TERK EDİLDİĞİNDE, GERİYE NE KALIR İlkeli duruş
***
Keşke insan için zorunlu bir kural olsaydı. Çünkü belli ki gönüllü olarak pek kimse seçmiyor. Menfaatin karşısında eriyen sözler, çıkarın gölgesinde bükülen omurgalar… Sonra da herkes kendini “dürüst, tutarlı, sağlam” diye anlatıyor. Oysa gerçek ortada: İlkesizliğin normalleştiği bir toplumda doğruluk sadece afişlere yazılan boş bir kelimedir.
Bugün etrafımıza baktığımızda görüyoruz ki, ilkeli duruş artık neredeyse bir “eksiklik” gibi algılanıyor. Eğilip bükülmeyen, sözünden dönmeyen, çıkarın önünde diz çökmeyen insan ya saf ya da aptal ilan ediliyor. Çünkü ilkesiz olanların çoğunlukta olduğu yerde, doğru duran azınlık hep hedef olur.
Ama asıl tehlike şu:
İlkesizlik bulaşıcıdır.
Bir kişi menfaatine göre döner, diğerleri “mecbur kaldı” diye aklar. Sonra toplumun geneline yayılan bu küçük esnemeler, bir gün kocaman kırılmalara dönüşür. Ve o kırılmaların altında hep biz kalırız.
Keşke ilkeli duruş zorunlu olsaydı demek aslında bir haykırış:
“Yeter artık!”
Çünkü ilkeler terk edildiğinde geriye ne kalır?
Sadece kendi çıkarından başka hiçbir değeri olmayan, rüzgâr nereden eserse oraya savrulan bir insan tipi…
Ve işin acı tarafı:
Böyleleri çoktan çoğunluk oldu.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Vicdan dirilmeli. Ahlak yerine oturmalı 28 Şubat 2026 Cumartesi
- İyi bir insan olmak sadece namazla, oruçla olmaz 22 Şubat 2026 Pazar
- Ramazan vicdanın da imtihanıdır 15 Şubat 2026 Pazar
- Dilovası’nda bu ayıp bu vebal kimin? 09 Şubat 2026 Pazartesi
- Dünyada En Kötü Şey: İki Yüzlülük 28 Ocak 2026 Çarşamba
- Gençliği “mafya kahramanlığına” teslim etmeyelim 20 Ocak 2026 Salı
- Golan’dan Kürtlere Uzanan Sessizlik 12 Ocak 2026 Pazartesi
- Adalet değil güç. Hukuk değil çıkar 04 Ocak 2026 Pazar
- Samimiyetsizliğin Normalleştiği Bir Çağda Yaşıyoruz 22 Aralık 2025 Pazartesi
- Türk Dizileri Gençliği ve Aile Yapısını Nereye Sürüklüyor? 15 Aralık 2025 Pazartesi