GELECEK ÖRGÜTÜN TAMAMIYLA KURULUR Haritadan silinen Batı yakası

19 Haziran 2026 05:34
CHP Kocaeli’de yol haritası mı çiziliyor, yoksa bazı ilçelerin yolu haritadan mı siliniyor? Eğer mesele gerçekten partinin geleceğiyse, o gelecek dar masalarda kurulmaz

**

Belki gazeteye yansıyan haber hatalı veya eksik bilgi üzerine yazılmıştır.

Ya da CHP Kocaeli İl Başkanlığı davet etmediği, çağırmadığı Batı yakası ilçelerini kapsayan ayrı bir toplantı yapmayı planlamış ya da planlıyordur, diye birkaç gün beklemeyi uygun gördüm.

Ancak bu habere ilişkin düzeltme, açıklama veya çağrı gelmedi.

Siyasetin kıyısında köşesinde az da olsa emek vermiş bir partili olarak bir iki söz söyleme hakkımız doğduğunu düşünüyorum.

Siyasette bazen bir davet listesi, bir bildirgeden daha çok şey söyler.

Kimlerin çağrıldığı kadar, kimlerin çağrılmadığı da siyasetin aynasıdır.

Hatta çoğu zaman gerçek, masada oturanların sözlerinden değil, masada sandalyesi olmayanların sessizliğinden okunur.

CHP Kocaeli İl Başkanlığı’nda bir istişare toplantısı yapılmış. Ama ne istişare!

Adı “kurumsal hafıza” olmuş, fakat hafızanın bir tarafı unutulmuş.

Adı “yol haritası” olmuş, fakat haritanın Batı Yakası silinmiş.

Adı “dayanışma” olmuş, fakat Gebze yok, Çayırova yok, Darıca yok ve Dilovası yok.

Bu bir unutkanlık mıdır?

Bir yoğunluk kazası mıdır?

Bir telefon eksikliği midir?

Bir takvim karışıklığı mıdır?

Yoksa siyasetin eski “az olsun, benim olsun” hastalığı mıdır?

Bir partinin kurumsal hafızası sadece aynı masaya oturanlardan mı ibarettir?

Partinin çilesini çekenler, sandık başında sabahlayanlar, mahalle mahalle dolaşanlar, seçim gecesi okul koridorlarında nöbet tutanlar bu hafızanın neresindedir?

Gebze’de partinin bayrağını taşıyan işçinin hafızası yok mudur?

Çayırova’da gençlik kollarında ter döken öğrencinin emeği yok mudur?

Darıca’da kapı kapı gezen kadının sözü yok mudur?

Dilovası’nda ağır sanayinin gölgesinde siyaset yapan emekçinin öngörüsü yok mudur?

Varsa, neden masada yoktur?

Yoksa “kurumsal hafıza” dedikleri şey, belli isimlerin birbirine hatır sormasından mı ibarettir?

Siyasetin en tehlikeli körlüğü, kendi mahallesindeki ışığı görmemektir.

Bir il başkanlığı, kendi örgütünün geniş damarlarını yok sayarsa, o damarlar bir gün sandıkta cevap verir.

Çünkü siyasette yok sayılan insan susmaz; önce içine atar, sonra tarihe not düşer, en sonunda da sandığa gider.

Bugün mesele yalnızca bir toplantıya kimin çağrıldığı meselesi değildir.

Mesele, bir anlayış meselesidir.

Eğer Batı Yakası yalnızca kongre zamanı hatırlanacaksa;

Eğer Gebze, Çayırova, Darıca ve Dilovası yalnızca oy deposu gibi görülecekse;

Eğer örgüt emekçileri yalnızca imza, delege, afiş ve sandık görevlisi gerektiğinde aranacaksa;

O zaman buna istişare değil, merkezi kibir denir.

CHP, bir salon partisi değildir.

CHP, yalnızca protokol masalarında, fotoğraf karelerinde, tanıdık yüzlerin birbirini ağırladığı dar toplantılarda aranacak bir parti hiç değildir.

Bu parti, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin tarihsel damarından gelir.

Kuva-yı Milliye’nin yoksul ama onurlu iradesinden gelir.

Savaş meydanlarında doğmuş bir siyasal geleneğin evladı olduğunu söyleyenler, önce kendi örgütüne adalet göstermek zorundadır.

Adalet yalnızca mahkemelerde aranmaz.

Adalet, parti toplantılarında da aranır.

Adalet, davet listelerinde de aranır.

Adalet, kimin söz hakkı bulduğunda da aranır.

Bugün Türkiye’de CHP ağır saldırılarla, yargı baskılarıyla, siyasal kuşatmalarla karşı karşıyadır.

Böyle bir dönemde yapılması gereken şey bellidir: Örgütü büyütmek, sözü çoğaltmak, aklı ortaklaştırmak, kimseyi dışarıda bırakmamaktır.

Ama bazıları hala siyaseti dar kadro mühendisliği zannediyor.

Oysa bu dönem, “benim adamım” dönemi değildir.

Bu dönem, “bizim örgütümüz” dönemidir.

Bu dönem, kişisel yakınlıkların değil, tarihsel sorumluluğun dönemidir.

Bir il başkanı, kendi ilinin en büyük siyasal damarlarından birini görmezden gelirse, o damar kurur sanır. Yanılır. Damar kurumaz; yön değiştirir. Sözünü başka yerde söyler. Tepkisini başka biçimde gösterir. Ve en ağır cevabı, sessizliğin içinden verir.

Batı Yakası sömürge değildir.

Gebze yalnızca oy değildir.

Çayırova yalnızca rakam değildir.

Darıca yalnızca seçim gecesi beklenen sonuç değildir.

Dilovası yalnızca hatırlanınca gidilecek bir ilçe değildir.

Oralarda insan var.

Emek var.

Hafıza var.

Siyaset var.

Partiye ömür vermiş insanlar var.

Onları görmeyen bir siyaset, kendi geleceğini de göremez.

Bugün sorulması gereken soru şudur:

CHP Kocaeli’de yol haritası mı çiziliyor, yoksa bazı ilçelerin yolu haritadan mı siliniyor?

Eğer mesele gerçekten partinin geleceğiyse, o gelecek dar masalarda kurulmaz.

Gelecek, örgütün tamamıyla kurulur.

Gelecek, en uzak mahalledeki partilinin sözüyle kurulur.

Gelecek, dışlananların da çağrıldığı, dinlendiği, değer gördüğü sofralarda kurulur.

Çünkü CHP’nin tarihi, kimseyi geride bırakmama iddiasıdır.

Bu iddiayı unutanlar, tabelayı taşır ama ruhu taşıyamaz.

Siyasette en büyük hata, kendi örgütünü küçük görmektir.

En büyük yanılgı, susanların razı olduğunu sanmaktır.

En büyük körlük, Batı Yakası’nı yok sayıp Kocaeli’ni yönettiğini zannetmektir.

Unutulmasın:

Bir partinin haritasından ilçeler silinirse, bir gün o ilçeler de o haritayı çizenleri siyasal hafızasından siler.

Ve sandık, hafızası en güçlü olan yerdir!..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X