BARIŞ, HAKARETİN ÜSTÜNE İNŞA EDİLMEZ. Cellat!..
***
İroni şu: “Barış” diye yola çıkıp, kelime dağarcığını “cellat”a bağlayınca,barışın kapısı değil, tarihin mezar taşı tıklatılıyor.
CHP’nin bugünkü genel başkanı bir cümle kuruyor; “Stockholm sendromu”, “Celladına âşık olma” filan…
Cevap geliyor: “Cellat görmek istiyorsan aynaya bak. CHP’nin geçmişine bak.”
Üstelik Ulus Meydanı, İstiklal Mahkemeleri, darağaçları…
Ardından DEM’den yükseliyor: “Cellat defterini açarsak… hepiniz borçlu çıkarsınız.”
Eeee şimdi şu soruyu sormak gerekmez mi?
Bugünün tartışmasını niye yüz yıl geriye taşıyorsun?
CHP’yi eleştireceksen bugün eleştirirsin: Ekonomi, yönetim, aday, program, tutarlılık.
Ama olmadı mı hemen arşiv kapağı açılıyor:
“Tek parti”,
“mahkeme”,
“cellat”…
Siyasette buna “muhakeme” denmiyor.
Buna “mecazla infaz” deniyor.
Bakın, memlekette herkes “normalleşme” söylüyor.
Normalleşme ne?
Sandıkla gelenin sandıkla gittiği, hukukun laf değil kural olduğu düzen.
Ama bazıları normalleşmeyi şöyle okuyor: “Konuşalım, ama konuşurken bir tarafın kurucu fikrine, devrimine, tarihine etiket yapıştıralım… ‘cellat’ diyelim,sonra ‘barış’ diyelim.”
Olmuyor.
Barış, hakaretin üstüne inşa edilmez.
İnşa edilecekse, “cellat” kelimesiyle değil; adalet kelimesiyle edilir.
Üstelik işin daha lezzetli (!) tarafı şu: İstiklal Mahkemeleri üstünden yürüyen polemik, çoğu zaman “tarih” diye servis ediliyor; ama tartışma tarih değil, gündelik siyaset.
Tarih burada bir alan değil; bir sopa.
Oysa herkes biliyor ki olağanüstü dönemler, olağanüstü kurumlar üretir; bunu beğenirsin-beğenmezsin, tartışırsın-tartışmazsın…
Ama, bugünün politik kavgası için, dünü zamanından, zemininden ve bağlamından koparıp bugüne yapıştırdığında, “eleştiri” değil anakronizm (Tarih yanılgısı) yapmış olursun.
Biri çıkıp “CHP’nin geçmişi” diyor.
Öbürü “defteri açarız” diyor.
Öteki “celladına âşık olma” diyor.
Siyasetçiler birbirine tarih fırlatadursun, vatandaş ne görüyor biliyor musunuz?
Emekli markette etiket okuyor.
Genç iş ilanı okuyor.
Çiftçi mazot fişi okuyor.
Ama Ankara,"cellat" okuyor.
Memlekette bunca gerçek sorun varken, “barış”ı da “demokrasi”yi de “açılım”ı da; en eski, en kolay, en toksik kelimeye teslim edersen…
Sonra kimseye “niye kutuplaştık?” diye sorma.
Çünkü kutuplaşma bazen miting meydanında başlamaz.
Bazen tek kelimeyle başlar:
Cellat!..
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Togg’ladı mı, kamulaştı mı? 07 Eylül 2026 Pazartesi
- İsim değişebilir. Peki, anlayış değişti mi? 06 Eylül 2026 Pazar
- 30 Ağustos: Zaferin tapusu 30 Ağustos 2026 Pazar
- Kömür karası, adaletin aynası 29 Ağustos 2026 Cumartesi
- Efsaneler de takvime yenilir 26 Ağustos 2026 Çarşamba
- Paşa paşa yatmak boyun eğmemektir 25 Ağustos 2026 Salı
- Hukukun sustuğu yerde barış mı dediniz 07 Ağustos 2026 Cuma
- Yanlışın alkışçıları 31 Temmuz 2026 Cuma
- Yeni Parti: Bir Programın Anatomisi - 2 28 Temmuz 2026 Salı
- Bir Programın Anatomisi - 1 27 Temmuz 2026 Pazartesi