GEBZE MEYDANINDA İNTİHAR GÖSTERİ ALANI İki Teker Üstünde Can Pazarı: Duymuyor musunuz?
**
Bizler küçükken bisikletimize atlar, Gebze’den Eskihisar sahiline kadar özgürce, korkusuzca pedallardık. Sokaklar bizimdi, yollar güvenliydi. Gün batmadan eve yetişmek dışında pek bir derdimiz yoktu. Peki ya bugün? Bugün bir baba, bir veli olarak açıkça itiraf ediyorum: Ben çocuğumu bugün bisikletiyle Eskihisar’a tek başına hayatta göndermem, gönderemem! Çünkü bugünün sokakları çocuklarımız için bir özgürlük alanı değil; ne yazık ki her geçen gün biraz daha büyüyen bir risk alanı. Eskiden çocuklarımızı "eve geç kalma" diye uyarırdık, bugün ise "sağ salim dön" diye uğurluyoruz. Asıl değişen çocuklar değil, şehirlerimiz oldu.
Yaz tatili geldi. Tatile gidemeyen, Gebze’de kalan binlerce çocuğun en büyük eğlencesi bisiklet, elektrikli bisiklet ya da scooter sürmek. Ama nerede? Şehir içinde tek bir bisiklet yolu bile yok. Çocuklar mecburen trafiğe çıkıyor ve büyük araçların arasında görünmez oluyorlar. Motosikletliler ve sürücüler çoğu zaman bu iki tekerlekli, üç tekerlekli araçları birer taşıt gibi görmüyor; kaldırıma çıksalar bu kez haklı olarak yayaların tepkisiyle karşılaşıyorlar. Yani çocuklarımız iki arada bir derede bırakılıyor. Ne yol onların, ne kaldırım... Elbette madalyonun diğer yüzü de var. Trafikte hiçbir kurala uymadan, hem kendi canını hem de başkalarının hayatını tehlikeye atan bilinçsiz sürücüleri görmezden gelemeyiz. Kuralsızlığın hiçbir bahanesi olamaz. Ancak birkaç sorumsuz davranış yüzünden bütün çocukların güvenli ulaşım hakkını da yok sayamayız.
Çünkü tehlike artık kapımızda. Daha dün oğlumun bir arkadaşı bisikletten düşerek köprücük kemiğini kırdı. Geçtiğimiz günlerde gencecik bir evladımız otomobilin altında kalarak hayatını kaybetti. Sosyal medyaya yansıyan ya da hiç yansımayan, her gün sayısız kaza yaşanıyor. Bir çocuğun hayatını kaybetmesi istatistik değildir; bir ailenin ömür boyu taşıyacağı bir acıdır. Peki bu çocukların güven içinde pedal çevirebileceği hiç mi yer yok? Aslında var: Gebze Millet Bahçesi ve Darıca Millet Bahçesi... Yiğidi öldürüp hakkını yemeyelim; Gebze Millet Bahçesi de güzel bir alan. Ancak bisiklet ve scooter kullanımı açısından Darıca Millet Bahçesi çok daha elverişli, çok daha keyifli. Gerçi orada da ayrı bir sorun var; koca bisiklet yolunu işgal eden yayalar, her köşede çöp kutusu olmasına rağmen yere atılan çöpler... Bunlar da maalesef medeniyet anlayışımızın aynası.
Ama asıl soru şu: Peki, Gebze'de yaşayan bir çocuk Gebze Millet Bahçesi'ne, Darıca Millet Bahçesi'ne ya da Eskihisar sahiline güvenli şekilde nasıl ulaşacak? İşte sorun tam da burada başlıyor. Bugün Gebze'de faaliyet gösteren ne belediye otobüsleri ne de özel halk otobüsleri bisiklet ya da scooter kabul ediyor. Çocuk aracıyla otobüse binemiyor, kapıdan geri çevriliyor. Peki ne yapacak? Mecburen Gebze merkezden çıkacak, yoğun trafiğin içine girecek, Darıca merkeze kadar gidecek ve oradan sahile inecek... Yani daha güvenli bir parkura ulaşmadan önce en büyük tehlikenin içine girmiş olacak. İşte bu yüzden Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Ulaşım Daire Başkanlığı'na açık çağrıda bulunuyorum: Yaz aylarında Gebze'den bu alanlara bisiklet taşıma aparatlı otobüs seferleri düzenlemek ya da mevcut otobüsleri bu sisteme uygun hale getirmek gerçekten bu kadar zor mu?
Tam bu noktada yıllardır bitmek bilmeyen Gebze-Darıca Metrosu'na da değinmeden geçemeyeceğim. Yaklaşık beş yıldır bu şehir "açılıyor", "birkaç aya hizmete giriyor" sözlerini dinliyor. Şimdi de hattın Ağustos ayında ilk etapta açılacağı söyleniyor. Elbette bu kez gerçekten açılmasını hepimiz istiyoruz. Çünkü bu metro yalnızca bir ulaşım projesi değildir; bu metro aynı zamanda çocuklarımızın güvenli ulaşım hakkıdır. Eğer çocuklarımız bisikletleri veya scooterlarıyla metroya binebilir ve bu sosyal alanlara güvenli şekilde ulaşabilirse, bugün yaşadıkları birçok tehlike de ortadan kalkacaktır. Asıl mesele yalnızca ray döşemek değil; çocuklarımızın güvenli bir şekilde hayata karışmasını sağlayabilmektir.
