SANDIĞA GAZ SIKILMAZ Demokrasiyi gazla dağıtamazsınız
**
Yargı darbesiyle önce kurultayı yok saydılar, ardından delegelerin iradesini.
Sonra seçilmiş genel başkanı ve parti yönetimini.
Yetmedi.
Bugün de Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel merkezine gazla, polisle, zorla girildiğine dair görüntüleri hayretle ve dehşetle tv ekranlarından izledik, sosyal medya platformlarından takip ettik.
Türkiye'nin birinci partisi CHP'ye bu yapılanlar hukuk ile açıklanamaz.
Bir siyasi partinin iç işleyişine mahkeme kararıyla müdahale edilmesi yargı darbesidir.
O kararın arkasından bürokrasinin, emniyet gücünün, valilik refleksinin, talimatla hareket eden devlet aygıtının devreye sokulması ise bürokrasi darbesidir.
Sandığı mahkemeyle tartışmalı hale getirip, genel merkezi polisle kuşatırsanız bunun adı hukuk devleti olmaz.
Bunun adı, iktidarı bırakmama telaşıdır.
Cumhuriyet Halk Partisi sıradan bir parti değildir.
Kurtuluş Savaşı’nın siyasal mirasıdır.
Cumhuriyet’in kurucu iradesidir.
Halk egemenliği fikrinin kurumsal hafızasıdır.
Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetidir.
Bu parti, savaş meydanlarından gelmiştir.
Sürgün görmüştür.
Darbeler görmüştür.
Kapatma tehditleri görmüştür.
Liderleri hapsedilmiş, örgütleri dağıtılmış, binaları basılmış, üyeleri coplanmış, gençleri öldürülmüş, aydınları susturulmuştur.
Ama boyun eğmemiştir.
Çünkü CHP’nin gücü saraylardan değil, halktan gelir.
CHP’nin tapusu mahkeme kaleminde değil, milletin vicdanındadır.
CHP’nin genel başkanını da yönetimini de bürokrasi değil, kurultay iradesi belirler.
Sayın Özgür Özel ve seçilmiş parti yönetimi etrafında gösterilen dayanışma, bir kişinin makamını savunma meselesi değildir.
Bu, delegelerin oyuna sahip çıkma meselesidir.
Bu, örgütün onuruna sahip çıkma meselesidir.
Bu, seçilmiş iradenin atanmış zor karşısında ezilmemesi meselesidir.
Bu, “millet mi büyüktür, talimat mı?” sorusuna verilen cevaptır.
Hiç kimse bu milletten büyük değildir.
Hiçbir makam, halkın iradesinden üstün değildir.
Hiçbir karar, hukukun evrensel ilkelerini çiğneyerek meşruiyet kazanamaz.
Hiçbir iktidar, devletin bütün kurumlarını kendi ömrünü uzatmak için seferber ederek sonsuza kadar ayakta kalamaz.
Tarih bunun örnekleriyle doludur.
Kendini kalıcı sananlar gider, millet kalır.
Koltuklar gider, halk kalır.
Saraylar gider, Cumhuriyet kalır.
Bugün yapılmak istenen açıktır.
CHP’yi kendi içinde bölmek, örgütü birbirine düşürmek, eski defterleri açmak suretiyle kurultay iradesini tartıştırmak.
Halkın yoksulluğunu, emeklinin açlığını, gencin umutsuzluğunu, işçinin ezilmişliğini, çiftçinin tükenişini, esnafın iflasını gündemden düşürmek suretiyle millete ekmeği değil, kavga başlığını konuşturmak.
Ama hesap yanlıştır.
Çünkü bu millet, emperyalizmin de işbirlikçilerinin de ne olduğunu bilir.
Bu millet manda sevdalılarını da gördü, saltanat artıklarını da.
Darbe heveslilerini de gördü, demokrasiyi tramvay sanıp ilk durakta ineceğini zannedenleri de.
Hepsine cevabını, günü geldiğinde verdi, yine verir.
Bazen sandıkta, bazen meydanda verir.
Bazen susarak biriktirir.
Ama asla unutmaz, hesabını da sorar.
Bugün mesele yalnız CHP, kurultay veya Özgür Özel meselesi değildir.
Bugün mesele, Türkiye’de siyasetin sandıkla mı yoksa mahkeme kararıyla mı yapılacağı meselesidir.
