CHP'YE SALDIRIYORLAR, ÇÜNKÜ KORKUYORLAR Eksik, yaralı ama geliyor
**
CHP başarısızmış.
Öyle diyorlar.
Kim diyor?
İktidar diyor.
İktidar medyası diyor.
İktidarın ekran süsleri diyor.
İktidarın kalem memurları diyor.
Bunu anlıyoruz.
Çünkü iktidarın işi bu.
Rakibini güçlü gösterirse kendi zayıflığını itiraf etmiş olur.
CHP’yi başarılı gösterirse, kendi korkusunu açıklamış olur.
O yüzden bağırıyor:
“CHP başarısız!”
Peki, mesele burada bitiyor mu?
Bitmiyor.
Asıl tuhaflık şurada başlıyor.
Kendine muhalif diyenler de aynı türküyü söylüyor.
CHP’li olduğunu söyleyenler de aynı nakaratı mırıldanıyor.
“Bu yönetim olmadı” diyorlar.
“Bu kadro beceremiyor” diyorlar.
“CHP halkta karşılık bulamıyor” diyorlar.
İyi de kardeşim…
Halkta karşılığı olmayan partiye niye sabah akşam operasyon çekiliyor?
Başarısız partiye niye bu kadar mesai harcanıyor?
Toplumda heyecan yaratmayan partiye niye belediye belediye, başkan başkan, dosya dosya gidiliyor?
Seçim kazanamayan partiye niye sandıktan önce savcı gösteriliyor?
Demek ki ortada bir başarısızlık değil, bir başarı paniği var.
CHP başarısız olsaydı, kimse onunla uğraşmazdı.
CHP çökmüş olsaydı, kimse onu itmeye çalışmazdı.
CHP halktan kopmuş olsaydı, kimse halkın önünde onun yolunu kesmezdi.
Çünkü siyaset böyledir.
Boş kaleye pres yapılmaz.
Maçtan düşmüş takıma kırmızı kart gösterilmez.
Yarıştan kopmuş ata doping testi yapılmaz.
Bugün CHP’ye yapılanların sebebi zayıflığı değil, ihtimalidir.
İktidarı korkutan şey CHP’nin bugünü değil, yarınıdır.
Özgür Özel’in yükselişi de tam burada başlıyor.
Sakin görünen bir dalga gibi.
Önce kıyıya vuruyor.
Sonra ayak bileğine geliyor.
Sonra dizlere çıkıyor.
Sonra bir bakıyorsunuz, yıllardır sahilde şezlong kurmuş olanları yerinden ediyor.
Özgür Özel, CHP’ye sadece yeni bir genel başkanlık getirmedi.
Yeni bir psikoloji getirdi.
Yenilgiye alışmış kitleye “yenebiliriz” duygusu verdi.
Kendi içine kapanmış partiye meydan verdi.
Sadece salonlarda konuşan örgüte sokak verdi.
Sadece itiraz eden muhalefete iddia verdi.
Bu az şey değildir.
Türkiye’de muhalefetin en büyük sorunu oy değildi.
İnançtı...
İnsanlar muhalefete oy veriyordu ama kazanacağına inanmıyordu.
Sandığa gidiyordu ama iktidarın değişeceğine tam güvenmiyordu.
CHP’nin son dönemde değiştirdiği şey tam olarak budur.
Oy oranı artar, azalır.
Anket gelir, gider.
Rüzgâr döner, hava değişir.
Ama bir toplumda “bu iktidar değişebilir” duygusu doğmuşsa, o artık sıradan siyasi gelişme değildir.
O, rejim açısından alarmdır.
Zaten alarm çaldığı için bu kadar gürültü var.
Belediye başkanları tutuklanıyor.
Dosyalar havada uçuşuyor.
Ekranlarda aynı cümleler dönüyor.
Manşetler aynı merkezden çıkmış gibi diziliyor.
Ve bütün bunların üstüne bir de “CHP kötü yönetiliyor” deniyor.
Ne güzel memleket.
Partinin belediye başkanı seçiliyor, suç oluyor.
Halk oy veriyor, şüpheli oluyor.
Muhalefet güçleniyor, operasyon oluyor.