Gelelim işin en can yakıcı, çuvaldızı kendimize batırmamız gereken diğer kısmına... Buradan o iki tekerlekli araçların üzerindeki evlatlarımıza, gençlerimize sesleniyorum: Bisikletin, elektrikli bisikletin önünü kaldırarak gitmek, elleri bırakarak sürmek, merdivenlerden aşağıya paldır küldür inmek ya da yüksek yerlerden atlamak spor değildir! Bunlar akrobatik hareketler de değildir! Bunlar sizin canınıza, bedeninize kastedecek; sizi yaşamdan koparacak, sakat bırakacak ya da ömür boyu yatalak kalmanıza sebep olacak çok büyük, çok tehlikeli deliliklerdir. Yapmayın, etmeyin! Trafikte akan hiçbir araca güvenmeyin, size yeşil yansa bile hiçbir trafik ışığına körü körüne güvenmeyin, gözünüzü dört açın! Tabii burada ailelere de çok büyük görev düşüyor; lütfen çocuklarınızı, ne yaptıklarını, nereye gittiklerini sıkı takip edin.
Gelelim bir başka tehlikeye... Gebze Meydanı'ndaki nikâh salonunun önündeki geniş merdivenler, üst geçitlerdeki kırk elli basamaklı uzun taş merdivenler ve mahalle aralarında bulunan dik yokuşlu merdivenler... Buralar son zamanlarda bazı çocuklar için adeta bir intihar gösteri alanına dönüşmüş durumda. Yaşları 10 ile 16 arasında değişen çocuklar buralardan son sürat aşağı inmeye çalışıyor. Kimi bunu arkadaşlarına gösteriyor, kimi de sosyal medya için video çekiyor. Instagram'da, TikTok'ta, Facebook'ta buna benzer görüntüler her gün karşımıza çıkıyor. Allah korusun... Yarın o merdivenlerden birinde bir çocuk başını taşa vurup hayatını kaybetse bunun hesabını kim verecek?
Buradan Gebze Kaymakamlığı'na, Gebze Belediyesi'ne, Zabıta Müdürlüğü'ne ve İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Ekipleri'ne çağrıda bulunuyorum: Bu görüntüler sosyal medyada herkesin karşısına çıkıyorsa, kurumların da dikkatinden kaçmamalıdır. Siber ekipler mi devreye girer, trafik mi bakar bilmem; sosyal medyada bu tehlikeli hareketleri yapıp övünerek paylaşan sürücülere karşı en ağır cezai yaptırımlar uygulanmalıdır. Önlem kazadan sonra değil, kazadan önce alınmalıdır. Nikâh salonu önü, üst geçitler ve benzeri riskli noktalarda çocukların hızlanmasını fiziksel olarak önleyecek mühendislik çözümleri, setler mutlaka yapılmalıdır.
Bu yazı; Kocaeli Valiliği'nden belediyelere, emniyetten ilgili tüm kurumlara kadar bir serzeniştir, bir şikâyet ve çözüm manifestosudur. Ama hepsinden önemlisi bir anne-babanın içinden kopan feryattır. Kimse çocuklarımıza "Bisiklete, scootera binmeyin" demiyor. Tam tersine, daha çok binsinler istiyoruz. Ama bunu korkarak değil, özgürce yapabilsinler. Şehirler yalnızca betonla, asfaltla büyümez. Bir şehrin gerçek büyüklüğü, çocuklarına sunduğu güvenle ölçülür. Bugün alınacak küçük bir önlem, yarın bir çocuğun hayatını kurtarabilir. Eğer çocuklarımızı gönül rahatlığıyla sokağa salamıyorsak, dönüp kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Gerçekten çocuklar için yaşanabilir bir şehir inşa edebildik mi?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Siyaset kıyafeti değil hizmeti konuşmalı 09 Temmuz 2026 Perşembe
- Asıl Şimdi Gri Alanların Deve Kuşları Düşünsün! 08 Temmuz 2026 Çarşamba
- Masumiyet karinesi nerede? 23 Haziran 2026 Salı
- Yeni Bir Yol İnşa Ediyorlar 18 Haziran 2026 Perşembe
- Koltuk ve makam tapulu malı mı 11 Haziran 2026 Perşembe
- Korkacak Şeyi Olmayan Sandıktan Kaçmaz 09 Haziran 2026 Salı
- Bayramlaşma Gölgesinde Derinleşen Siyasi Ayrışma 02 Haziran 2026 Salı
- Baba Ocağında İhanet Çemberi 26 Mayıs 2026 Salı
- Bir Milletin Yeniden Ayağa Kalktığı Gün: 19 Mayıs 19 Mayıs 2026 Salı
- Kimin Hikâyesi, Kimin Hesabı? 14 Mayıs 2026 Perşembe