Rüzgâr Gülleri ve Karakter Yoksulluğu Bir Çöküşün Anatomisi
**
"Bazı insanlar için para, bütün ilkelerin üzerinde duran görünmez bir efendidir."
Bu söz ne kadar tanıdık, değil mi?
"Görünmez efendiler!"..
Bir yanda Washington’ın koridorlarında icazet arayanlar, diğer yanda "bağımsızlık" nutukları atarken emperyalizmin enerji hatlarına bekçilik edenler.
Bu yazı, bir karakterin nasıl "yoksullaştığının" ve bir ülkenin nasıl "çökertildiğinin" kısa tarihidir.
Siz bakmayın nutuklara. "Yerli ve milli" sözcüklerinin arkasına saklanan o tezgâhın temelinde, yargının bir "sopa" olarak kullanılması yatıyor.
Hukuk, bir adalet terazisi değil, iktidarın devamını sağlayan bir keskin bıçağa dönüştürüldü.
Toplumsal muhalefet mi yükseliyor? Yargı orada.
CHP mi güçleniyor? Hemen bir operasyon, bir iç kavga, bir "böl ve yönet" hamlesi.
Düşünün; koskoca bir ana muhalefet partisini, kendi içindeki kısır döngülere hapsederek sistemin dışına itmek; demokrasinin "can damarını" kesmektir.
Bu, iktidarın bekasını milletin huzuruna tercih etmenin, devletin kılcal damarlarına kadar sızmış bir çürümüşlüğün ilanıdır.
Oysa biliyoruz ki; rüzgârın yönüne göre dönenlerin, yarın o rüzgar ters estiğinde tutunacak tek bir dalı bile kalmayacaktır.
Şimdi gelelim şu NATO toplantılarına, şu büyük stratejilere...
İktidarın, meşruiyetini Trump gibi emperyalizmin simge isimlerinden alma arzusu, bağımsızlık tarihimize atılmış en büyük kara lekedir.
Kurtuluş Savaşı’nda emperyalizmi Anadolu’nun toprağına gömen bir mirası temsil ettiğini iddia edenlerin, bugün aynı emperyalizmin işgal ve savaş planlarına "lojistik destek" vermesi, tarihsel bir ihanet değilse nedir?
Ülke, enerji kaynaklarını ele geçirmek isteyen küresel efendilerin bir "basamak taşına" dönüştürülüyor.
Bir yanda NATO’nun genişleme planları, öte yanda ekonomik krizin altında ezilen, yarınını göremeyen milyonlar...
"Ekonomi" dedikleri, sadece bir avuç yandaşın cebini dolduran, milletin ise "karakter yoksulluğu" ile terbiye edilmeye çalışıldığı bir düzendir.
"Omurga, şartlar değiştiğinde de eğilmeyendir."
Bugün koltuklarında oturanlar, rüzgârın yönüne göre dönenlerdir.
Dün savunduklarını bugün inkâr eden, dün "dost" dediğine bugün "düşman" diyen, ilkelerini ceket değiştirir gibi değiştiren o meşhur "menfaat hizmetkârları"...
Onların sorunu ceplerindeki paranın azlığı değil, karakterlerindeki boşluktur.
Bu boşluk, hukuku, siyaseti ve hatta ekmeğimizi yiyip bitiren devasa bir karadeliktir.
Unutulmasın ki, tarih, ne kadar güçlü görünürse görünsün, "görünmez efendilere" kulluk edenlerin değil, rüzgâra karşı dimdik duranların yazdığı bir süreçtir.
Bugün yargı sopasıyla muhalefeti terbiye etmeye çalışanlar, yarın o sopanın altında ezilenlerin vicdanında mahkûm olacaklardır.
Yazık bu ülkeye; bağımsızlık ve kurtuluşun ateşiyle kurulan bu cumhuriyet, bugün "rüzgâr güllerinin" insafına terk edilmiş durumdadır.
Ancak hakikat, o büstün sessizliğinde gizlidir: Efendiler değişir, düzenler değişir ama "omurgalı duruş" tarihin en büyük mirası olarak kalır.
Biz yazmaya, anlatmaya, hatırlatmaya devam edeceğiz.
Çünkü susmak, rüzgârın yönüne göre dönmektir.
Biz ise bu rüzgârın karşısında, inandığımız değerlerin savunucusu olarak kalmaya kararlıyız...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- 15 Temmuz’un illiyet zinciri 16 Temmuz 2026 Perşembe
- Kurtarıcı Bekleyenler Cumhuriyeti 14 Temmuz 2026 Salı
- Savunma susturulamaz, adalet şikâyetle örtülemez 13 Temmuz 2026 Pazartesi
- Tedbirle gelenlerin tarihi sınavı 09 Temmuz 2026 Perşembe
- Delegelerin iradesine düşen butlan gölgesi 08 Temmuz 2026 Çarşamba
- Nefesin kalmasa bile; susma, haykır 03 Temmuz 2026 Cuma
- NATO’dan utanmayın, halkımızdan utanın!.. 01 Temmuz 2026 Çarşamba
- CHP, zeytin veren ölmez ağaçtır. 29 Haziran 2026 Pazartesi
- Sistemi mi tartışacağız? Sonuçlarını mı? 26 Haziran 2026 Cuma
- O satıh, halkın iradesidir! 25 Haziran 2026 Perşembe