BU ŞEHRİN AKŞAMI, SABAHININ RÖVANŞIDIR. Gebze'de 24 saat iyi insan kalabilmek!..
Sabah 06:38.
Gebze’de sabah, alarm sesiyle başlamaz, servis freniyle başlar.
Durağa yanaşan minibüsün o “cıııırrt” diye açılan kapısı var ya…
İşte vicdanın kapısı da öyle açılıyor her gün.
Kim içeri insan gibi giriyor, kim içeri “hak sahibi” gibi dalıyor?
Durağın önünde beş kişi.
Herkes aynı yorgunlukta eşitlenmiş.
Çay kokusu var, ayaz var, gözaltı morluğu var.
Bir de kural var: sırayla binilecek.
Derken bir adam geliyor.
Her şehirde var.
Ama Gebze’de daha sık, çünkü burada herkesin bahanesi hazır:
“Abi vardiya kaçıyor.”
Telefon kulağında.
Sesi yüksek.
Kendisi daha yüksek.
Öne geçiyor.
Sanki kuyruk, onun hayatını yavaşlatmak için kurulmuş bir komplo.
Kimse bir şey demiyor.
Çünkü memlekette artık haksızlık kadar sessizlik de yaygın.
İnsanlar itiraz etmiyor; içinden saydırıp “boş ver” diyor.
Boş verdikçe doluyor aslında.
Çocuklu bir kadın var, arkada.
Çocuk annesinin elini çekiştiriyor:
“Anne o abi niye öne geçti?”
Kadın bir saniye duruyor.
İşte o bir saniye, bir şehrin vicdan ölçüsüdür.
Gerçeği söylese çocuğun dünyası kirleniyor.
Yalan söylese çocuğun vicdanı.
Diyor ki:
“Öyle olmaması lazım.”
Gebze’nin bütün hikâyesi bu cümlede:
Öyle olmaması lazım.
07:22.
D-100’de akış başlamış gibi görünüyor ama aslında akış değil bu, sinir akıyor.
Sağ şeritten bastırıp en öne kıran, sinyal vermeyi “lüzumsuz detay” sanan, emniyet şeridini VIP şerit gibi kullanan…
Burası Gebze...
İstanbul’un sabrını almış, Kocaeli’nin düzenini tam bulamamış, araya sıkışmış, motor gibi çalışan bir yer.
Motor çalışıyor da, yağsız çalışınca dağılır.
Trafikte ahlak, filozof cümlesi istemiyor.
Üç kural:
Sinyal ver. Şeridinde kal. Sırayı delme...
Sırayı delmek, sadece öne geçmek değildir.
Arkandaki elli kişiye şunu söylemektir:
“Ben senden değerliyim.”
Toplum dediğin, “ben senden değerliyim” cümleleriyle çatırdar.
Çünkü herkes aynı anda değerli olmaya kalkınca, kimse değerli kalmaz.
08:03.
OSB kapısı.
Turnikeden giriyorsun; baretler, yelekler, forklift sesi, palet, sevkiyat…
Bir şehrin kalbi burada atıyor.
Gebze’nin vicdanı burada yaşıyor:
Emeğe saygı.
İş güvenliği tabelada var.
Eğitimler var.
İmzalar var.
Fotoğraflar var.
Sahada ne var?
Acele var.
“Yetişsin” var.
“Bir şey olmaz” var.
“Bir şey olmaz” cümlesi, bu ülkenin en ölümcül cümlesidir.
Çünkü “bir şey olmaz” denilen yerde hep bir şey olur.
Hep de birilerinin canıyla olur.
Vicdanlı insan burada belli olur:
“Yetişsin” diye insanı harcamaz.
Hatalı yüklemeye göz yummaz.
Eksiği kapatmaz.
Çünkü bilir:
Bir işçinin canı, bir termin planının dipnotu değildir.
Ahlaklı insan “olmaz” diyebilen insandır.
Bedeli var mı? Var.
Kimi “zor adam” der.
Kimi “uyumsuz” der.
Kimi “bu işler böyle” der.
Zaten, “bu işler böyle” diye diye böyle oluyor.
12:18.
Yemekhane.
Tepsi sıraya giriyor.
Birileri porsiyonu büyütmenin hesabında.
Birileri “zaten şirketin” diye gözüyle yiyor.
Birileri de “kimin malı kimin” meselesini hayat felsefesi yapmış.
Dürüstlük, büyük yeminlerle ölçülmez.
Küçük hileye “normal” dememekle ölçülür.
Çünkü insanın içindeki terazi, gram gram bozulur.
