ALTYAPI GİDER, İMAR GELİR KALEMİ Gebze; sahili var, denizi yok!..
***
Gebze…
Sanayinin kalbi, lojistiğin omurgası, üretimin motoru derler.
Doğru.
Ama Gebze’nin bir kimliği daha var…
İmarın iştahı...
Bu şehirde hiçbir şey “kendiliğinden” olmaz.
Trafik kendiliğinden bu hale gelmez.
Yollar kendiliğinden köstebek yuvasına dönmez.
En ufak yağmurda caddeler kendiliğinden çökmeye başlamaz.
Mera kendiliğinden beton olmaz.
Tarım arazisi kendiliğinden “yatırım alanı”na dönüşmez.
Bunlar yönetim biçimi.
Bunlar tercih.
Bunlar zihniyet.
Adını da herkes biliyor:
Rant belediyeciliği.. .
Bir belediye düşünün…
Şehrin altyapısına yatırım yapması gerekir, yola, suya, yağmur hattına, drenaja…
Ama altyapı fotoğraf vermez.
Kurdele kestirmez.
Manşet olmaz.
O yüzden altyapı “gider kalemi”dir.
İmar ise “gelir kalemi.”
Bir kalem oynar, değer fırlar.
Bir plan notu eklenir, servet büyür.
Bir fonksiyon değişir, hayat değişir.
Kimin hayatı?
Şehrin mi?
Yok.
Parsel sahibinin.
İşte, Gebze’nin hikâyesi burada başlıyor.
Mera…
Tarım arazisi…
Yeşil alan…
Şehrin nefesi olması gereken her şey, Gebze’de “boşluk” sayılıyor.
Boşluk görülen yer, bu düzende mutlaka doldurulur.
Önce “revizyon” derler.
Sonra “ihtiyaç” derler.
Ardından “kalkınma” derler.
Toprağın bereketini betona çevirmek kalkınma mı?
Çiftçinin emeğini metrekareye sıkıştırmak kalkınma mı?
Bu şehirde “kalkınma” kelimesi, çoğu zaman şuna dönüşüyor:
İmar baskısı...
Tarla bugün tarla değil…
“Yarın imara açılacak yer.”
Mera bugün mera değil…
“Geleceğin konut alanı.”
Herkes üretimi konuşuyor ama…
Asıl üretilen şey belli:
Rant...
Sonra trafik…
Gebze’de trafik artık “yoğunluk” değil.
Kader.
Kamyon var.
TIR var.
Servis var.
Özel araç var.
Hepsi aynı damarda.
Damar tıkalı.
Peki çözüm?
Çözüm, şehircilik değil.
Çözüm, yama.
Bir gün asfalt atılır.
Ertesi gün kesilir.
Bir gün yol yapılır.
Üç gün sonra kazılır.
Bir gün kaldırım döşenir.
Bir hafta sonra sökülür.
Şehir planlanmaz.
Şehir “idare edilir.”
Yol dediğin şey Gebze’de yol değil artık…
Şantiye hatırası.
Köstebek yuvası.
Ve yağmur…
Gebze’de yağmur doğa olayı değil.
Sınav.
En ufak yağmurda yollar perişan.
Çukur göl olur.
Rögar taşar.
Araçlar suyla boğuşur.
Şehir 2026’da yaşıyor ama altyapı sanki 1960’larda unutulmuş.
Niye?
Çünkü altyapı “görünmez emek”tir.
Bu düzende görünmez emek sevilmez.
Görünür rant sevilir.
Bir de sahil meselesi var…
Gebze’nin sahili var.
Deniz var.
Ama Gebze’de milletin denizle teması yok.
Bu nasıl oluyor?
Oluyor işte.
Tel örgüyle oluyor.
Bariyerle oluyor.
“Özel alan” tabelasıyla oluyor.
“Girilmez”le oluyor.
“Güvenlik” bahanesiyle oluyor.
Deniz orada…
Sen burada.
Sanki Marmara değil…
Birilerinin arka bahçesi.
Şehir, sahille nefes alacağına…
Sahile hasret kalıyor.
Soruyoruz Gebze niye “sahipsiz” ?
Çünkü şehir, şehir olarak görülmüyor.
Şehir; arsa.
Şehir; parsel.
Şehir; metrekare.
Vatandaş; oy.
Vatandaş; kalabalık.
Seçimden seçime hatırlanan istatistik.
Bu yüzden Gebze, koca bir köye dönüştürülüyor.
Ama öyle bildiğin köy değil:
Sahili var ama denize giremiyor.
Toprağı var ama ekip biçemiyor.
Yolu var ama yürüyemiyor.
Yağmur yağıyor, şehir çöküyor.
Koca bir köy…
Üstelik “şehir” diye satılan bir köy.
Gebze’nin ihtiyacı yeni beton değil.
Yeni tabela değil.
Yeni “proje” değil.
Gebze’nin ihtiyacı:
Şehrin yeniden halka ait olması.
Mera, tarım, altyapı, yol, sahil…
Bunlar lüks değil.
Bir şehrin asgari hakkı.
Aksi halde…
Gebze büyümez.
Gebze şişer.
Ve şişen şey şehir değil…
Ranttır...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Bataklık haritada değil, akılda 02 Mart 2026 Pazartesi
- Ölenin adı değişiyor. Kazanan aynı 01 Mart 2026 Pazar
- Şiiri yaşayıp, acıyı bal eyleyen adam 28 Şubat 2026 Cumartesi
- Acısını yaşayan bizler ve coğrafyamız!... 27 Şubat 2026 Cuma
- Polyak Maden işçileri direniyor... 26 Şubat 2026 Perşembe
- Çaylarrr 25 Şubat 2026 Çarşamba
- Laikliğin yerine konan izin 24 Şubat 2026 Salı
- Dostluk 23 Şubat 2026 Pazartesi
- Savunma saat kaçta başlar?.. 19 Şubat 2026 Perşembe
- 8 Yıl 9 Ay… Bir Diploma Daha 18 Şubat 2026 Çarşamba