Sonra da dönüp muhalefete
“Niye daha başarılı değilsin?” deniyor.
Bu, koşucunun ayağına taş bağlayıp “niye dünya rekoru kıramıyorsun” demeye benziyor.
Bu, adamın önüne duvar örüp “niye ufku göremiyorsun” diye sormaktır.
Bu, kuşun kanadını kırıp “niye uçamıyorsun” diye alay etmektir.
CHP’nin elbette hataları vardır.
Olmaz mı?
Var.
Yerel yönetimlerde yanlış yapan vardır.
Parti içinde eski alışkanlıkları sürdüren vardır.
Kibirli davranan vardır.
Seçmeni sadece çantada keklik sanan vardır.
Sosyal demokratlığı afişte bırakıp, belediyeciliği ihaleye indirgeyen vardır.
Bunlar eleştirilmeli.
Hatta en sert şekilde eleştirilmeli.
Çünkü CHP sadece bir parti değildir.
Türkiye’de laikliğin, hukuk devletinin, özgür basının, kadın haklarının, eğitim eşitliğinin, Avrupa fikrinin, yurttaşlık bilincinin taşıyıcı kolonlarından biridir.
Kolonda çatlak varsa, “aman görünmesin” denmez.
Tamir edilir.
Ama başka şey var.
Eleştiri başka, karalama başka.
Eleştiri, evi sağlamlaştırmak için yapılır.
Karalama, evi yıkmak için.
Eleştiri, ışık yakar.
Karalama, sis basar.
Eleştiri, “burada yanlış var” der.
Karalama, “zaten bunlardan olmaz” der.
Bugün bazıları eleştiri yapmıyor.
CHP seçmeninin moralini bozuyor.
CHP yönetimini yıpratmıyor sadece; iktidar değişimi ihtimalini de yıpratıyor.
Ve bunu yaparken muhalif görünüyor.
En tehlikelisi de bu.
Çünkü iktidarın saldırısı bellidir.
Kimin nerede durduğu bellidir.
Ama muhalif kılığındaki umutsuzluk tüccarı daha sinsi çalışır.
Ekrana çıkar.
Kaşını çatar.
“Ben aslında CHP iyiliği için söylüyorum” der.
Sonra seçmenin içine kurt düşürür.
“Bunlar da olmaz.”
“Bunlar da beceremez.”
“Bunlar da aynı.”
“Seçim kazanılsa bile değişmez.”
İşte iktidarın en sevdiği muhalefet budur.
Sandığa gitmeden yenilen muhalefet.
Oy kullanmadan küsen seçmen.
Kazanma ihtimalinden korkan aydın.
Kendi mahallesini iktidardan daha acımasız döven kanaat önderi.
Oysa gerçek ortadadır.
CHP, yıllar sonra ilk kez sadece şikâyet eden değil, iktidara yürüyen parti görüntüsündedir.
Büyükşehirleri yönetmektedir.
Anadolu’da yeni kapılar açmaktadır.
Genç seçmende karşılık bulmaktadır.
Emekliden asgari ücretliye, öğrenciden çiftçiye kadar farklı toplumsal kesimlerle temas kurmaktadır.
Eksik mi?
Eksik.
Yetersiz mi?
Yer yer yetersiz.
Ama başarısız mı?
Hayır.
Başarısız partiye bu kadar saldırılmaz.
Başarısız lider bu kadar hedef alınmaz.
Başarısız örgüt bu kadar izlenmez.
Başarısız belediye başkanları bu kadar gündem yapılmaz.
CHP bugün Türkiye siyasetinde sadece muhalefet partisi değildir.
İktidarın korku aynasıdır.
O aynaya bakınca ne görüyorlar?
Yorgun bir iktidar.
Daralan bir ekonomi.
İnandırıcılığını kaybetmiş bir adalet sistemi.
Gençlerini tutamayan bir ülke.
Emeklisini geçindiremeyen bir düzen.
Kadınını koruyamayan bir devlet.
Gazetecisini susturan bir anlayış.
Ve bütün bunların karşısında hâlâ ayakta duran bir seçenek.
CHP...
Mesele CHP’nin kusursuzluğu değildir.
