SÖZÜN AYNASI Doğruyu eğmeden Yanlışa eğilmeden
Olcay Öğüt

GIDENLERIN ARDINDAN Bu ülkede iyiler neden hep erken yoruluyor?

17 Aralık 2025 02:51
Bu dil bağıranı güçlü, sakin kalanı zayıf sayıyor. İyiler bu dilin içinde boğuluyor. Çünkü bağırmayı bilmiyorlar.

Bu ülkede bir süredir aynı hissi yaşıyoruz. Takvim yaprakları ilerliyor, isimler değişiyor ama içimizdeki soru yerinde duruyor: Neden iyiler hep erken yoruluyor? Neden yük en çok onların omzuna biniyor? Neden en çok emek verenler, en çok incinenler oluyor?

Bu bir tesadüf değil. Bu, bu memleketin görünmeyen ama çok iyi işleyen bir düzeni. İyi olmak burada çoğu zaman avantaj değil, yük sayılıyor. Yumuşak olmak zayıflık sanılıyor. Vicdan, gereksiz bir ayrıntı gibi görülüyor. Ve bu yüzden iyiler ya erkenden yıpranıyor, ya küstürülüyor, ya da sessizce kenara çekiliyor.

İyi insanlar bu ülkede sadece işlerini yapmıyor. Herkesin yapmadığını da sırtlanıyorlar. Boşluğu dolduruyorlar. Eksikliği telafi ediyorlar. Kırılanı onarıyorlar. Ses çıkarmayanın sesi oluyorlar. Ama kimse onlara “dur” demiyor. Kimse “biraz da sen dinlen” demiyor. Çünkü iyi insanların dayanıklı olduğu varsayılıyor. Hep idare eder sanılıyor.

Oysa iyilik, sınırsız bir kaynak değil. İnsan kalmak, en çok enerji isteyen şeylerden biri. Sürekli anlayan taraf olmak yoruyor. Sürekli susmak yoruyor. Sürekli düzgün kalmaya çalışmak yoruyor. Bu ülkede iyiler, kötülükle değil; yorgunlukla kaybediliyor.

Bir de bu ülkenin dili var. Sert, hoyrat, acımasız bir dil. Sosyal medyada, sokakta, siyasette… Her yerde. Bu dil bağıranı güçlü, sakin kalanı zayıf sayıyor. İyiler bu dilin içinde boğuluyor. Çünkü bağırmayı bilmiyorlar. Kırmayı marifet saymıyorlar. O yüzden en çok onlar yara alıyor.

Sonra bir gün fark ediyoruz. Bir bakıyoruz, birileri artık eskisi gibi konuşmuyor. Eskisi gibi gülmüyor. Eskisi gibi ortada görünmüyor. Geri çekilmiş. Yorulmuş. Vazgeçmiş. İşte tam o anda soruyoruz: “Neden böyle oldu?” Oysa cevap başından beri ortadaydı.

Bu ülkede iyilerden hep fazlası beklendi. Daha çok sabretmeleri istendi. Daha çok tolere etmeleri beklendi. Daha az şikâyet etmeleri söylendi. Ama kimse onlara hak ettikleri saygıyı, korumayı, alanı vermedi. Çünkü iyilik, çoğu zaman karşılık beklemez sanıldı. Oysa insan karşılık beklemez belki ama değer bekler.

Belki de asıl mesele şu: Biz iyileri çok seviyoruz ama hayattayken değil. Kaybedince seviyoruz. Yorulduklarında değil, sustuklarında fark ediyoruz. Yanımızdayken değil, yokluklarında kıymet biçiyoruz. Bu da geç kalınmış bir sevgiye dönüşüyor.

Bu yazı bir sitem değil sadece. Bir hatırlatma. Eğer bu ülkede iyilerin erken yorulmasını istemiyorsak, önce şunu değiştirmemiz gerekiyor: İyiliği bedava sanmaktan vazgeçmeliyiz. İyi insanları yormadan, tüketmeden, yalnız bırakmadan yaşayabileceğimiz bir dil kurmalıyız.

Çünkü iyiler erken yoruldukça, bu ülke geç iyileşiyor.

EZ CÜMLE: Bu ülkede iyiler kötülüğe değil, yalnız bırakılmaya yeniliyor.

YORUMLAR
  • Toplam 2 yorum
Davut 23:32 - 20 Aralık 2025

Çok doğru ve çok güzel bir yazı olmuş Tebrik ediyorum

0 Beğenmedim
Murat 09:17 - 17 Aralık 2025

Bu ülkede iyi olmak mı? Çok ciddi manevi ve ahlaki tahribat var, süründürürler adamı. Denedim olmadı uçurumdan atla daha iyi..

0 Beğenmedim

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X