SICAK AMA KARANLIK. AYDINLIK AMA SOĞUK. İnanç, Felsefe ve Hakikat!..

03 Ocak 2026 02:02
“Hakikat (inanç + düşünce): hem ısıtır hem ışıtır.” Memleketin asıl kıtlığı bu işte.Hakikat kıtlığı. Çünkü hakikat, ahlâk ister. Hakikat, vicdan ister.

***

Salt inanç ısıtır ama ışıtmaz.”

Çünkü “salt inanç” dediğiniz şey, memleketin en bol bulunan yakıtıdır.

Kömür gibi.

Dumanı çoktur.

Isısı vardır.

Ama göz gözü görmez.

Bugün bizde olan tam da bu.

Herkesin elinde bir kibrit.

Herkes birbirinin gözünün içine tutuyor.

Sonra da “aydınlandım” sanıyor.

Oysa sadece göz yanıyor.

Kabile ısınıyor.

Akıl kararıyor.

Felsefe ışıtır ama ısıtmaz.”

Bu söz de doğru.

Çünkü “salt düşünce” bizde çoğu zaman, rapor.

Sunum.

Slayt.

Excel.

Grafik.

Birileri enflasyonun düştüğünü anlatıyor mesela.

Kasım 2025 yıllık enflasyon: yüzde 31,07

Merkez Bankası, Aralık 2025’te politika faizini yüzde 38’e indiriyor.

Kâğıt üstünde “dezenflasyon patikası”.

Vatandaşın cebinde “dondurucu soğuk”.

Çünkü sayılar ışıtır…

Ama ocak yanmıyorsa, ev ısınmıyorsa, tencere kaynamıyorsa…

O ışık floransan gibi olur.

Sert.

Soğuk.

Titrek.

İnsanı üşütür.

Hakikat (inanç + düşünce): hem ısıtır hem ışıtır.”

Memleketin asıl kıtlığı bu işte.

Hakikat kıtlığı.

Çünkü hakikat, ahlâk ister.

Hakikat, vicdan ister.

Hakikat, “benimkiler–seninkiler” diye bölünmeden, olanı olduğu gibi konuşmayı ister.

Bizde konuşulan şey ise çoğu zaman hakikat değil…

Taraf.

Şablon.

Ezber.

Meclis ısınıyor, memleket aydınlanmıyor

Bütçe görüşmeleri…

Bütçe dediğiniz şey, bir ülkenin “aklıdır”.

Önceliklerini gösterir.

Çocuğa mı harcıyor?

Betona mı?

Üretime mi?

Faize mi?

Ama bizde bütçe konuşulurken Meclis… yumruklaşıyor.

Ne oldu şimdi?

Isındık mı?

Evet, ortalık ısındı.

Aydınlandık mı?

Hayır.

Çünkü kavga ısıtır.

Hakikat aydınlatır.

Biz kavganın kalorisine razıyız.

Hakikatin elektriğine değil.

Sokak ısınıyor, ekran kararıyor

Bir de sokak…

2025’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanması sonrası ülke genelinde protestolar büyüyor; yaklaşık bin 900 gözaltı açıklanıyor.

Bu tabloya bakınca iki ayrı “inanç” devreye giriyor.

Bir taraf diyor ki:

Yargı bağımsız, mesele hukuk.”

Öbür taraf diyor ki:

Bu siyasi tasfiye, mesele demokrasi.”

İki tarafta da “inanç” var.

Isıtıyor mu?

Isıtıyor.

Isıtıyor da, sadece kendi mahallesini.

Ve aydınlatmıyor.

Çünkü hakikat, dosyanın delilinden de konuşur…

Zamanlamasından da…

Sistemden de…

Ve hepsini aynı anda konuşur.

Biz ne yapıyoruz?

Birini seçip, ötekini yok sayıyoruz.

Sonra da “hakikat bende” sanıyoruz.

Basın sustukça, toplum yalnız kendi sesini duyuyor

Hakikat dediğiniz şey, tek bir kaynaktan çıkmaz.

Çoğalır.

Çatışır.

Sınanır.

Ama bunun için “ses” gerekir.

2025 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye’nin 159/180 sırada yer aldığı belirtiliyor.

Freedom House’un 2025 değerlendirmesinde Türkiye “Not Free” ve 33/100 puanda görünüyor.

Şimdi bu tablo ne yapar?

Toplumu ısıtır mı?

Hayır.

Aydınlatır mı?

O da zor.

Çünkü ışık kaynağı azalınca…

İnsan, kendi yankısını gerçek sanır.

Ve yankı, en tehlikeli uyuşturucudur:

Seni hep haklı çıkarır.

 Hakikat nedir, ne değildir?

Hakikat…

Ne “slogan”dır…

Ne “dosya numarası”dır…

Ne “anket”tir…

Ne “faiz kararı”dır…

Hakikat, bunların hepsini insanla birleştirebildiğin yerde başlar.

Enflasyon yüzde 31,07 olabilir.

Faiz yüzde 38 olabilir.

Meclis kavga edebilir.

Sokak dolabilir, gözaltılar artabilir.

Basın endeksleri düşebilir.

Bunların hepsi “veri”dir.

Ama hakikat, veriye şu soruyu sorar:

Bu ülkede insanın itibarı artıyor mu, azalıyor mu?

Adalet duygusu büyüyor mu, eriyor mu?

Çocuk, yarına güvenle bakabiliyor mu?

Genç, burada kalmayı bir ‘kader’ değil bir ‘seçim’ olarak görebiliyor mu?

Hakikat, işte bu sorularla hem ısıtır hem ışıtır.

Bizde ise iki uç var:

Ya yalnız “ısı” var.

Ya yalnız “ışık” var.

Sıcak ama karanlık.

Aydınlık ama soğuk.

Son söz: Ülke kaloriferle yönetilmez.

Memleket, sadece “inançla” yönetilirse…

Herkes ısınır.

Ama hiçbir şey görünmez.

Memleket, sadece “akıl gösterisiyle” yönetilirse…

Her şey görünür.

Ama kimse ısınmaz.

Bizim ihtiyacımız “hakikat”…

Yani vicdanlı akıl.

Yani akıllı vicdan.

Yani bir yandan rakamları konuşurken…

Öbür yandan insanı unutmamak.

Bir yandan devleti güçlendirirken…

Öbür yandan yurttaşı ezmemek.

Bir yandan düzen isterken…

Öbür yandan adalet istemek.

Çünkü hakikat, memlekette lüks değildir.

Hayatta kalma şartıdır.

Karanlıkta ısınmak, bir süre sonra yangına dönüşür.

Soğukta aydınlanmak, bir süre sonra donmaya.

Hakikat ise…

Hem sobadır…

Hem lambadır!..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X