TERK EDİLDİĞİNDE, GERİYE NE KALIR İlkeli duruş
***
Keşke insan için zorunlu bir kural olsaydı. Çünkü belli ki gönüllü olarak pek kimse seçmiyor. Menfaatin karşısında eriyen sözler, çıkarın gölgesinde bükülen omurgalar… Sonra da herkes kendini “dürüst, tutarlı, sağlam” diye anlatıyor. Oysa gerçek ortada: İlkesizliğin normalleştiği bir toplumda doğruluk sadece afişlere yazılan boş bir kelimedir.
Bugün etrafımıza baktığımızda görüyoruz ki, ilkeli duruş artık neredeyse bir “eksiklik” gibi algılanıyor. Eğilip bükülmeyen, sözünden dönmeyen, çıkarın önünde diz çökmeyen insan ya saf ya da aptal ilan ediliyor. Çünkü ilkesiz olanların çoğunlukta olduğu yerde, doğru duran azınlık hep hedef olur.
Ama asıl tehlike şu:
İlkesizlik bulaşıcıdır.
Bir kişi menfaatine göre döner, diğerleri “mecbur kaldı” diye aklar. Sonra toplumun geneline yayılan bu küçük esnemeler, bir gün kocaman kırılmalara dönüşür. Ve o kırılmaların altında hep biz kalırız.
Keşke ilkeli duruş zorunlu olsaydı demek aslında bir haykırış:
“Yeter artık!”
Çünkü ilkeler terk edildiğinde geriye ne kalır?
Sadece kendi çıkarından başka hiçbir değeri olmayan, rüzgâr nereden eserse oraya savrulan bir insan tipi…
Ve işin acı tarafı:
Böyleleri çoktan çoğunluk oldu.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Ey İnsanoğlu, Ölüm Var 01 Haziran 2026 Pazartesi
- Kurban Bayramı’nın Manasını Yeniden Hatırlamak 27 Mayıs 2026 Çarşamba
- Bir Yanda Bayram, Bir Yanda Hüzün 24 Mayıs 2026 Pazar
- Önce Ülke, Sonra Birey 18 Mayıs 2026 Pazartesi
- Çağımızın Sessiz Hastalığı: Ötekileştirme 12 Mayıs 2026 Salı
- Yeter Artık! Bu Milletin Derdi Yemek Programı Değil 22 Nisan 2026 Çarşamba
- Bir Toplum Nasıl Ayağa Kalkar? 14 Nisan 2026 Salı
- Cehalet bir toplumu nasıl esir alır 08 Nisan 2026 Çarşamba
- Herkes konuşuyor ama pek azı hakikati söylüyor 31 Mart 2026 Salı
- Amerika geri vites mi yaptı? 24 Mart 2026 Salı