Recep Dursun yazdı: Emperyal güç tarifi Güçlü lider masalı, monarşi tavsiyesi

24 Nisan 2026 04:59
Batı’nın bazı çevreleri için “güçlü lider” ; yeter ki sert görünsün, sahada işe yarasın, gerektiğinde masaya yumruk koysun, gerektiğinde masanın altından el sıkışsın demektir.

**

Amerikan temsilcisi Antalya’daki konuşmasında Ortadoğu’ya demokrasi değil, monarşi tavsiye ediyor.

Sonra dönüp Erdoğan’a, Netanyahu’ya, Şara’ya “güçlü lider” diyor.

Bu söz, diplomatik analiz değil, düz bildiğin zihniyet beyanı.

Yani diyor ki, bu coğrafyada halkla uğraşılmaz, sandık yorucu, muhalefet gürültü ve basın rahatsızlıktır.

En iyisi tepede biri olsun, aşağıda kalanlar da hizaya girsin.

Adına ister monarşi de, ister başkanlık, ister istikrar modeli, ister güçlü yönetim…

Bu kafanın cumhuriyetle arası olmaz.

Çünkü cumhuriyet vatandaşı büyütür, monarşi yöneticiyi büyütür.

Cumhuriyet hesap sorar, monarşi biat ister.

Cumhuriyet “memleket kimindir” sorusuna “milletindir” cevabını verir.

 

Monarşi aynı soruyu soyadına, sarayına, hanedan refleksine havale eder.

O yüzden bu sözler öyle dil sürçmesi falan değil.

Gayet bilinçli.

Gayet eski.

Gayet tanıdık.

Kafa, sömürge arşivinden çıkma.

Sonra başlıyorlar meşhur ilahiye…

Erdoğan güçlü lider.

Netanyahu güçlü lider.

Şara güçlü lider.

Ne kadar kullanışlı bir etiket.

İstediğinin üstüne yapıştır.

Batı’nın bazı çevreleri için “güçlü lider” ; yeter ki sert görünsün, sahada işe yarasın, gerektiğinde masaya yumruk koysun, gerektiğinde masanın altından el sıkışsın demektir.

Millet için ise güç; adaletin işlemesidir.

Ekonominin ayakta kalmasıdır.

Çocuğun geleceğe güvenle bakabilmesidir.

Gazetecinin yazabilmesidir.

Hâkimin korkmadan karar verebilmesidir.

İtiraz edenin hain sayılmamasıdır.

Devletin kişiye değil, kurala dayanmasıdır.

Bunlar yoksa, geriye güç değil, güç gösterisi kalır.

Biraz koruma ordusu.

Biraz manşet.

Biraz propaganda.

Biraz korku.

Biraz da dışarıdan üflenmiş “güçlü lider” masalı.

Sorulması gereken soru şu:

Bu isimler gerçekten güçlü mü?

Yoksa güçlü kılınmak mı isteniyor?

Çünkü uluslararası siyasette övgü çoğu zaman hayranlık değildir.

Yatırımdır.

Bir büyük güç başka birine “güçlü lider” diyorsa, sadece gördüğünü söylemez, aynı zamanda tercih ettiğini söyler.

Bununla çalışırım” der.

Bunun üzerinden düzen kurarım” der.

Bununla konuşmak, halkla konuşmaktan daha kolay” der.

Yani bu sözler biyografi cümlesi değil, jeopolitik kullanım kılavuzudur.

O yüzden meseleyi kişilere bakarak değil, söze bakarak anlamak lazım.

Yani güç dedikleri şey meşruiyet değil; elverişlilik.

Ahlak değil; fayda.

Halkın rızası değil; büyük oyunun ihtiyaç listesi.

Monarşi övgüsü de buradan geliyor zaten.

Monarşi dedikleri şey, sadece bir taç değil.

Bir toplum tasavvuru.

Vatandaşı çocuk yerine koymak.

Halkı reşit saymamak.

Yöneteni kader, yönetileni mecbur görmek.

İtirazı fitne, itaati fazilet saymak.

Bu zihniyetin cumhuriyetten hoşlanmaması normal, çünkü cumhuriyet zor rejimdir.

Soru soran insan ister.

Hesap veren iktidar ister.

Bağımsız kurum ister.

Yurttaşın kul olmadığını kabul etmeyi ister.

Büyük güçlerin de asıl derdi tam burada başlar.

Demokrasiyi severler ama kendi çıkarlarına hizmet ettiği kadar.

Sandık istedikleri sonucu verirse alkışlarlar, vermeyince birden “istikrar” aramaya başlarlar.

Çoğulculuğu överler ama kendilerine alan açtığı sürece, alan daralınca “güçlü liderlik” methiyesi devreye girer.

Sonuç mu?

Çok basit.

Bu topraklara monarşi tavsiye edenler bize rejim önermiyor.

Bize yerimizi hatırlatmak istiyor.

Susun, yönetilmekle yetinin” demek istiyor.

Ama unutulan bir şey var:

Bu memleket saltanatı tarihe gömdü.

Cumhuriyeti de süs olsun diye kurmadı.

O yüzden bugün birileri çıkıp “güçlü lider” diye sıfat dağıtıyorsa, büyülenmeye değil, tercüme etmeye bakmak gerekir.

Çünkü bazı liderler güçlü değildir.

Güçlü gösterilir.

Bazı rejimler meşru değildir.

Meşru kılınmak istenir.

Ve bazı övgüler övgü değildir.

Memleketin boynuna  takılmak istenen tasma ölçüsüdür!..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X