AYAĞIMIZA DEĞİL GÖBEĞİMİZE SIKIYORUZ Bin yıllık ağaçların sessiz çığlığı – Zeytinlik
***
Kendi toprağını, kendi ağacını, kendi geleceğini yok eden bir memleket… Türkiye zeytinin beşiği. Bu topraklar binlerce yıl önce zeytin ağacını dünyaya tanıttı. Biz zeytinle büyüdük, zeytinle yaşadık. Öyle ki çocukluğumda, 1980’lerin başında, Gebze’de bile hatırı sayılır zeytin bahçeleri vardı. Ve bugün? Biz o ağacı kesiyoruz, toprağı talan ediyoruz, kendi soframızı yok ediyoruz. Hiçbir ülke kendi ayağına bu kadar sıkmaz ama biz sıkıyoruz; hem de tam göbeğinden. Asırlık zeytinleri meyvesi üzerinde söken ülkenin adıdır Türkiye. Bu ülkede zeytin ağaçları, meyvesi dururken kepçelerle sökülüyor; asırlık gövdeler kökünden kopartılıp kenara atılıyor. Maden için, taş ocağı için, rant için… Bir avuç çıkar için. Dünyada zeytin ağacı kutsaldır; bizde ise engeldir. Bir kazma, bir kepçe, bir imza… Ve bin yıllık bir ağaç yok olup gider. Böyle bir akıl tutulması nerede görülmüş?
“Rekor üretim” masalıyla uyutulan bir halk…
İki yıl önce 30 liraya sattığımız zeytin bugün 400–450 liraya tezgâhta. Yetkililer sürekli aynı cümleyi tekrarlıyor: “Rekor üretim yaptık.” Evet, bazı yıllar yüksek üretim olur; ama kimse şunu söylemiyor: Kestiğimiz her zeytin ağacı, 10–15 yıl sonrası için kaybedilmiş bir sezondur. Bugün rekor açıklarsın, yarın zeytinyağını dışarıdan almak zorunda kalırsın. Nitekim almaya başladık bile. Dünyanın en kaliteli zeytinini yetiştiren bu ülke artık ithalatı konuşuyor; bu, ülke tarihinde kara bir lekedir. Tarımın kötü yönetimi ülkeyi açlığa sürüklerken, zeytin sadece buzdağının görünen kısmıdır. Zeytinliklere maden ruhsatı veriliyor, koruyan yasalar bir gecede değiştiriliyor, çiftçi desteklenmiyor. Su yok, gübre pahalı, mazot ateş pahası… Sonra “Zeytinyağı neden pahalı?” diye soruluyor. Neden pahalı biliyor musunuz? Çünkü o ağaçları siz yok ettiniz! Üreticinin elini kolunu siz bağladınız! Toprağı siz erittiniz! Bunların adı “yanlış politika” değildir; bunların adı ihanettir.
Dünya zeytin ekerken biz zeytin söküyoruz.
İspanya, İtalya, Portekiz, Yunanistan… Hepsi zeytinliğini genişletiyor, üretim alanını büyütüyor. Bir tek biz tersine gidiyoruz. Dünya toprağını büyütürken biz küçültüyoruz; dünya ağacını çoğaltırken biz katlediyoruz. Sonra da çıkıp millî gururdan bahsediyoruz. Gurur mu? Hangi gurur? Kendi ağacını koruyamayan ülkenin nesi gurur?
Bir ağacın değil, bir ülkenin ruhunun yok oluşudur bu.
Zeytin ağacı sadece zeytin değildir; bir tarih, bir kültür, bir anne kokusu, bir çocukluk anısıdır. Zeytin ağacını kesmek; bir hafızayı, bir insanı, bir geleceği kesmektir. Asırlardır bu toprakları doyuran ağaçları yere yatırırken, aslında toprağımızın gömüldüğünü fark etmiyoruz. Bu ülke kendi zeytinliğine sahip çıkmazsa yarın hiçbir tarım ürününe sahip çıkamayacak. Zeytin gider, toprak gider, üretim gider, bağımsızlık gider.
Sert gerçek şu: Bu ülke tarımda batıyor.
Ve kimse lafı eğip bükmesin. Tek nedeni var: yanlış yönetim, kötü yönetim, bile bile yapılan hatalı politikalar. Bu ülkenin zeytinlikleri bilinçli şekilde yok ediliyor; tarımı bilinçli şekilde küçültülüyor; üreticisi kaderine terk ediliyor. Böyle giderse buğdayı, eti, mercimeği, ayçiçek yağını, yemi dışarıdan aldığımız gibi zeytini de dışarıdan alacağız. Zeytinyağı ithalatına zaten başlandı. Ve o gün geldiğinde, gerçek bağımlılığın ne olduğunu çok acı öğreneceğiz.
Son söz…
Bir ülke kendi kendini böyle yok etmez ama biz ediyoruz. Bin yıllık zeytin ağaçlarını bir gecede yok ederek, toprağımızı maden ruhsatlarına satarak, üreticiyi unutarak, tarımı bile bile çökertip… Sonra da “Zeytinyağı neden pahalı?” diye soruyoruz. Cevap belli: Çünkü bu ülkenin zeytinine kıydılar. Ve unutmayın: Zeytin giderse bu ülkeden bereket gider. Zeytin giderse bu ülkeden gelecek gider.
Ez cümle: “Bir ağaç değildir kesilen; bir milletin yarınıdır.”
- Toplam 1 yorum
Murat 09:14 - 17 Aralık 2025
Çocukluğumuzun zeytin ağaçları.. o küçük aklımızla ekmek arası yapar boyumuzun yettiği dallara asar altında oyun oynayıp piknik yapardık. Gün be gün tükettiler yerlerine bakıp hala eski günleri görürüm...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Vatanı Korumak, Çocukları Korumakla Başlar 21 Ocak 2026 Çarşamba
- Bir Ülkenin Çocuklarını Bavula Sığdırma Hikâyesi 14 Ocak 2026 Çarşamba
- Devlet Yok, Kumbaralar Var 07 Ocak 2026 Çarşamba
- Normalleşen Şeyler Ülkesi 31 Aralık 2025 Çarşamba
- Sefaletin Yeni Adı: Asgari Ücret 24 Aralık 2025 Çarşamba
- Bu ülkede iyiler neden hep erken yoruluyor? 17 Aralık 2025 Çarşamba
- Kocaeli’ye verilen önem lafta kaldı 03 Aralık 2025 Çarşamba
- Çözümün Merkezi Selahattin Demirtaş Olmalı 26 Kasım 2025 Çarşamba
- Gebze’nin üstüne çöken karanlık 19 Kasım 2025 Çarşamba
- Atatürk’e Saygı, Milletin Vicdanına Sahip Çıkmaktır 12 Kasım 2025 Çarşamba