SÖZÜN AYNASI Doğruyu eğmeden Yanlışa eğilmeden
Olcay Öğüt

BAĞIŞA BAĞLI YAŞAMLAR Devlet Yok, Kumbaralar Var

07 Ocak 2026 03:48
Oysa Almanya’da bir bebek SMA tanısı aldığında ailesi IBAN paylaşmaz.Fransa’da bir anne kaldırıma çocuğunun fotoğrafını koymaz. Hollanda’da bir baba köşe başında megafonla ağlamaz.

***

Gebze merkezde Mustafa Paşa Camii’nin önünden geçerseniz, yan yana dizilmiş yedi, sekiz, hatta bazen on tane bağış kutusu görürsünüz.
Fotoğrafları farklıdır, isimleri değişiktir ama kaderleri aynıdır.
Üzerlerinde hep benzer cümleler yazar:
“Zamanımız daralıyor.”

Ben hepsine gücüm yettiğince para atmadan geçemiyorum.
Ama ne atarsam atayım içimde aynı his büyüyor.
Yetmiyor… Asla yetmiyor.

Sosyal medyaya giriyorsunuz, yine bir video karşınıza çıkıyor.
SMA’lı bir bebek, annesinin babasının kucağında.
Gözleri kocaman…
Sanki her şeyi anlıyor ama hiçbir şey söyleyemiyor gibi.

Altında şu yazı:
“Evladımızın yaşaması için son 40 gün.”

İzleyemiyorum.
Sonuna kadar dayanmak mümkün değil.
Parmağım refleks gibi ekranı yukarı kaydırıyor.
Çünkü o görüntüye bakmak, kendi çaresizliğimle yüzleşmek demek.
Çünkü biliyorum;
benim de elimden, maddi destek vermek dışında pek bir şey gelmiyor.

İşyerimde bir SMA’lı çocuğun kumbarası var.
Gelenleri o teneke kutuya yönlendirmeye çalışıyorum.
Ama içine atılan her bozuklukta, insanın yüreği biraz daha ağırlaşıyor.

Bir ülkede esnaf ve halk, devletten önce çocuk kurtarmaya çalışıyorsa,
orada artık bir sorun değil,
vicdanı kanatan bir çöküş vardır aslında.

Şimdi empati yapın.
Bir anlığına kendi çocuğunuzu düşünün.
Daha kucağınıza sığacak kadar küçük…
Kokusuna dünyayı değişmeyeceğiniz,
saçının bir teline ömrünüzü vereceğiniz evladınız…

Ve bir gün doktorun size dönüp şunu söylediğini hayal edin:
“Kasları yavaş yavaş eriyecek.
Nefes almakta zorlanacak.
Ama bir iğneyle kurtulma ihtimali var.”

Ardından o cümle geliyor:
“İlacın bedeli iki milyon dolar.”

İki milyon dolar…

Bu, bir annenin her gün biraz daha tükenmesi demek.
Bir babanın gururunu yutarak evladının fotoğrafını paylaşması demek.
Bir ailenin, kendi çocuğunu sosyal medyada dilendirir hale gelmesi demek.

O anne artık geceleri uyumuyor.
Telefona gelen her bildirimde kalbi yerinden fırlıyor.
Bir bağış daha gelmiş mi diye değil,
zamandan biraz daha satın alabilmiş mi diye bakıyor.

Bu ülkede el kadar çocuklar, ilaca değil bağışa bağlı yaşıyor.
Kampanya yetişmezse ölüyorlar.
Ve biz buna alışıyoruz.

Alışıyoruz çünkü her ölümden sonra hayat devam ediyor.
Işıklar yanıyor, çay demleniyor, televizyon açılıyor.
Bir çocuk daha ölüyor,
ama akşam haberlerinde sadece alt yazı oluyor.

Alıştıkça, suç ortaklığına terfi ediyoruz farkında olmadan.

Türkiye’de yaklaşık 3 bin SMA’lı çocuk var.
Son on yılda 500’den fazlası,
ilacı olmadığı için değil,
paraya yetişemedikleri için toprağa verildi.
(Resmî ve sivil toplum kaynaklarının verdiği rakamlar bunlar.)

Yani her yıl onlarca çocuk,
sadece fakir olduğu için öldü bu ülkede.

Oysa Almanya’da bir bebek SMA tanısı aldığında ailesi IBAN paylaşmaz.
Fransa’da bir anne kaldırıma çocuğunun fotoğrafını koymaz.
Hollanda’da bir baba köşe başında megafonla ağlamaz.

Orada devlet vardır.
Burada ise bağış kutuları var.

Devlet böyle zamanlarda çocuğu ilaca götürür.
Aileyi süründürmez.
Dilendirmez.

Bu, bu hükümetin ayıbıdır.
Ama susan, görmezden gelen herkesin de ayıbıdır bana göre.

Bugün yardım ettiğiniz çocuk kurtulabilir.
Ama sistem değişmezse,
yarın başka bir çocuğun fotoğrafı yine önünüze düşecek.

Bir ülkede çocuklar ilaca değil de vicdana bağlanıyorsa,
orada artık sağlık sistemi değil,
sadece merhamet nöbet tutuyordur.

Ez cümle:
Bu memlekette çocuklar paraya yetişemedikleri için ölüyorsa,
mesele ekonomi değil,
insanlığın iflasıdır.
Devlet yoksa, çocukları kumbaralar yaşatamaz.

 

FOTO GALERİ…

https://www.facebook.com/photo/?fbid=122243668970173167&set=pcb.122243669564173167

 

YORUMLAR
  • Toplam 1 yorum
Suat yılmaz 11:53 - 07 Ocak 2026

????

0 Beğenmedim

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X