TERK EDİLDİĞİNDE, GERİYE NE KALIR İlkeli duruş
***
Keşke insan için zorunlu bir kural olsaydı. Çünkü belli ki gönüllü olarak pek kimse seçmiyor. Menfaatin karşısında eriyen sözler, çıkarın gölgesinde bükülen omurgalar… Sonra da herkes kendini “dürüst, tutarlı, sağlam” diye anlatıyor. Oysa gerçek ortada: İlkesizliğin normalleştiği bir toplumda doğruluk sadece afişlere yazılan boş bir kelimedir.
Bugün etrafımıza baktığımızda görüyoruz ki, ilkeli duruş artık neredeyse bir “eksiklik” gibi algılanıyor. Eğilip bükülmeyen, sözünden dönmeyen, çıkarın önünde diz çökmeyen insan ya saf ya da aptal ilan ediliyor. Çünkü ilkesiz olanların çoğunlukta olduğu yerde, doğru duran azınlık hep hedef olur.
Ama asıl tehlike şu:
İlkesizlik bulaşıcıdır.
Bir kişi menfaatine göre döner, diğerleri “mecbur kaldı” diye aklar. Sonra toplumun geneline yayılan bu küçük esnemeler, bir gün kocaman kırılmalara dönüşür. Ve o kırılmaların altında hep biz kalırız.
Keşke ilkeli duruş zorunlu olsaydı demek aslında bir haykırış:
“Yeter artık!”
Çünkü ilkeler terk edildiğinde geriye ne kalır?
Sadece kendi çıkarından başka hiçbir değeri olmayan, rüzgâr nereden eserse oraya savrulan bir insan tipi…
Ve işin acı tarafı:
Böyleleri çoktan çoğunluk oldu.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Temiz bir hayatın sessiz gücü 19 Ekim 2026 Pazartesi
- Hayat sana her zaman güzellik yapmaz! 12 Ekim 2026 Pazartesi
- Temiz bir hayatın sessiz gücü 30 Eylül 2026 Çarşamba
- Ne malına, ne makamına güvenme 21 Eylül 2026 Pazartesi
- Tarihi Bir Dönemin Eşiğinde 08 Eylül 2026 Salı
- Aile Sadece Evimizin İçindekiler Değildir 28 Ağustos 2026 Cuma
- Hak, Hukuk ve Allah İçin Konuşmak 22 Ağustos 2026 Cumartesi
- Din Kardeşliği ve Ümmet Olmanın Anlamı 15 Ağustos 2026 Cumartesi
- Kefenin cebi yok 09 Ağustos 2026 Pazar
- Müslümanlar Su İçemez! 23 Temmuz 2026 Perşembe