Mesele, CHP’nin artık etkisiz bir dekor olmaktan çıkmasıdır.
Eskiden CHP’ye kızarlardı ama korkmazlardı.
Şimdi kızıyorlar ve korkuyorlar.
Aradaki fark budur.
Gelecek seçimler ne olur?
Kimse kesin konuşamaz.
Siyasette kesin konuşan ya cahildir ya propagandacı.
Ama şunu söylemek mümkün:
CHP, bugünkü çizgisini korur;
belediyelerde temiz, şeffaf, halkçı bir yönetim gösterir;
ekonomik kriz karşısında somut çözüm üretir;
gençlere sadece nutuk değil gelecek sunar;
emekliye sadece vaat değil onur verir;
kadınlara sadece slogan değil güvence verir;
hukuku, laikliği ve özgürlüğü korkmadan savunursa…
İktidarın işi zordur.
Çünkü artık karşısında sadece bir parti yok.
Bir ihtimal var.
Ve iktidarlar en çok ihtimalden korkar.
Tanktan değil.
Tüfekten değil.
Manşetten değil.
Mitingden değil.
Sandıkta büyüyen ihtimalden korkar.
CHP’nin bugünkü gücü de buradadır.
Bütün baskıya rağmen ayaktadır.
Bütün karalamaya rağmen konuşmaktadır.
Bütün operasyonlara rağmen yürümektedir.
Belki kusurlu yürümektedir.
Ama yürümektedir.
Ve bazen siyasette en önemli şey budur.
Çünkü duran kaybeder.
Yürüyen, er ya da geç varır.
CHP’nin önünde hâlâ uzun bir yol var.
Mayınlı bir yol.
Sisli bir yol.
Taşlı bir yol.
Ama ilk kez uzun zamandır, o yolun sonunda iktidar ihtimali görünüyor.
Bunu herkes görüyor.
İktidar da görüyor.
Medya da görüyor.
Anketçiler de görüyor.
Saray da görüyor.
Görmeyen bir tek, görmek istemeyen bazı muhalifler.
Onlar hâlâ aynı cümleyi kuruyor:
“CHP başarısız.”
Olabilir.
Ama memleketin en çok saldırıya uğrayan başarısızıysa…
Demek ki başarı, bazen seçim gecesi balkona çıkmadan önce başlar.
Demek ki başarı, bazen tutuklama haberlerinde görünür.
Demek ki başarı, bazen iktidarın öfkesinden anlaşılır.
Ve demek ki bazı yenilgiler gibi görünen şeyler, aslında yaklaşan değişimin ayak sesidir.
Türkiye o sesi duyuyor.
Kimi korkuyla.
Kimi umutla.
Kimi öfkeyle.
Kimi inatla.
Ama duyuyor.
CHP’nin bugünkü hikâyesi budur.
Eksik.
Yaralı.
Tartışmalı.
Ama diri.
Ve en önemlisi:
Artık yalnızca itiraz etmiyor.
Geliyor!..
- Toplam 1 yorum
Sözbir 13:55 - 30 Nisan 2026
Chp de bir cacık olmaz, ilçe örgütünün gören bili olarak söyleyeyim akpnin laciverdi
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Demokrasiyi gazla dağıtamazsınız 25 Mayıs 2026 Pazartesi
- Kumpasın Kasası, Rejimin Aynası 21 Mayıs 2026 Perşembe
- Kar Düzeni ve Susmayan Aileler 20 Mayıs 2026 Çarşamba
- 19 Mayıs: Bir Milletin Ayağa Kalkma Cümlesidir 19 Mayıs 2026 Salı
- Algının Saltanatı, İlkenin Cenazesi 18 Mayıs 2026 Pazartesi
- Belediyeye Çökme Rejimine Alışmayacağız 15 Mayıs 2026 Cuma
- Adaletin Susturulduğu Dava: Casusluk 14 Mayıs 2026 Perşembe
- Adalet En Çok İşçi Sınıfını İlgilendirir 13 Mayıs 2026 Çarşamba
- Affedilmeyen zafer 12 Mayıs 2026 Salı
- Karanlığa Küfredeceğine Bir Mum Yak 11 Mayıs 2026 Pazartesi