İSTANBUL SERMAYESİ, KOCAELİ BÜROKRASİSİ ARASINDA Kendini yönetmeyen İlçe: Gebze
***
Gebze...
Gebze’nin tabelasında “ilçe” yazar.
Ama Gebze sabahı çalar saatle değil, servis kornasıyla açar.
Vardiya değişir, şehir değişir.
Kamyon geçer, şehir nefesini tutar.
Bir yandan üretir.
Bir yandan taşır.
Bir yandan öder.
Ve en garibi…
Kendi kendini yönetemez.
Neden?
Çünkü Gebze iki merkezin arasında sıkışmıştır.
Bir tarafta İstanbul sermayesi.
Diğer tarafta Kocaeli bürokrasisi.
Ortada kim?
Gebze’nin insanı.
Emekçisi.
Kiracısı.
Trafikte ömrünü bırakanı.
Hava kirliliğini ciğerinde taşıyanı.
Deprem kaygısını gece başucuna koyanı.
Metropol gibi yaşayan “ilçe”
TÜİK verilerine dayalı Kocaeli Ticaret Odası raporunda Gebze’nin 2024 nüfusu 411 bin 800. Aynı tabloda Darıca 231 bin 442, Çayırova 157 bin 503, Dilovası 54 bin 664 görünüyor.
Şimdi bunları yan yana koyun, sadece bu dört ilçenin toplamı 855 bin 409 ediyor.
Yani kâğıt üstünde “ilçe” dediğiniz şey, fiiliyatta bir büyükşehir ölçeği.
Ama yönetim ölçeği hâlâ parça parça.
Yetki katman katman.
Sorumluluk dağıtık.
Hesap verme muğlak.
Sonuç?
Gebze, metropol gibi yaşıyor; ilçe gibi yönetiliyor.
Gebze Ticaret Odası’nın yayımladığı bilgilere göre bölgede 10 organize sanayi bölgesi var; OSB’lerde bin 384 firma bulunuyor ve yaklaşık 130 bin kişi istihdam ediliyor.
Bu rakamlar “övünç tablosu” değil sadece.
Bu rakamlar aynı zamanda yönetim zorunluluğu.
Çünkü bu ölçekte bir üretim havzası;
ulaşımı,
konutu,
altyapısı,
çevre sağlığı,
afet planı,
işgücü hareketliliği
tek elden, bütüncül ve hızlı yönetilmezse…
şehir tıkanır.
Bugün olan tam olarak bu.
İstanbul sermayesi Gebze’ye şehir diye bakmaz.
“Yakın üretim üssü” diye bakar.
“Lojistik avantaj” diye bakar.
“Arsa değerlenir” diye bakar.
Karar masası İstanbul’dadır.
Bilanço İstanbul’dadır.
Kârın dili İstanbul’dadır.
Ama üretimin bedeni Gebze’dedir.
Ve enteresandır.
Gebze, İstanbul’da birçok kişi tarafından İstanbul’un ilçesi sanılır.
Değerli meslektaşım, avukat ve komedyen Miray Akovalıgil ekim ayı içinde, “Ya bende bir şey yoksa” adlı tek kişilik gösterisiyle Gebze’de de sahne aldı. İzleyemedim.
Gebze Emek’te yer alan habere gösterisi esnasında Gebze’yi İstanbul’un İlçesi sandığını söylemiş.
Basın niye öyle sandığını sorunca, “Espri yaptım, ciddiye alındı” yanıtı vermiş.
Hâlbuki nereden bilsin, öyle bir algı da var.
Bu yüzden Gebze’nin “şehir hakkı”, çoğu zaman bilanço dipnotuna dönüşür.
Öte tarafta Kocaeli bürokrasisi…
Gebze’ye şehir gibi bakmaz.
“Yetki alanı” gibi bakar.
“Plan notu” gibi bakar.
“Komisyona sevk” gibi bakar.
Evrakın ritmi, şehrin ritmine yetişemez.
Her kritik konuda aynı cümle çıkar karşınıza:
“Yetki bizde değil.”
Ulaşımda değil.
İmarda değil.
Büyük altyapıda değil.
Afet hazırlığında değil.
Çevre denetiminde değil.
Bu cümleler çoğaldıkça, Gebze’nin belediyeciliği “hizmet üreten” olmaktan çıkar, başkasının kararını uygulayan bağımlı yerel yönetime dönüşür.
Parayı üreten yer, kararı veremiyor.
