OLCAY ÖĞÜT YAZDI: DİPLOMALI GÖÇ Bir Ülkenin Çocuklarını Bavula Sığdırma Hikâyesi
**
Bir varmış bir yokmuş… Bir ülkede çocuklar ilkokul sıralarında hayal kurar, ortaokulda yönünü bulur, lisede meslek seçer, üniversitede hayata hazırlanırmış. Sonra bir gün bu ülkede bir şey olmuş, adına “reform” demişler. O günden sonra eğitim sistemi atlet-çorap değiştirir gibi değişmeye başlamış. Bir çocuk daha okumayı sökerken müfredat mezun olmuş, o daha çarpım tablosunu öğrenmeden sınav sistemi sil baştan yazılmış.
Son yirmi yılda OKS gitmiş, SBS gelmiş, o da gitmiş; TEOG denenmiş ama tutmamış; LGS’ye geçilmiş, YKS ise her yıl başka bir forma sokulmuş. Müfredat tam yedi kez baştan yazılmış. Bir nesil boyunca öğrenciler aynı kitapla mezun olamamış, her Bakan ile birlikte yeni bir masal başlamış ama çocuklar masalı anlayamadan kitap kapanmış.
Bu karmaşanın ortasında veliler artık çocuklarını okula değil, özel okula, özel derse, etüt merkezine, öğretmenin evinde verilen grup derslerine yetiştirir olmuş. Dershaneler kapandı dediler ama sadece tabelalar kapandı; bodrum katlarında, apartman dairelerinde, merdiven altlarında yeni dershaneler filizlendi. Devlet okulunda yetmeyen eğitim, veliyi otomatik olarak cebine yönlendiren bir sisteme dönüştü.
Bir de atanamayan yüz binlerce öğretmen var. Devlet kapısını açmayınca bu insanlar özel okullarda düşük ücretlerle çalışmaya razı oldu. Özel okul pahalı ama eğitim iyi mi, değil. Çünkü artık rekabet nitelikte değil, reklamda ve taksitte. Çocuğun geleceği banka kampanyalarına bağlandı.
Kimsenin konuşmadığı ama her evin hissettiği başka bir gerçek daha var: İlkokulda maket, ortaokulda proje, lisede performans ödevi, üniversitede bitirme tezi… Ama okulda ne var? Hiçbir şey. Mukavva, silikon tabancası, strafor, boya, karton… Hepsi kırtasiyede. Geliri düşük veliler her ödevde biraz daha borçlanıyor. Bu ülkede artık eğitim ücretsiz değil; ödevler bile paralı.
Avrupa’da müfredat on-on beş yıl değişmezken, Finlandiya’da çocuklar testle değil yetenekle değerlendirilirken, Almanya’da öğretmen müfredatın arkasına alınırken; bizde çocuklar daha ilkokulda hangi sınava gireceğini düşünmek zorunda. Eğitim güven vermiyor, gelecek planı yaptırmıyor.
Ama masal burada bitmiyor. Bu ülkede ilkokuldan üniversiteye kadar bu karmaşık, yorucu ve adaletsiz sistemin içinden sıyrılıp da başarılı olabilen, iyi üniversiteler bitiren o az sayıdaki genç var ya… Asıl trajedi onlardan sonra başlıyor. Yıllarca değişen sınavlara, bozulan müfredata, özel ders kuyruklarına, etüt merkezlerine, proje masraflarına rağmen ayakta kalmayı başaran bu çocuklar, mezun olduklarında ülkede kendilerine ait bir gelecek göremiyor.
Çünkü onları bekleyen şey üretim değil, torpil; liyakat değil, kayırmacılık; emek değil, parti kanalıyla iş bitirme düzeni. Hukuksuzluk, adaletsizlik, militan kadrolaşma ve cemaat ağırlığıyla örülmüş bir iş piyasasında başarı artık bir avantaj değil, bazen bir yük hâline geliyor. Bu yüzden o vizyonlu gençler valizlerini hazırlıyor; Avrupa’ya, Kanada’ya, Almanya’ya, Hollanda’ya… Nerede bir düzen, bir adalet kırıntısı varsa oraya gidiyorlar.
Bu ülkede çocuklar önce eğitim sistemiyle yoruluyor, sonra hayal kurmaktan vazgeçiyor, en sonunda da bu topraklarda yaşamaktan. Biz yıllarca emek verdiğimiz, bin bir zahmetle yetiştirdiğimiz en nitelikli insanlarımızı; kötü ekonomi, hukuksuzluk, adaletsizlik ve torpil düzeni yüzünden kendi ellerimizle yurt dışına ihraç ediyoruz. Sonra da dönüp “beyin göçü neden artıyor” diye soruyoruz.
Masalın en acı tarafı da burada gizli: Bu ülke çocuklarını yetiştiriyor ama geleceğini başka ülkelere teslim ediyor.
Ez cümle: Sınavla büyüyen çocuklar, hayallerini bavula sığdırıp gidiyor.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Gücün Gürültüsü, Devletin Sessizliği 26 Şubat 2026 Perşembe
- Mahalleden Mafyaya: Ekranın Değişen Ahlakı 19 Şubat 2026 Perşembe
- Bilgi çağında cehaletin konforu 11 Şubat 2026 Çarşamba
- Sessizlik, Karanlık ve Din Ticareti 04 Şubat 2026 Çarşamba
- Bu bolluk değil, tükenişin kalabalığı 28 Ocak 2026 Çarşamba
- Vatanı Korumak, Çocukları Korumakla Başlar 21 Ocak 2026 Çarşamba
- Devlet Yok, Kumbaralar Var 07 Ocak 2026 Çarşamba
- Normalleşen Şeyler Ülkesi 31 Aralık 2025 Çarşamba
- Sefaletin Yeni Adı: Asgari Ücret 24 Aralık 2025 Çarşamba
- Bu ülkede iyiler neden hep erken yoruluyor? 17 Aralık 2025 Çarşamba