Bugün mesele, ana muhalefet partisinin yönetimine milletin mi, yoksa siyasal iktidarın gölgesindeki mekanizmaların mı karar vereceği meselesidir.
Bugün mesele, demokrasinin kapısına polis mi dayanacak, yoksa millet mi sahip çıkacak meselesidir.
Onun için demokrasiden ve çoğulculuktan yana bütün siyasi partiler, emek örgütleri, sendikalar ile Barolar, Tabip Odaları, TMMOB, demokratik kitle örgütleri ile Cumhuriyete, hukuka, özgürlüğe, laikliğe, halk egemenliğine inanan herkes için gün seyirci kalma günü değildir.
Gün “bana ne” deme günü değildir.
Gün eski kırgınlıkları büyütme günü değildir.
Gün ayrışma günü değildir.
Gün bir olma günüdür.
Çünkü demokrasi yalnız bir partinin sorunu değildir.
Hukuk yalnız hukukçuların sorunu değildir.
Sandık yalnız seçmenin sorunu değildir.
Adalet yalnız mahkemeye işi düşenin sorunu değildir.
Eğer bugün bir partinin kurultayı yok sayılırsa, yarın başka bir partinin kongresi yok sayılır.
Bugün CHP genel merkezine zorla girilirse, yarın başka bir kurumun kapısı kırılır.
Bugün seçilmiş irade görevden alınırsa, yarın milletin kendisi görevden alınır.
Bu yüzden bugün CHP’ye sahip çıkmak, demokrasiye, hukuka, Cumhuriyete ve Millet Egemenliğine sahip çıkmaktır.
Gazla dağıtılmak istenen yalnız bir kalabalık değildir.
Dağıtılmak istenen halkın umududur.
Polisle girilmek istenen yalnız bir bina değildir.
Girilmek istenen milletin iradesidir.
Mahkeme kararıyla yok sayılmak istenen yalnız bir kurultay değildir.
Yok sayılmak istenen Cumhuriyet’in demokrasi iddiasıdır.
Ama boşuna.
Bu millet teslim olmaz.
Bu örgüt dağılmaz.
Bu yürüyüş durmaz.
Cumhuriyet Halk Partisi, seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel’in ve kurultay iradesiyle oluşmuş yönetimin arkasında dimdik duracaktır.
Çünkü mesele koltuk değil, mesele memlekettir.
Mesele makam değil, mesele hürriyettir.
Mesele parti içi hesap değil, halkın geleceğidir.
Ve bu halk, zamanı geldiğinde kimin hukuku savunduğunu, kimin hukuku silaha çevirdiğini; kimin millete güvendiğini, kimin milletten korktuğunu çok iyi ayırır.
Tarih yine bir yanda sandıktan korkanlar ile bir yanda sandığa sahip çıkanları yazacaktır.
Bir yanda koltuk için devleti kullananlar ile bir yanda Cumhuriyet için bedel ödeyenleri yazacaktır.
Bizim yerimiz bellidir.
Halkın yanıdır,
Hukukun yanıdır.
Cumhuriyet’in yanıdır.
Seçilmiş iradenin yanıdır.
CHP’nin yanıdır.
Özgür Özel’in ve örgüt iradesinin yanıdır.
Çünkü bu memleket siyasallaştırılarak sopa olarak kullanılan yargı vesayetiyle değil milletle yönetilir!..
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Kumpasın Kasası, Rejimin Aynası 21 Mayıs 2026 Perşembe
- Kar Düzeni ve Susmayan Aileler 20 Mayıs 2026 Çarşamba
- 19 Mayıs: Bir Milletin Ayağa Kalkma Cümlesidir 19 Mayıs 2026 Salı
- Algının Saltanatı, İlkenin Cenazesi 18 Mayıs 2026 Pazartesi
- Belediyeye Çökme Rejimine Alışmayacağız 15 Mayıs 2026 Cuma
- Adaletin Susturulduğu Dava: Casusluk 14 Mayıs 2026 Perşembe
- Adalet En Çok İşçi Sınıfını İlgilendirir 13 Mayıs 2026 Çarşamba
- Affedilmeyen zafer 12 Mayıs 2026 Salı
- Karanlığa Küfredeceğine Bir Mum Yak 11 Mayıs 2026 Pazartesi
- Dünün mağdurları günümüzün zalimleri mi? 08 Mayıs 2026 Cuma