SADECE BEYİN GÖÇÜ DEĞİL, RUH GÖÇÜ!... Gidiyorlar!..

19 Aralık 2025 04:19
Gençler sadece fiziken gitmiyor, bu topraklara olan aidiyet hislerini kaybediyorlar. Çünkü biz onlara bir "yaşam" değil, bir "bekleme odası" vaat ediyoruz.

Valizlerini değil, hayallerini toplayıp gidiyorlar.

Peki, neden?

Sadece dolar kuru için mi?

Sadece daha iyi bir ev, daha lüks bir araba için mi?

​Hayır...

Yasin Ceylan hocanın teşhisi tam da burada düğümleniyor.

Bu gençler, "mutluluğu ertelenmiş" bir coğrafyadan, "mutluluğu inşa edilen" bir dünyaya kaçıyorlar.

Eğitimde onlara "icat çıkarma" dedik.

"Dünya geçici, sen asıl sınavı unutma" dedik.

Ama elin oğlu laboratuvarda sabahladı, gen haritasını çıkardı, yapay zekâyı yazdı.

Bizim gencimiz baktı ki; bu topraklarda merak etmek "hadsizlik", sorgulamak "günah", farklı düşünmek "ihanet" sayılıyor...

Bastı gitti...

Çünkü biliyor ki; zihni kelepçeli adamdan ne bilim adamı olur, ne sanatçı.

Ekonomiye bakın...

Sadece rakamlardan ibaret sanıyoruz.

Oysa ekonomi bir özgüven meselesidir.

"Ben bu dünyada başarılı olacağım, üreteceğim ve karşılığını alacağım" diyen insanın enerjisidir.

Siz gence "nasibin neyse o olur" derseniz, o gencin içindeki rekabet ateşini söndürürsünüz.

 

Girişimci ruhu öldürürsünüz.

Hırsı olmayan, dünya ile yarışma derdi olmayan bir toplum, ekonomik olarak sadece başkalarının tüketicisi olur, sömürgesi olur.

Ya Vicdan?..

Hangi vicdan, gencinin hayallerini çalarken sızlamaz?

Liyakat yerine sadakati, uzmanlık yerine müritliği koyan bir sistemde vicdan aranır mı?

Yasin Ceylan hocanın da dediği gibi: "Mutsuz insan ahlaklı olamaz."

Çünkü mutsuzluk bencilleştirir.

İşsiz kalan, geleceği karartılan, "bu dünya nasılsa yalan" diye uyutulan genç; toplumla bağını koparır.

Adaletin bu dünyada tecelli etmeyeceğine inanan adam, dürüstlükten vazgeçer.

"Nasılsa öbür tarafta hesaplaşırız" diyerek, bu dünyadaki hırsızlığa, uğursuzluğa kılıf uydurur.

Bakın, bu bir Ruh Göçüdür.

Gençler sadece fiziken gitmiyor, bu topraklara olan aidiyet hislerini kaybediyorlar.

Çünkü biz onlara bir "yaşam" değil, bir "bekleme odası" vaat ediyoruz.

Neşenin olmadığı, şiirin sustuğu, sanatın hor görüldüğü bir iklimde yaşamak istemiyorlar.

Toplumsal ahlak dediğin şey, cami avlusunda ayakkabı sırasına girmek değildir sadece.

Toplumsal ahlak; komşun açken tok yatmamaktır, emeği kutsamaktır, liyakate saygı duymaktır.

Ve en önemlisi; bu dünyayı, içinde yaşayan herkes için bir "cennet bahçesi" yapmaya çalışmaktır.

Sonuç?..

Dünyasını mükemmelleştirmeyen, ahiretini de kurtaramaz.

Çünkü tembelliğin, mutsuzluğun ve cehaletin olduğu yerden ne gerçek dindarlık çıkar, ne de medeniyet.

​Yasin Ceylan hoca hepimize bir ayna tuttu.

O aynada gördüğümüz; paslanmış zincirlerimizdir.

Ya o zincirleri kırıp bu dünyada "insanca" yaşamayı öğreneceğiz...

Ya da gidenlerin arkasından, elimizde bir lokma bir hırkayla bakmaya devam edeceğiz.

Mesele, köprüden önceki son çıkıştır!..

İLGİLİ HABER/RÖPORTAJ

Yasin Ceylan: Gençler arasında deizmin yaygınlaşması normal

https://www.haberturk.com/gundem/haber/1613073-prof-yasin-ceylan-gencler-arasinda-deizmin-yayginlasmasi-normal

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X