BAZEN BOMBALADIKÇA KÜÇÜLÜRSÜN İran Halkı kazanabilİir mi!..
**
Harita bilmeyenler, masada cetvelle sınır çizenler, dağları kâğıt sanır.
Petrol kuyusunu vatan, üssü egemenlik, bombayı diplomasi zanneder.
Sonra bir sabah uyanırlar…
Gökyüzü kendi renklerinde değildir artık.
Radarları vardır ama huzurları yoktur.
Uçak gemileri vardır ama itibarları yoktur.
Dünyanın en pahalı ordularına sahiptirler ama bir halkın direncini satın alacak bütçeleri yoktur.
Siyonist akıl ile emperyal kibir bir araya geldi mi, önce manşet atar.
“Dize getireceğiz” der.
“Haritayı yeniden çizeceğiz” der.
“Birkaç günde bitecek” der.
Sonra gün gelir, kendi cümlesinin enkazı altında kalır.
Çünkü savaş, Pentagon sunumlarında kazanılmaz.
Savaş, televizyon stüdyosunda çizilen oklarla kazanılmaz.
Savaş, halkı olmayanların; toprağı yalnızca üs koordinatı olarak görenlerin oyunu değildir.
Bir ülkeye yukarıdan bakınca yalnızca arazi görürsün.
Ama aşağıda tarih vardır.
Hafıza vardır.
İnat vardır.
Mezar vardır.
Yemin vardır.
Emperyalizm işte tam bunu anlayamaz.
Onlar zanneder ki her coğrafya, ihale dosyasıdır.
Her devlet, ambargo ve bombardıman arasında hizaya gelecek bir şirkettir.
Her toplum, biraz korku, biraz açlık, biraz propaganda ile diz çöker.
Çökmez kardeşim.
Hele ki mesele memleketse…
Hele ki insanlar çocuklarının üstüne düşen bombanın sesini ezberlediyse…
Hele ki saldıran taraf yıllardır aynı küstahlıkla konuşuyorsa…
O zaman savaş yalnız cephede verilmez.
O zaman savaş, hafızada verilir.
Sabrın içinde verilir.
Aşağılanmaya karşı verilen o sessiz, uzun, diş gıcırdatan kararda verilir.
Bakıyorsun…
Dünyanın efendiliğine soyunanlar, birkaç günde “mutlak üstünlük” vaat ediyordu.
Şimdi neyi konuşuyorlar?
Tanker korumasını.
Boğaz güvenliğini.
Bölgesel yayılmayı.
Kontrol edilemeyen maliyeti.
Sıçrayan yangını.
Yani zaferi değil, hasar yönetimini konuşuyorlar.
Bu bile başlı başına gerçeğin itirafıdır.
Çünkü emperyal güç yenilgiyi hemen kabul etmez.
Önce adını değiştirir.
Bozgun demez, “yeniden konumlanma” der.
Geri çekilme demez, “stratejik ayarlama” der.
Kaybettik demez, “hedefler revize edildi” der.
Söz cambazlığı çoktur onların.
Vicdanı azdır.
İsrail’in siyonist saldırganlığı ile Amerika’nın emperyal tahakkümü yıllardır aynı dilden konuşuyor:
Önce şeytanlaştır,
sonra kuşat,
sonra vur,
sonra öleni suçla,
sonra bunu “güvenlik” diye pazarlamaya kalk.
Ama tarih bazen o kadar zalimdir ki, insanın suratına hakikati tokat gibi çarpar.
En gelişmiş silah sistemlerine sahip olmak, en haklı taraf olmak demek değildir.
En çok bombaya sahip olmak, en güçlü iradeye sahip olmak demek değildir.
Bir kentin üstüne ateş yağdırmak, bir halkın diz çöktüğü anlamına gelmez.
Tam tersine…
Bazen bombaladıkça küçülürsün.
Öldürdükçe yalnızlaşırsın.
Yıktıkça meşruiyetini kaybedersin.
Ve bir gün gelir, herkes şunu görür:
Demir kubbeler var ama ahlâk kubbesi çökmüş.
Üsler var ama güven kalmamış.
Müttefikler var ama itibar dağılmış.
İran halkı kazanır mı?
Bir halkın kazancı yalnız askeri bilanço değildir.
Bir halk, başına çöken küresel zorbalığa rağmen ayakta kalıyorsa, zaten dünyanın en büyük cümlesini kurmuştur.
O cümle şudur:
“Beni haritadan silmeye kalktın, ben haritanı geçersiz kıldım.”
İşte emperyalizmin asıl korkusu budur.
Füze değil.
Tünel değil.
Milis değil.
Petrol değil.
Halktır, halk!..
Çünkü halk varsa, işgal hiçbir zaman tam olmaz.
Halk varsa, zafer ilanı erkendir.
Halk varsa, dünyanın en pahalı orduları bile en yoksul gerçeğe yenilir.
Ve o gerçek bazen tek cümledir:
Bir memleketi bombalayabilirsin.
Ama bir halkın onurunu
i ş g a l edemezsin!..
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Mahir gibi olmak 10 Mart 2026 Salı
- "Kaybedersek biz" diye kazananlar, millete kaybettirdiler! 07 Mart 2026 Cumartesi
- Sevinmek mi, üzülmek mi? 06 Mart 2026 Cuma
- Savaşı, korkaklar ister 04 Mart 2026 Çarşamba
- Osuruklu g... Arpa ekmeği bahane!.. 03 Mart 2026 Salı
- Bataklık haritada değil, akılda 02 Mart 2026 Pazartesi
- Ölenin adı değişiyor. Kazanan aynı 01 Mart 2026 Pazar
- Şiiri yaşayıp, acıyı bal eyleyen adam 28 Şubat 2026 Cumartesi
- Acısını yaşayan bizler ve coğrafyamız!... 27 Şubat 2026 Cuma
- Polyak Maden işçileri direniyor... 26 Şubat 2026 Perşembe