Bugün “şirketten bir şey olmaz”…
Yarın “müşteriden bir şey olmaz”…
Öbür gün “devletten bir şey olmaz”…
Sonra herkes herkesten “bir şey” olur.
Bir şehir, “bir şey olmaz”larla değil,“bir şey olur”larla dağılır...
15:07.
Koridorda fısıltı dolaşıyor:
“Şu işi hallettin mi?”
“Kim var tanıdık?”
“Tapuda bir abi var, kolaylaştırır.”
“Belediyede birini bul, hızlı çıkar.”
Gebze’de tanıdık ağı geniştir.
Sanayide, emlakta, imarda hastanede...
Tanıdık, hayatı bazen kolaylaştırır, ama çoğu zaman adaleti bozar.
Vicdanın sorusu nettir:
“Ben bu işi tanıdıkla çözerken, sıradaki birinin hakkını mı alıyorum?”
Torpilin zararı, torpille işini görene değil sadece, hakkı yenene de değil, izleyenlere olur.
İzleyen on kişi şunu öğrenir:
“Demek ki kural değil, bağlantı geçiyor.”
İşte toplumsal çürüme böyle başlar.
Büyük hırsızlıklarla değil.
Küçük “kolaylaştırmalarla”...
17:41.
TEM rampası.
Herkes aynı anda çıkmak istiyor.
Gebze’nin akşamı, sabahının rövanşıdır.
Sabah “yetişeyim”di, akşam “kaçayım”.
Sağdan kıran var.
Öne atlayan var.
Sanki herkesin acelesi kendine özel, başkasınınki keyiften.
Oysa vicdan, tam burada devreye girer:
Yorgunken.
Sinirliyken.
Kimse bakmıyorken.
İnsan, yorgunken kendini tutabiliyorsa, işte o insandır.
20:26.
Site otoparkı.
Bir araba giriş kapısını kapatmış.
“İki dakikalığına” demiş.
İki dakika, bu ülkede bazen iki gün sürer.
Çöp poşeti kapının önünde.
“Nasıl olsa biri alır” rahatlığı.
Gece gürültüsü.
“Ben eğleniyorum” bahanesi.
İşte ahlak başkasının hayatına saygıda başlar.
Ahlakı büyük laflarla ararsan bulamazsın.
Ahlak, apartman boşluğunda yankılanan sestir.
Ahlak, park yerinde duran arabadır.
Ahlak, çöpteki poşettir.
Ve gece.
Kalabalık dağılıyor.
Ekran kapanıyor.
Telefon susuyor.
İşte vicdanın mahkemesi şimdi kuruluyor.
O gün “sırayı deldim” mi?
“Birini ezdim” mi?
“Emeği küçümsedim” mi?
“Tanıdıkla hak yedim” mi?
“Kimse görmüyorken yanlış yaptım” mı?
Vicdanlı insan, burada kendini kandıramaz.
Çünkü insan herkesi kandırır da kendini kandırınca çürür.
Gebze’nin meselesi sanayi değil.
Gebze’nin meselesi trafik değil.
Gebze’nin meselesi “kalabalık” değil.
Gebze’nin meselesi ölçü.
Kuralı engel sananla, kuralı güven sanan arasındaki fark.
Hakkı zayıflık sananla, hakkı insanlık sanan arasındaki fark.
Vicdanı gösteriş sananla, vicdanı fren sanan arasındaki fark.
Ahlaklı ve vicdanlı insan, Gebze’de her gün şunu yapandır:
Sırayı delmez.
Emeği ezmez.
Tanıdıkla hak yemez.
Beton yaparken insanı yıkmaz.
Kimse görmüyorken de doğruyu yapar.
Çünkü bu şehir, fabrika bacasıyla değil sadece, insanların birbirine duyduğu güvenle ayakta.
Güven bitti mi, üretim devam eder belki...
Ama şehir, içeriden durur!..
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Bataklık haritada değil, akılda 02 Mart 2026 Pazartesi
- Ölenin adı değişiyor. Kazanan aynı 01 Mart 2026 Pazar
- Şiiri yaşayıp, acıyı bal eyleyen adam 28 Şubat 2026 Cumartesi
- Acısını yaşayan bizler ve coğrafyamız!... 27 Şubat 2026 Cuma
- Polyak Maden işçileri direniyor... 26 Şubat 2026 Perşembe
- Çaylarrr 25 Şubat 2026 Çarşamba
- Laikliğin yerine konan izin 24 Şubat 2026 Salı
- Dostluk 23 Şubat 2026 Pazartesi
- Savunma saat kaçta başlar?.. 19 Şubat 2026 Perşembe
- 8 Yıl 9 Ay… Bir Diploma Daha 18 Şubat 2026 Çarşamba