Farklılıklarımız bizi bölmek için değil, tamamlamak için var.

**

Zaman değişiyor, teknolojiler yenileniyor, dünya küçülüyor… Ama ne yazık ki bazı yaralar küçülmek yerine büyümeye devam ediyor. Bugünün dünyasında en çok konuşulan ama en az çözülen mesele ne ekonomi ne siyaset ne de teknoloji. Asıl hastalık, insanın insana bakışında gizli: ötekileştirme, ayrımcılık ve yanlı davranma.

Toplumlar gelişiyor, şehirler büyüyor, imkânlar artıyor ama kalpler daralıyor sanki. İnsanlar, kendisi gibi düşünmeyeni anında “öteki” ilan ediyor. Kimsenin kimseyi dinlemeye niyeti yok; herkes kendi penceresinde bir hakikat kurmuş, o pencereden bakınca da diğer tüm hayatları karanlık zannediyor. Aslında gerçek karanlık, içimizde büyüttüğümüz bu önyargılarda…

Ayrımcılık artık sokakta değil, dilden kalbe sirayet eden sessiz bir zehir. Sosyal medyada bir yorum, iş yerinde ufak bir mimik, aile içinde edilen küçük bir söz bile bir insanın dünyasını yerle bir etmeye yetiyor. İnsan kendini değersiz hissettiğinde, toplum da değer kaybediyor; çünkü bir kişi kırıldığında aslında hepimiz eksiliyoruz.

Yanlı davranmak ise adalet duygusunu içten içe kemiren bir kurt gibi. Taraf olmak kolay; zor olan, haksızlığa uğrayanın yanında durmak. Söz konusu menfaat veya yakınlık olduğunda vicdanlar bir anda körleşiyor, hak yerini bulacağına, hep birilerinin çıkarı doğrultusunda şekil değiştiriyor. Bu da toplumun en derin yaralarından biri haline geliyor.

Oysa çok basit bir gerçek var: Hepimiz aynı toprağın insanıyız. Aynı acıya üzülüyor, aynı sevince gülüyoruz. Farklılıklarımız bizi bölmek için değil, tamamlamak için var. Bir arada durmanın gücünü unuttuğumuz her gün, geleceğimizden bir tuğla daha eksiliyor.

Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey ne yeni kanunlar ne büyük projeler… En büyük ihtiyaç: insaniyet. Birbirini anlamaya çalışan, dinlemeye hazır, ötekini “düşman” değil “komşu” gören bir bakış açısı. Çünkü biz birbirimize yabancı oldukça, hayata da yabancılaşıyoruz.

Belki de en doğru soru şu olmalı:

“Kime ne kazandırıyor ötekileştirmek?”

Hiç kimseye.

Ama kaybettirdiklerine baktığımızda, liste kabarık…

Gelin, bu çağın hastalığına karşı en güçlü ilacı kendimiz olalım. Bir insanı anlamak için çaba gösterelim. Bir haksızlığı gördüğümüzde susmayalım. Bir ayrımcılığa tanık olunca görmezden gelmeyelim.

Çünkü iyilik bulaşıcıdır. Saygı bulaşıcıdır.

Ve en önemlisi: İnsanlık da bulaşıcıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X