SÖZÜN AYNASI Doğruyu eğmeden Yanlışa eğilmeden
Olcay Öğüt

HEM EN YÜCE, HEM EN EZİLEN DEĞER Bayram günü mü Mesai günü mü?

01 Mayıs 2026 04:33
Emeğin değeri nutuklarda büyür, ama sofrada küçülür. Alın teri kutsanır, ama hakkı hep ertelenir. “Sabredin” derler. “Şükredin” derler. Ama kimse şunu sormaz: Bu sabrın sonu neden hep işçiye çıkar?

**

1 Mayıs geldi…

Adı: İşçi Bayramı.

Kutlayan: Memur.

Çalışan: İşçi.

 

Bayram dediğin ya herkesindir ya da kimsenin…

Bizde ise “kutlama” yukarıda, “mesai” aşağıda yapılır.

 

İşçi bayramında işçi çalışır, memur dinlenir.

Demek ki sistem şöyle diyor:

Sen çalış ki, başkaları senin adına kutlasın.”

 

Adı bayram ama tadı mesai…

Kutlu olsun diyelim yine de; çalışarak, her zamanki gibi…

 

Ama mesele sadece bir gün değil.

Mesele, her günün aynı olması.

 

Sabahın köründe açılan kepenkler,

gece yarısına kadar süren yorgunluk,

fazla mesaiye rağmen eksik yatan ücretler,

sigortası yarım, güvencesi yok sayılan hayatlar…

 

Bir yanda plazaların ışıkları hiç sönmez,

öte yanda işçinin evinde hesap makinesi hiç kapanmaz.

Çünkü bu düzende ışık yukarıda yanar, karanlık aşağıda birikir.

 

Emeğin değeri nutuklarda büyür,

ama sofrada küçülür.

Alın teri kutsanır,

ama hakkı hep ertelenir.

 

Sabredin” derler.

Şükredin” derler.

Ama kimse şunu sormaz:

Bu sabrın sonu neden hep işçiye çıkar?

 

1 Mayıs kürsülerinde büyük laflar edilir:

Emek en yüce değerdir.”

Doğru.

Ama bu düzende emek en çok ezilen değerdir.

 

Çünkü bu düzen,

işçiyi üretirken büyüten değil,

çalıştırırken tüketen bir düzendir.

 

İşçi yoruldukça çark döner,

çark döndükçe patron büyür,

patron büyüdükçe işçinin payı küçülür.

 

Ve sonra çıkarlar:

Ekonomi büyüyor” derler.

Evet, büyüyor…

Ama işçinin borcu büyüyor,

yoksulluğu büyüyor,

geleceksizliği büyüyor.

 

İşte bu yüzden 1 Mayıs,

sadece bir “kutlama günü” değildir.

Bir hatırlatmadır.

Bir hesap sorma günüdür.

Bir söz verme günüdür.

 

Bugün, “yetmez” deme günüdür.

Bugün, “böyle gitmez” deme günüdür.

 

Çünkü hiçbir hak,

lütuf olarak verilmedi.

Hepsi mücadeleyle alındı.

 

Sekiz saatlik iş günü,

sendika hakkı,

izin, sigorta, kıdem…

Hepsi birilerinin bedel ödediği kazanımlardır.

 

Ve bugün o kazanımlar

yavaş yavaş geri alınırken,

sessizlik en büyük kayıp olur.

 

Eğer işçi susarsa,

sömürü konuşur.

Eğer emek geri çekilirse,

sermaye daha çok bastırır.

 

Bu yüzden 1 Mayıs,

sadece geçmişi anmak değil,

geleceği kurma iradesidir.

 

Sokaklar boşsa,

meydanlar sessizse,

haklar da sessizce elden gider.

 

Ama işçi yan yana gelirse,

omuz omuza durursa,

sesini yükseltirse…

işte o zaman tarih değişir.

 

Bugün bir çağrıdır:

 

Emeğinin karşılığını isteyenlere,

geçinemeyenlere,

borçla yaşayanlara,

geleceği elinden alınan gençlere,

çocuğuna umut bırakmak isteyenlere…

 

Bu düzeni normal sananlara değil,

bu düzene itiraz edenlere çağrıdır.

 

Korkmadan,

susmadan,

geri çekilmeden…

 

Yan yana durma günüdür.

 

Çünkü tek başına işçi yorgundur,

ama birlikte işçi güçlüdür.

 

Kutlu olsun diyelim yine de…

Ama bu kez sadece çalışarak değil,

konuşarak, itiraz ederek,

yan yana gelerek…

 

Kutlu olsun;

alın terinin gerçekten değer bulduğu günler için.

 

Kutlu olsun;

emeğin sömürülmediği bir düzen için.

 

Kutlu olsun;

işçinin bayramı gerçekten işçinin olduğu günler için.

 

Yaşasın emek.

Yaşasın dayanışma.

Yaşasın 1 Mayıs.

 

Sözün özü:

“Emeğin sustuğu yerde adalet konuşmaz.”

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X