SÖZÜN AYNASI Doğruyu eğmeden Yanlışa eğilmeden
Olcay Öğüt

ŞAŞIRIYOR, ALIŞIYOR, SUSUYORUZ Normalleşen Şeyler Ülkesi

31 Aralık 2025 04:29
Rakamlar TÜİK’te şahane, ülke A Haber ekranlarında Norveç;kâğıt üstünde cennet, gerçek hayatta enkaz.

***

İhmal, yolsuzluk, hukuksuzluk…
Hepsi artık kısa süreli gündem.

Bu ülkede tuhaf bir eşik aşıldı.
Artık hiçbir şeye şaşırmıyoruz.
Daha doğrusu şaşırıyoruz ama kısa sürüyor.
Sonra geçiyor.
Sonra alışıyoruz.
Sonra susuyoruz.

Bir bina çöküyor, birkaç gün konuşuluyor.
Bir tren kazası oluyor; “ihmal mi, kader mi” tartışması yapılıp kapatılıyor.
Bir otelde onlarca insan yanarak ölüyor, kimse sorumluluk almıyor, kimse istifa etmiyor.
Depremde on binlerce can gidiyor; sorumlular yargılanmıyor, dosyalar sürünüyor, hafıza hızla siliyor.

Geçen ay Dilovası’nda, kaçak bir parfüm dolum atölyesinde çıkan yangında yedi işçi yanarak can verdi.
Ruhsat yok, denetim yok, sorumluluk yok.
Bir iki haber, birkaç açıklama…
Sonra yine sessizlik.

Bir iş cinayeti daha, normalleşmiş haliyle hayatımızdan geçti gitti.

Kurumlar çadır satıyor, yardım ticarete dönüyor.
Yandaş şirketlerin ve müteahhitlerin vergi borçları bir kalemde siliniyor; emeğiyle geçinen milyonlara “sabredin” deniyor.
Milleti dolandıran firmalar korunuyor, küçük esnaf borç yüzünden kepenk indiriyor.

Borsada büyük vurgunlar dönüyor.
Küçük yatırımcı parasını kaybediyor, iflas ediyor; hayatına son verenler oluyor.
Ama sistem tıkır tıkır işlemeye devam ediyor.

Çocuklara yönelik istismar iddiaları gündeme geliyor.
Ama”lar başlıyor.
Bir kereden bir şey olmaz” cümleleri dolaşıma sokuluyor.
Cemaatler, yapılar, ilişkiler konuşuluyor ama gerçek bir yüzleşme bir türlü gelmiyor.
Mecliste aklanmalar, savsaklamalar yaşanıyor.
Toplumun vicdanı kanıyor… sonra o da susuyor.

Ekonomide tablo ortada.
İşçi geçinemiyor, emekli ay sonunu getiremiyor, gençler gelecek planı yapamıyor.
Ama kâğıt üstünde her şey yolunda.
Rakamlar TÜİK’te şahane, ülke A Haber ekranlarında Norveç;
kâğıt üstünde cennet, gerçek hayatta enkaz.

Siyasetin dili de bu normalleşmenin bir parçası.
Belediye başkanları, meclis üyeleri, gazeteciler, köşe yazarları;
kimi zaman zayıf gerekçelerle, kimi zaman yanlış yerde durdukları için adliyede buluyor kendini.
Hukuk, kanuna göre değil de rüzgâra göre eserse, adalet de ister istemez eğilip bükülüyor.
Bunu dile getirmek bile artık cesaret sayılıyor.

Bir başka garabet daha var.
Turizmden sorumlu olanların otelleri,
eğitimden sorumlu olanların eğitim yatırımları,
sağlıktan sorumlu olanların sağlık sektöründeki varlığı
çıkar çatışması” değil, “tecrübe” diye anlatılıyor.

Bu kadar çarpıklığın ortasında kimse gerçekten bedel ödemiyor.
Kimse gerçekten rezil olmuyor.

Sonra dönüp birbirimize soruyoruz:
Bu ülkede neden kimse isyan etmiyor?”

Çünkü her şey adım adım normalleştirildi.
Çünkü insanlar yorgun.
Çünkü iyiler erken yoruluyor.

Eskiden bir söz vardı, hâlâ geçerli mi bilmiyorum ama bu tabloya çok yakışıyor:
“Bu ülkede her şey olabilirsiniz ama rezil olamazsınız.”

Asıl tehlike de burada.
Skandalın değil, sessizliğin yayılması.
Hırsızlığın değil, alışmanın bulaşıcı olması.

Bu ülkenin en büyük problemi artık krizler değil; krizlerin normalleşmesi.

Bir ülke bina çökmelerine, tren kazalarına, iş cinayetlerine,
yolsuzluk iddialarına, hukuksuzluk tartışmalarına alışıyorsa;
orada mesele artık tek tek olaylar değildir.

Orada mesele, toplumsal hafızanın çöküşüdür.
Hafızasını kaybeden toplumlar, aynı acıyı defalarca yaşar.

Ez cümle:
Bu ülkede olan bitenler değil, olan bitene alışmamız tehlikeli.

YORUMLAR
  • Toplam 1 yorum
Ferdi Bolat 12:14 - 31 Aralık 2025

Kaleminize sağlık Olcay Bey. Bu yazı, normalleşen çürümeyi yüzümüze vuruyor. Dediğiniz gibi asıl felaket yaşananlara bu kadar çabuk alışmamız. Şaşırmayı, öfkelenmeyi, hesap sormayı unuttuk.

0 Beğenmedim

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X