Takvime kızarak zaman durdurulamaz Efsaneler de takvime yenilir
**
Sefa Sirmen’in tartışma yaratan sözleri, aslında bir kişiden çok bir siyaset anlayışını anlatıyor.
Siyasette bazı isimler vardır; geçmişte kazandıkları büyük zaferlerin faizini ömür boyu tahsil edebileceklerini sanırlar.
Oysa demokrasi hatıra defteri değildir. Sandık, nostaljiye değil bugüne mühür basar.
Sirmen’in, tutuklu bulunan Fatma Kaplan Hürriyet hakkında, “Karşısında Tahir Büyükakın aday olsa oyumu Tahir’e veririm” anlamına gelen sözleri bu nedenle sıradan bir tercih açıklaması değildir.
Çünkü siyasal söz, yalnızca ne söylendiğiyle değil, ne zaman ve hangi koşulda söylendiğiyle de tartılır.
Hürriyet özgürlüğünden yoksunken, kendini siyasal zeminde eşit biçimde savunamazken, eski bir yol arkadaşının rakip parti adayına oy vereceğini ilan etmesi, eleştiriden çok güçsüz anı kollayan bir hesaplaşma görüntüsü verir.
Hukukun temel ilkesi açıktır: Tutukluluk ceza değildir; hakkında kesinleşmiş hüküm bulunmayan herkes masumiyet karinesinden yararlanır.
Bir kişinin tutuklu olması, ona yönelik siyasi eleştiriyi yasaklamaz; fakat eleştirinin ölçüsünü, zamanını ve hakkaniyetini daha önemli hale getirir.
Hukuk, insanı yalnız mahkeme salonunda değil, kamuoyu önünde de peşin hükümden korumalıdır.
Siyasetin de yazılı olmayan bir hukuku vardır.
Rakibiniz konuşamıyorsa sesinizi biraz kısmak, susmak değildir; adaleti gözetmektir.
Hele aynı siyasal mahallenin içinden geliyorsanız, kişisel kırgınlığı kamusal hükme dönüştürmeden önce iki kez düşünmek gerekir.
Çünkü kişisel incinme, siyasi strateji değildir; eski hesap, toplumsal program hiç değildir.
Sirmen kuşkusuz Kocaeli siyasetinin önemli adlarından biridir. Geçmiş başarıları inkâr edilemez.
Fakat geçmişte büyük olmak, bugün yanılmaz olmak değildir.
Tarih kimseye ömür boyu dokunulmazlık rozeti takmaz.
Siyasetin en acı kanunu şudur: Dün alkışlanan eller, bugün başka bir isme oy verebilir.
Unvan kalır, yetki geçer; hatıra büyür, güncel güç küçülebilir.
Büyükakın’a oy verme tercihi de ayrıca düşündürücüdür.
Bir muhalefet figürü, iktidar partisinin adayını destekleyeceğini açıklıyorsa bunun gerekçesi kişisel sempatiyi aşmalıdır.
Trafik, dönüşüm, çevre, ulaşım ve kent yönetimi gibi somut başlıklarda hangi siyasal değerlendirme bu tercihi doğurmuştur?
Kamuoyu bunu sormakta haklıdır ve yanıt beklemektedir elbette.
Asıl mesele de burada başlıyor.
Kocaeli muhalefetinde yeni bir siyasi ağırlık merkezi doğmuşsa, buna kızmanın demokratik karşılığı polemik değil, yeni bir siyasal iddia ortaya koymaktır.
“Ben vardım” cümlesi, “ben hala varım” demeye yetmez.
Siyasette varlık, geçmiş zaman kipleriyle değil, bugünün toplumsal karşılığıyla ölçülür.
Sayın Sirmen, “onların devri bitti” sözünden rahatsız olurken, kendi açıklaması tam da bu cümlenin kanıtına dönüşüyor.
Çünkü devirler ilanla değil, seçmenin davranışıyla kapanır.
Bir dönemin kapanmasını hakaret saymak, takvime dava açmaya benzer.
Bugün ihtiyaç duyulan şey eski kuşakla yeni kuşağın birbirini tüketmesi değil, demokratik muhalefetin ortak hukukta buluşmasıdır.
Eleştiri yapılacaksa belgeyle, programla, ilkeyle yapılmalıdır, kırgınlıkla değil.
Saat geri alınmaz, takvim eski yapraklarına dönmez. Siyaset de öyle.
Bir kuşak giderken yapılacak en onurlu iş, yenisine çelme takmak değil, deneyimini miras bırakmaktır.
Yoksa efsaneler, kendi heykellerinin gölgesinde küçülür...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- 30 Ağustos: Zaferin tapusu 30 Ağustos 2026 Pazar
- Kömür karası, adaletin aynası 29 Ağustos 2026 Cumartesi
- Paşa paşa yatmak boyun eğmemektir 25 Ağustos 2026 Salı
- Hukukun sustuğu yerde barış mı dediniz 07 Ağustos 2026 Cuma
- Yanlışın alkışçıları 31 Temmuz 2026 Cuma
- Yeni Parti: Bir Programın Anatomisi - 2 28 Temmuz 2026 Salı
- Bir Programın Anatomisi - 1 27 Temmuz 2026 Pazartesi
- Korkunun iktidarı, umudun halkı 23 Temmuz 2026 Perşembe
- Petrol aktı, fatura halka kaldı 17 Temmuz 2026 Cuma
- 15 Temmuz’un illiyet zinciri 16 Temmuz 2026 Perşembe