HAZIR FIRSAT BAYRAM VAR Geç kalmayın. Ertelemeyin
**
Ahmed Arif’in, “Sevdiklerinize yüreğinizde ne varsa hissettirin. Belki ne yarın olur, ne de yarın ‘O’ olur. Hayat geç kalmayı hiç affetmez.” sözü insanın yüzüne tokat gibi çarpar.
Bazı cümleler vardır, okunmaz, insanın içine gömülür.
Çünkü herkesin hayatında bir “geç kaldım” mezarlığı vardır.
Söylenememiş bir “seni seviyorum”…
Edilememiş bir teşekkür…
İstenememiş bir özür…
Çalınmamış bir telefon…
Yazılmamış bir mesaj…
Ve en çok da…
“Nasıl olsa vakit var” diye ertelenmiş duygular.
İnsanoğlu tuhaf, annesine sarılmayı erteler.
Babaya teşekkür etmeyi erteler.
Dostuna “iyi ki varsın” demeyi erteler.
Çocuğunun başını okşamayı erteler.
Sanki ölüm başkalarının başına gelir.
Sanki ayrılık hep başka evlere uğrar.
Sanki yokluk hep başka kapıları çalar.
Oysa hayatın en büyük yalanıdır şu cümle:
“Sonra…”
Sonra ararım.
Sonra giderim.
Sonra konuşuruz.
Sonra söylerim.
Hayatın en acımasız tarafı ise o “sonra” bazen hiç gelmez.
Bir bakarsın;
Annenin sesi sadece hatırada kalmış.
Babanın nasihati duvardaki fotoğrafa dönüşmüş.
Dostunun omzu yerine mezar taşına konuşuyorsun.
Sonra ne olur?
İnsan yaşamaz artık.
Vicdanıyla birlikte sürünür.
Çünkü bazı kayıplar gecikmeden olur.
Bir insanı kaybetmenin tek yolu toprağa vermek değildir.
Bazen ilgisizlikle, bazen susarak, bazen de “nasıl olsa biliyor” diyerek kaybedersin.
Hayır.
Bilmiyor olabilir.
İnsan sevildiğini duymaya muhtaçtır.
İnsan değerli olduğunu hissetmeye muhtaçtır.
Bizim memleketin para yoksulluğundan önce en büyük yoksulluğu belki budur.
Başsağlığı mesajlarını ezbere yazıyoruz.
Ama hayattayken hal hatır sormuyoruz.
Bayramlarda toplu mesaj atıyoruz.
Ama annemizin gözlerine bakıp iki dakika içten konuşmuyoruz.
Sosyal medyada ahkâm kesiyoruz.
Ama evin içinde birbirimizin kalbine ulaşamıyoruz.
Kalabalıklaştıkça yalnızlaştık.
Konuştukça sustuk.
Gösterdikçe sakladık.
Çünkü artık hissetmekten çok görüntü vermeyi öğrendik.
Tam da bu yüzden şimdi önümüzde Ramazan Bayramı var.
20 Mart sabahı…
Kapılar çalınacak, şeker ikram edilecek, çocuklar harçlık bekleyecek, mezarlıklar dolacak.
Ama mesele sadece bayramlaşmak değil.
Bayram;
İnsanın yüreğini yoklama günüdür.
Kırgınlıkları gömme günüdür.
Kibirden vazgeçme günüdür.
Bir telefona sarılıp:
“Anne nasılsın?” demek için fırsattır.
Babaya:
“Hakkını helal et” demek için fırsattır.
Dosta:
“İyi ki varsın” demek için fırsattır.
Çünkü bayram dediğin şey aynı zamanda ;
Kalp tamiridir.
Bir küslüğü bitirmektir.
Bir gönlü almaktır.
Bir insanı “sen benim için değerlisin.” diyerek hatırlatmaktır.
Bu bayram;
Toplu mesaj atıp geçmeyin.
Kopyala-yapıştır bayram kutlamalarıyla vicdanınızı rahatlatmayın.
Gerçek bayram;
Birinin kapısını çalabilmektir.
Birinin elini tutabilmektir.
Birine sarılabilmektir.
Birine gerçekten “iyi bayramlar” diyebilmektir.
Çünkü hayat…
En çok da bunu öğretir insana:
Mezar taşlarında ölüm tarihi yazar.
Ama aslında orada nice geç kalınmış cümle gömülüdür.
O yüzden…
Seviyorsanız söyleyin.
Özlediyseniz arayın.
Kırdıysanız özür dileyin.
Minnettarsanız teşekkür edin.
Bugün yapın.
Şimdi yapın.
Bayramı beklemeyin.
Ama bayramı da
boşa harcamayın.
Çünkü yarın dediğin şey
takvimde duran bir ihtimaldir sadece.
Kesinlik değildir.
Ve hayat…
İnsana en sonunda
hep aynı cümleyi söyletir:
“Keşke! …”
Siz o cümleyi kurmamak için…
Bu bayram birini arayın.
Birine sarılın.
Bir gönlü tamir edin.
Ve gerçekten, “Bayramın kutlu olsun, iyi ki varsın.” diye söyleyin!..
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Kardeş Kavgasından Cumhuriyetçi Çıkışa 01 Haziran 2026 Pazartesi
- Yankee Go Home 30 Mayıs 2026 Cumartesi
- Sandık yoksa meşruiyet de yok 29 Mayıs 2026 Cuma
- Demokrasiyi gazla dağıtamazsınız 25 Mayıs 2026 Pazartesi
- Kumpasın Kasası, Rejimin Aynası 21 Mayıs 2026 Perşembe
- Kar Düzeni ve Susmayan Aileler 20 Mayıs 2026 Çarşamba
- 19 Mayıs: Bir Milletin Ayağa Kalkma Cümlesidir 19 Mayıs 2026 Salı
- Algının Saltanatı, İlkenin Cenazesi 18 Mayıs 2026 Pazartesi
- Belediyeye Çökme Rejimine Alışmayacağız 15 Mayıs 2026 Cuma
- Adaletin Susturulduğu Dava: Casusluk 14 Mayıs 2026 Perşembe