ÖZGÜRLÜK SORUMLULUKTAN BAĞIMSIZ DEĞİL Türk Dizileri Gençliği ve Aile Yapısını Nereye Sürüklüyor?
Televizyon ekranlarından evlerimize her akşam misafir olan Türk dizileri, artık yalnızca birer eğlence aracı olmaktan çıkmış durumda. Farkında olsak da olmasak da bu diziler; aile yapımızı, ahlak anlayışımızı ve özellikle gençlerimizin dünyaya bakışını derinden etkiliyor. Asıl soru şu: Bu etki hayra mı, yoksa sessiz bir yozlaşmaya mı hizmet ediyor?
Bugün birçok dizide entrika, ihanet, aldatma, şiddet ve lüks hayatlar adeta normalleştiriliyor. Evlilik kutsal bir bağ olmaktan çıkarılıp, geçici ve çıkar ilişkisine dayalı bir sözleşme gibi sunuluyor. Aile içi saygı, sabır ve fedakârlık yerine; bağırarak konuşan, birbirini aldatan, güç ve para için her şeyi mubah gören karakterler öne çıkarılıyor. Bu tabloyu her gün izleyen gençler için yanlış olanın zamanla “normal” hale gelmesi kaçınılmaz oluyor.
Daha da düşündürücü olan, gençlere sunulan rol modellerdir. Emekle, ahlakla, alın teriyle başarıya ulaşan karakterler neredeyse yok denecek kadar az. Bunun yerine kısa yoldan zengin olanlar, hileyle kazananlar, gücü olanın haklı sayıldığı senaryolar ön plana çıkarılıyor. Genç zihinler, fark etmeden bu algıyla şekilleniyor: “Ne olursan ol, yeter ki kazan.”
Elbette sanat özgürdür, diziler yasaklansın demek çözüm değildir. Ancak özgürlük sorumluluktan bağımsız da değildir. Bu toprakların bir kültürü, bir aile anlayışı ve ahlaki bir birikimi vardır. Reyting uğruna bu değerlerin aşındırılması, toplumun geleceğiyle oynamaktır.
Bugün sessiz kalırsak, yarın “Gençlik neden böyle oldu?” diye sormaya hakkımız olmayacak. Medya yapımcılarından, senaristlerden ve yayıncı kuruluşlardan beklentimiz; daha sorumlu, daha bilinçli ve toplumun ruhunu gözeten işler üretmeleridir. Çünkü ekranda anlatılan her hikâye, bir gencin zihninde gerçek hayata dair bir iz bırakmaktadır.
Unutulmamalıdır ki bir toplumun geleceği, izlediği dizilerde değil; o dizilerin hangi değerleri yücelttiğinde gizlidir.
- Toplam 1 yorum
Davut 11:51 - 15 Aralık 2025
Ne kadar doğru
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Gençliği “mafya kahramanlığına” teslim etmeyelim 20 Ocak 2026 Salı
- Golan’dan Kürtlere Uzanan Sessizlik 12 Ocak 2026 Pazartesi
- Adalet değil güç. Hukuk değil çıkar 04 Ocak 2026 Pazar
- Samimiyetsizliğin Normalleştiği Bir Çağda Yaşıyoruz 22 Aralık 2025 Pazartesi
- Türkiye’de Çok Konuşulan Futbol Nereye Gidiyor? 07 Aralık 2025 Pazar
- Bir İmam Gitse Aynı Karşılamayı Görür müydü? 29 Kasım 2025 Cumartesi
- Sadece bir takvim günü değil 24 Kasım 2025 Pazartesi
- Doğru soru: Neye hizmet ediyor? 19 Kasım 2025 Çarşamba
- İnsan Hayatı Bu Kadar Ucuz Olmamalı 11 Kasım 2025 Salı
- Depreme ne kadar hazırlıklıyız 07 Kasım 2025 Cuma