DÜNYADA.. TÜRKİYE’DE “Adalet” yoksa barış eksiktir
**
Bazı kelimeler vardır, insan onları söylerken bile içi titrer.
Bayram da öyledir.
Çünkü bayram, yalnızca kapı eşiğinde bekleyen misafir, kolonya kokusu, şeker tabağı, eski bir hatıranın gülümseyişi değildir.
Bayram, biraz da insanın kalbine dönüp kendine sorduğu o büyük sorudur:
Bu dünya neden hâlâ bu kadar acı dolu?
Bu bayramda yine içimiz buruk.
Çünkü dünyanın bir yanında çocuklar oyuncak yerine korkuya sarılıyor.
Bir yanında anneler evlatlarını toprağa veriyor.
Bir yanında şehirler susuyor, yalnızca sirenler konuşuyor.
İran’da, bölgemizde, yeryüzünün neresinde olursa olsun, insanı insandan koparan, hayatı ölüme mahkûm eden her savaşı lanetliyoruz.
Çünkü savaş, hangi bayrağın altına saklanırsa saklansın, insanlığın alnına sürülmüş kara bir lekedir.
Biz, gökyüzünün bomba sesiyle değil, kuş sesiyle dolduğu bir dünya istiyoruz.
Biz, sınırların nefretle değil, barışla aşıldığı bir dünya.
Biz, yoksulluğun alın yazısı diye dayatılmadığı, sömürünün maharet sayılmadığı, kaynağın da gelirin de adaletle bölüşüldüğü bir dünya istiyoruz.
Bir avuç insanın serveti büyürken, milyonların sofrası küçülmesin istiyoruz.
Toprağı ekenin, demiri dövenin, taşı taşıyanın, tezgâh başında ömrünü tüketenin, fabrika dumanına, güneş sıcağına, hayatın yüküne direnenin hakkı teslim edilsin istiyoruz.
Emek, bu memlekette en ucuz şey olmasın artık.
Alın teri, başı öne eğilen değil, başı dik gezen insanların nişanı olsun.
Ve bir Türkiye özlüyoruz…
Öyle bir Türkiye ki sabah, kapıya dayanmış korkuyla değil, perde aralığından içeri süzülen gün ışığıyla başlasın.
İnsanlar iftirayla, uydurma gerekçelerle, karanlık senaryolarla değil, hukukun güven veren eliyle karşılaşsın.
Adalet, kimi zaman var olan, kimi zaman kaybolan bir ayrıcalık değil; herkes için aynı mesafede duran büyük bir vicdan olsun.
Öyle bir memleket özlüyoruz ki;
Kimse düşüncesinden dolayı yaftalanmasın.
Kimse düşman muamelesi görmesin.
Kimse bir gecede itibarsızlaştırılıp özgürlüğünden edilmesin.
Hukuk, intikamın değil hakkaniyetin adı olsun.
Devlet, korku üreten değil güven veren bir çatı olsun.
Öyle bir Türkiye özlüyoruz ki;
Çocukların yatağa aç girmediği.
Annelerin mutfakta sessizce ağlamadığı.
Babaların cebindeki eksik parayı yüreğinde yara gibi taşımadığı.
Gençlerin bavul değil hayal hazırladığı.
Yaşlıların ömürlerinin sonunda yalnızca sabrı değil, huzuru da tattığı bir Türkiye.
Çünkü bayram, en çok çocukların yüzünde bayramdır.
Bayram, sofrada ekmek varsa bayramdır.
Bayram, evde huzur, sokakta güven, ülkede adalet varsa bayramdır.
Bayram, kimsenin kendini kimsesiz hissetmediği gündür.
Yalnızca insanca bir hayat istiyoruz.
Savaşsız bir dünya.
Sömürüsüz bir düzen.
Eşit paylaşılmış kaynaklar.
Adil bölüşülmüş gelir.
Değer gören emek.
Korkutmayan hukuk.
Aç uyumayan çocuklar.
Ve yarına başı dik bakabilen bir memleket…
Dileğimiz o ki, bu bayram
yüzümüze yalnızca tebessüm değil, yüreğimize biraz cesaret, biraz umut, biraz da vicdan bıraksın.
İnsan insanın kurdu değil, yurdu olsun...
Bu topraklarda öfke değil kardeşlik büyüsün.
Baskı değil özgürlük kök salsın.
Yoksulluk değil bereket çoğalsın.
Ve adalet, bir gün gecikmeden gelsin.
İşte o gün geldiğinde bayram yalnız takvimde yazmayacak.
Sokakta yazacak.
Sofrada yazacak.
Çocukların gözünde, emekçinin ellerinde, memleketin kalbinde yazacak.
Savaşsız, sömürüsüz, adil ve onurlu bir dünya;
Hukukun gerçekten hukuk olduğu, emeğin karşılığını bulduğu, gelirin adaletle paylaşıldığı, çocukların aç yatmadığı bir Türkiye dileğiyle…
Bayramımız kutlu olsun...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- 15 Temmuz’un illiyet zinciri 16 Temmuz 2026 Perşembe
- Kurtarıcı Bekleyenler Cumhuriyeti 14 Temmuz 2026 Salı
- Savunma susturulamaz, adalet şikâyetle örtülemez 13 Temmuz 2026 Pazartesi
- Bir Çöküşün Anatomisi 10 Temmuz 2026 Cuma
- Tedbirle gelenlerin tarihi sınavı 09 Temmuz 2026 Perşembe
- Delegelerin iradesine düşen butlan gölgesi 08 Temmuz 2026 Çarşamba
- Nefesin kalmasa bile; susma, haykır 03 Temmuz 2026 Cuma
- NATO’dan utanmayın, halkımızdan utanın!.. 01 Temmuz 2026 Çarşamba
- CHP, zeytin veren ölmez ağaçtır. 29 Haziran 2026 Pazartesi
- Sistemi mi tartışacağız? Sonuçlarını mı? 26 Haziran 2026 Cuma