VERİMSİZ OLAN TOPRAK DEĞİL VİCDAN Kandıra çöplük değildir!..

12 Aralık 2025 02:12
Bu memlekette ne zaman biri “Hiçbir şey olmaz” dese bilin ki mutlaka bir şey olur. Baraj yapılır “Hiçbir şey olmaz” denir, yıllar sonra kuruyan göldeki balıkların iskeleti kalır.

**

Kandıra çöplük değildir!..

Kandıra’da meclis el kaldırdı, halk elini taşın altına koydu.

Aradaki fark, işte tam da burası.

 

Bir yanda 57 hektarlık alanı, 540 bin metrekare ormanı, tarım arazilerini, merasını, dereleriniatık yönetimi sahası” diye kodlayan dosyalar…

Diğer yanda Sarısu Havzası’ndan su içen çocuklar, tarlada büyüyen mısır, buğday, fındık, otlayan inek, köpeğine “Gel paşa!” diye seslenen köylü…

Kâğıt üzerinde “Biyokurutma Teknolojili Entegre Atık Tesisi”…

Hayatın içinde kısaca: Çöplük

Kandıra bugün Türkiye’nin en kritik sorusunu soruyor:

“12 ilçenin çöpünü neden benim toprağıma gömüyorsun?”

Bu sadece çevre sorusu değil.

Bu sadece siyaset sorusu değil.

Bu, adalet sorusu.

Çünkü mesele şu:

Gebze’nin, İzmit’in, Derince’nin, Kartepe’nin, şehrin bütün çöpü…

Temiz hava için hafta sonu kaçtığınız Kandıra’nın bağrına taşınacak.

Şehrin betondan boğulan nefesini Kandıra’nın ormanına, derelerine, merasına kusturacaklar.

Sonra ne diyecekler?

Efendim teknoloji çok gelişti, hiçbir şey olmaz, merak etmeyin…”

Bu memlekette ne zaman biri “Hiçbir şey olmaz” dese bilin ki mutlaka bir şey olur.

Baraj yapılır “Hiçbir şey olmaz” denir, yıllar sonra kuruyan göldeki balıkların iskeleti kalır.

Maden ocağı açılır “Hiçbir şey olmaz” denir, toprak kayar, köyün evleri haritadan silinir.

Termik santral, HES, taş ocağı, JES vb. gibi hepsinin prospektüsü aynıdır:

“ÇED olumlu, çevreye olumsuz bir etkisi yoktur.”

Şimdi de aynı cümle Kandıra için kuruluyor.

ÇED olumlu.”

Kusura bakmayın ama…

Bu ülkede yıllardır en olumsuz şeyler, hep “ÇED olumlu” diye başlıyor.

Kandıra’nın dereleri var…

İki Susaklar Deresi, Yedin Deresi, Alaklar Deresi, Göcükler Deresi, Sulucagözü Deresi

Sarısu Havzası, ilçenin yüzde 40’ını besliyor. Bu havza, projenin göbeğinde.

Kâğıtta “atıksu yönetimi” yazıyor.

Hayatta “hayat suyu” buradan akıyor.

 

Bugün “kontrollü sızıntı olmaz” derler,yarın yağmur büyür, dere taşar,kimyasal karışır, ağır metal karışır…

O dereden su içen inek,

o inekten süt içen çocuk,

o sudan sulanan tarladaki mısır, fasulye…

Biyokimyayı laboratuvarda değil, sofrada yaşayacağız.

Kandıra tarım ilçesi.

Kayıtlara göre sadece Kandıra’da 8 binden fazla üretici var. Tarlasında çalışan, besicilik yapan, hayvancılıkla geçinen insanlar…

Şehrin betonuyla doymayanlar, şimdi de köylünün tarlasına göz dikmiş durumda.

Çöp tesisi için seçilen alanda ne var?

Orman var.

Tarım arazisi var.

Mera var.

Arıların gezdiği çiçekler, kuşların konduğu dallar, tilkinin izi, kirpinin yuvası var.

Verimsiz alan” diye yazıyorlar rapora.

O “verimsiz” dedikleri yerden sabahın köründe traktör sesi geliyor, akşamüstü hayvanlar ahıra dönüyor, horoz ötüyor, köpek havlıyor, kuş cıvıldıyor.

Verimsiz olan toprak değil…

Verimsiz olan, vicdan!..

Gelelim hayvanlara…

Bölgedeki yaban hayatı, kâğıt üzerinde “fauna” diye geçiyor.

