PARA İLE ÖLÇÜLMEZ. ZAMANLA SINANIR. Dostluk

23 Şubat 2026 01:52
Dost dediğin… Senden bir şey istemeden de uğrar. Seni yargılamadan da dinler. Sana nasihat vermeden de tutar elinden. Sen konuşamazken bile anlar.Recep Dursun yazdı...

**

Mahallede, sokakta, apartman boşluğunda…

Bir “merhaba”nın hâlâ teminat sayıldığı zamanlardan geliyoruz ya hani… Şimdilerde selam bile “görüldü”ye düştü.

Mevlana diyor ki:

Dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim. Olur ya… kalp durur… Akıl unutur… Ben dostlarımı ruhumla severim. O ne durur, ne de unutur…”

Şimdi bu cümlenin karşısına, günümüzün ağır gerçeğini koy:

Her şeyin pili var…

Dostluk, bir bildirim sesi kadar kısa…

Bir emoji kadar ucuz…

Bir “kanka” kadar kolay…

Ama Mevlana, tam kalbin üstüne bastığı yerden çıkarmıyor meseleyi;

kalp” durabilir…

akıl” unutabilir…

Çünkü insan dediğin, kırılgan bir varlık. Bir hastalıkla, bir korkuyla, bir telaşla, kendine bile yabancılaşabiliyor.

Ama "ruh" başka...

Ruh, “hatırlamak”tan ibaret değil; ruh, “unutamamaktır.”

Ruh, birinin sesini duymadan da konuşabilmektir.

Ruh, yıllar sonra aynı cümleyi duyunca aynı yerden sızlamaktır.

Dostluk dediğin şık bir kelime değildir.

Dostluk, vitrine koyulacak bir süs hiç değildir.

Dostluk, “ben buradayım” cümlesinin fiil halidir.

Para ile ölçülmez. Zamanla sınanır.

 

Hani bazen bir insan aramaz ya, ama sen bilirsin: O, senin “en zor anında” kapının koluna ilk uzanan olacaktır.

Hani bazen “ne yapıyorsun” demez ya… Ama sen bilirsin: O, senin yüzündeki bir çizgiden, sesindeki bir boşluktan anlar.

Çünkü o, seni “güncelleme”yle sevmez.

Trend” olduğunda değil, “sessizliğe düştüğünde” yanında olur.

Dostluk, herkesin alkışladığı günlerin değil… Kimsenin bakmadığı günlerin konforudur.

Bir de öyleleri var… Sana “iyi gün” dostu değil… “iyi görüntü” dostu.

Fotoğrafta yanında, hayatta uzağında. Kalabalıkta omuz omuza, dertte kulak arkası. Menfaatin olduğu yerde bir anda çoğalır… Ama senin içinden bir şey eksildiğinde, bir anda buharlaşır.

Onlar kalple sever… Kalp kırılınca gider. Onlar akılla sever… Hesap tutmayınca siler.

Mevlana’nın dediği “ruh” ise işte o, bir defa yazdı mı, satır arası değil, doğrudan kaderine yazar.

Dost dediğin…

Senden bir şey istemeden de uğrar. Seni yargılamadan da dinler. Sana nasihat vermeden de tutar elinden. Sen konuşamazken bile anlar.

Ve en önemlisi kendini kaybettiğin yerde, sana seni iade eder.

Bak, dostluk büyük laflar değildir. Dostluk küçük şeylerdir.

Bir “nasılsın”ın gerçekten “nasılsın” olmasıdır.

Bir “geliyorum”un, gerçekten gelmesidir.

Bir “yanındayım”ın, gerçekten yanında durmasıdır.

Dostluk, gündelik dilde “kardeşim” diye başlayan cümleler değil, zor günde “kardeşim” olabilmektir.

Ruhla sevmek…

Kalp durur, akıl unutur…

Ama ruh…

Ruh, aynı sokaktan geçerken bile hatırlar.

Ruh, aynı şarkıda bile ağlar. Ruh, aynı kokuya bile dönüp bakar.

Ruh, vefadır.

Ve vefa, bu memlekette en çok eksilen şeylerden biri ya… İşte o yüzden, dostluk da pahalılaştı.

Herkesin “takipçisi” var. Dostu az.

Herkesin “çevresi” var. Sırtını yaslayacağı duvarı yok.

Çünkü dostluk “kalabalık işi” değildir.

Dostluk, iki kişinin birbirine “emanet” oluşudur.

O yüzden… Dostluk bir ilişki biçimi değil, bir karakter ölçüsüdür.

Mevlana’nın sözü, aslında bir öğüt değil…

Bir teşhis.

Kalp durabilir.

Akıl unutabilir.

Ama ruh…

Ruhun bir defa “dost” dedi mi…

Ne durur…

Ne unutur…

Ve insan, bazen bütün dünyayı kaybetse bir tek dostunu kaybetmesin ister.

Çünkü dünya, yalnızlıkla soğur.

Dostlukla ısınır!..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X