ÖZGÜRLÜK ÖLDÜ AMA KİMSE ÖLMEDİ Biz Ülkeyi Dizilerde Yaşıyoruz: Asıl Ayrılık

11 Aralık 2025 04:24
"İnsan, markette “hangisini almayacağım” diye geziyorsa, orada ekonomi yoktur. Orada hayatta kalma vardır."

Aynı ülkedeyiz.

Sen varsın.

Ben varım.

Ama “biz” yok.

Çünkü biz, artık millet değiliz, kabile olduk.

Aynı bayrağın altında… Birbirine yabancı kabileler.

Aynı sofrada oturup, birbirinin lokmasını sayan kabileler.

Bir cümle kuruyorsun.

Adalet.”

Kime göre?

Neye göre?

Birinin adaleti, ötekinin suçu.

Birinin eleştirisi, ötekinin ihaneti.

Birinin sesi, ötekine “tehdit.”

Sonra şaşırıyoruz:

Niye bu kadar gerginiz?”

Çünkü hukuk, artık kural değil, yorum...

Kural dediğin şey, herkese aynı işler. Bizde aynı işlemiyor.

Herkese aynı işlemeyen şeye de hukuk denmez.

Dekor denir.

Ekonomi?

Bir ülkede enflasyon yükselince, sadece fiyatlar yükselmez.

İnsanlar da düşer.

Umudu düşer.

Güveni düşer.

Haysiyeti düşer.

Çünkü yoksulluk, para meselesi değildir.

Yoksulluk, hayat meselesidir.

 

İnsan, markettehangisini almayacağımdiye geziyorsa, orada ekonomi yoktur.

Orada hayatta kalma vardır.

Sonra çıkıp “sabredin” diyorlar.

Sabır, ibadettir.

Program değildir.

Sabırla kira ödenmez. Sabırla çocuk büyütülmez.

Ama sabırla ne olur biliyor musunuz?

Hesap sorulmaz!..

İnsan hakları?

Ağızlarda var.

Kâğıtlarda var.

Sokakta yok.

Çünkü hak dediğin şey, bir gün var bir gün yoksa ,o hak değil.

İzin.

İzinle yaşanan yerde, Hürriyet olmaz!..

Basın?

Basın özgürlüğü diyoruz ya; Bizde basın, çoğu zamanözgürlüğün üstüne örtü.”

Soru sorulmasın diye bağırır.

Gerçek görünmesin diye gösterir.

Halk düşünmesin diye konuşturur.

Sonra da “millet her şeyi görüyor” denir.

Millet görüyor.

Ama konuşamıyor.

 

İşte  Özdemir Asaf'ın "Ölüm gibi bir şey oldu ama kimse ölmedi." şiirinin memleket versiyonu burada başlıyor:

Ölüm gibi bir şey oldu, ama kimse ölmedi.

Ölen ne?

Özgürlük öldü, kimse ölmedi.

Adalet öldü, kimse ölmedi.

Kurumsallık öldü, kimse ölmedi.

Vicdan öldü, kimse ölmedi.

Çünkü bizde ölen şeyler, genelde “soyut.”

Soyut olunca, kimse cenaze kaldırmıyor…

Kimse taziye vermiyor.

Sadece alışıyoruz.

Gel gör ki; Kurtlar Vadisi’nde Oktay Kaynarca tarafından canlandırılan dizi film kahramanı Süleyman Çakır kahramanı için gıyabi cenaze namazı kılındı ve sanal kahramanın ölüm yıldönümlerinde hayrına lokma dağıtılıyor. Biz bu memlekette dizi izlemiyor, dizilerde yaşıyoruz.

Alışmak felakettir.

Çünkü alışan toplum, itiraz etmeyi unutur.

İtiraz etmeyi unutan toplum da… “Biz” olmayı unutur.

Siyaset ne yapıyor?

Bunu besliyor.

Çünkü “biz” olursak, yan yana geliriz.

Yan yana gelirsek, sorular sorarız.

Neden bu kadar yoksuluz? Neden bu kadar korkuyoruz? Neden bu kadar öfkeliyiz?

Sorular sorulursa, cevap gerekir.

Cevap zor.

O yüzden ne yapılıyor?

Ayrılık büyütülüyor.

Biri “makbul.”

Biri “şüpheli.”

Biri “yerli-milli.”

Biri “öteki.”...

Sonuç?

Aynı ülkede yaşıyoruz ama aynı ülkeyi yaşamıyoruz.

Bir tarafın gerçeği başka. Ötekinin gerçeği başka.

Bir tarafın acısı bile “siyasi.”

Ötekinin acısı bile “abartı.”

Sonra da “neden birlik olmuyoruz” diye soruyoruz.

Olmaz.

Çünkü “biz” dediğin şey… Önce adalet ister.

Önce eşitlik ve utanma ister.

Utanma yoksa… “Biz” de yok.

Aynı ülkede sen varsın. Ben varım.

Ama “biz” yok.

Ve asıl ayrılık budur:

Gitmeden kopmak. Yaşamaya devam ederken… Birlikte yaşamayı unutmak!.

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X