Gerçekte ise o ormanda yaşayan şuursuz canlılar(!):

Geyik, domuz, tilki, çakal, sansar, kirpi, kuşlar…

Onların haritada adresi yok, tapusu yok, mecliste oy hakkı yok.

O yüzden kolaylar…

Bir imar değişikliğiyle “habitat”ları, “katı atık depolama sahası”na çevrilebiliyor.

Sokak hayvanları?

Şehrin kalabalığından kaçan köpekler, orman kıyısına, köylerin etrafına sığınıyor.

Orası onlar için güvenli alan.

Yarın tesiste çıkan gaz, koku, kamyon trafiği, hareketli bir cehenneme çevirecek o alanı.

 

Köylünün eşiğinde uyuyan köpek, ahır kapısında nöbet tutan çoban köpeği…

Onlar da projede “risk altındaki türler” diye geçecek.

Onların üzerine titreyen insanlar, bugün Kocaeli Büyükşehir Beledi Meclis kapısında “Kandıra çöplük değildir” diye bağırıyor.

Bir de insan sağlığı var…

Atık tesislerinde oluşan metan, hidrojen sülfür, uçucu organik bileşikler…

Kâğıtta “sınır değerlerin altında” denir.

Ama pratikte?

Rüzgâr ters estiğinde balkonda oturamazsınız.

Koku, baş ağrısı yapar önce, sonra mide bulantısı, uzun vadede solunum yolu hastalıkları, alerjiler…

Toz olur, partikül olur, kamyon trafiğiyle birlikte egzoz yükü artar.

Bugün “Kandıra’nın havası temiz” diye övündüğümüz ilçe, yarın “tesise yakın mahallelerde solunum şikâyetleri arttı” diye habere konu olur.

Hatırlayın, bu ülkede daha önce de “çevreye duyarlı tesis” diye açılıp yıllar sonra çevre felaketiyle anılan kaç yer saydık?

Kandıra halkı boşuna ayakta değil.

KANÇED ve çevre örgütleri günlerdir anlatıyor:

“Bu proje sadece bugünü değil, Kandıra’nın geleceğini de yok edecek.”

Siyaset üstü bir itiraz bu.

CHP’li, İYİ Partili, bağımsız, hiç fark etmiyor…

Kandıralılar aynı cümlede birleşmiş durumda:

“Kandıra çöplük olmayacak.”

CHP Grubu, “Halkın istemediği projeye meşruiyet yoktur” diyorsa, bu sadece politik bir cümle değil; Anayasanın, demokrasinin, yerel yönetim anlayışının özeti.

Halkın iradesi olmadan, bir ilçeye 12 ilçenin çöpünü dayatmak ne vicdana sığar, ne hukuka, ne de siyasete.

Kandıra bugün sadece kendi toprağını savunmuyor.

Bir model tartışılıyor aslında: Çöpünü üretirken düşünmeyen şehirler mi kazanacak?

Yoksa toprağının, suyunun, hayvanının, çocuğunun geleceğine sahip çıkan ilçeler mi?

Şehrin bütün atığını bir ilçeye yığıp “Entegre tesis” demek çok kolay.

Asıl zor olan; çöp üretimini azaltmak,

yerinde ayrıştırmak,

geri dönüşümü zorunlu kılmak, tüketim kültürünü sorgulamak.

 Ama zor olanı yapacak irade yoksa,kolayı var:

Kamyonla Kandıra’ya götür, göm gitsin.”

İşte bu yüzden…

Meclis salonunda el kaldırmak kolay.

Esas meşruiyet, meclis salonundan sokaklara taşan o itirazda.

Adliye kapısında dilekçe veren köylüde.

Bu toprağın sahibi benim” diyen üreticide.

Bu suyu kirlettirmem” diyen gençte.

Bu orman benim nefesim” diyen çocuğun sesinde.

Kandıra bugün çok net söylüyor:

Bu ilçe bu kararı kabul etmiyor.”

Soru şimdi şu:

Kandıra’ya çöp tesisi dayatanlar, yarın tarihe nasıl geçmek istiyor?

Bir ilçenin ormanını, suyunu, hayvanını, tarımını çöplüğe çevirenler” olarak mı?

Yoksa…

Halkın sesini dinleyip yanlıştan dönebilenler” olarak mı?

Cevabı meclis tutanaklarında değil, Kandıra’nın derelerinde, tarlalarında, köylünün alnındaki terde, köpeğin gözünde, çocuğun nefesinde yazacak!..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X