Kocaeli Sanayi Odası’nın “Rakamlarla Kocaeli” sayfasında; 2024’te Kocaeli’nin vergi gelirlerinde İstanbul ve Ankara’dan sonra üçüncü olduğu, 753 milyar 33 milyon 59 bin TL vergi ödediği ve tahsilat/tahakkuk oranında da yüzde 95 ile ilk sırada yer aldığı belirtiliyor.
Bu veri ne anlatıyor?
Bu havzanın ülke ekonomisi için “omurga” olduğunu anlatıyor.
Ama omurga olmak, “kendi kendini yönetebilmek” anlamına gelmiyor.
Gebze’nin itirazı tam burada:
“Ben bu yükü taşıyorum, ama direksiyona dokunamıyorum.”
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nda kuruluş eşiği açık: Toplam nüfusu 750 binden fazla olan illerin il belediyeleri, kanunla büyükşehir belediyesine dönüştürülebilir.
Gebze’nin çevresindeki dört ilçenin toplamı 855 bini aşıyor.
Yani tartışma, sadece “duygu” değil; “ölçek” tartışmasıdır.
Bir şehir 855 binlik bir kentsel bütünlükle yaşıyorsa…
Ulaşım ana planı,
afet yönetimi,
çevre düzeni,
konut arzı,
altyapı yatırımı…
Bunlar “ilçe” mantığıyla ve dağınık yetkiyle yönetilemez.
Yönetilemediği için de Gebze’nin günlük hayatı her gün biraz daha sertleşir:
Trafik ağırlaşır.
Kira artar.
Sosyal donatı yetişmez.
Hava kirlenir.
Kaygı büyür.
Ve şehir “ürettikçe yoksullaşan”, “ödediği kadar hizmet alamayan” bir yere dönüşür.
Gebze, İstanbul sermayesine sadece üretim sahası olamayacak kadar büyük.
Kocaeli bürokrasisine sadece evrak dosyası olamayacak kadar canlı.
Türkiye’nin üretim damarlarından biri.
Bu damar tıkanırsa, ülke yorulur.
O yüzden “Gebze büyükşehirli il olmalı” sözü tabela merakı değildir.
Bu bir muhataplık talebidir.
Bu bir yetki-kaynak-sorumluluk talebidir.
Bu bir emek kentinin, emeğe hizmet edebilmesi talebidir.
Gebze’nin il olmasında engelin, İzmit bürokrasisi olduğu söylenir. Bence kolaycılık ve mücadeleden kaçınmaktır.
Kaldı ki Gebze İli’ni destekleyen İzmitli aklıselimler de var.
Gebze’nin il olmaması halinde İstanbul’un ilçesi olması önerisini ilk GTO’nun kurucu başkanı merhum İbrahim Başaran gündeme getirmişti. Yadırgamıştım.
Babasının tezini, oğlu da sürdürdü.
Ömer Faruk Başaran, Gelecek Partisi İl Başkanlığı yaptığı süreçte, 2020’nin ortalarında aynısını tekrarladı.
Yanıt 2009 yerel seçimlerinde MHP’den Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan adayı da olan, aktif siyaseti halen Zafer Partisi’nde sürdüren emekli öğretmen ve sendikacı Zekai Kahyaoğlu’ndan geldi:
“Gebze’nin İl yapılması bizlerin işine gelmez belki.
Kocaeli’yi küçülür, gelirleri düşer ama önemli olan halkın sıkıntılarının azaltılması, günlük hayatın kolaylaştırılması.
Sayın başkanın Gebze’nin İl olması görüşüne katılıyorum. Hatta daha ilerisini söyleyerek “Gebze mutlaka İl yapılmalıdır” diyorum.
Ancak İl yapılamıyorsa İstanbul’a bağlanmalıdır sözünü de hiç anlamadığım gibi komik bulduğumu söylemek istiyorum.
Evet Gebze mutlaka İl yapılmalı ve hatta İstanbul’un bir kaç ilçesi de Gebze’ye bağlanmalıdır.”
(Basından)
Zekai Kahyaoğlular, çoğalmalı.
Tezgâh Gebze’de dönüyor,
Dümen de Gebze’de olmalı!.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Unutmadık unutturmayız 24 Ocak 2026 Cumartesi
- Aynı çağ, iki adam, iki ekim devrimi 23 Ocak 2026 Cuma
- Delikanlılık filtreyle ölçülmez!.. 22 Ocak 2026 Perşembe
- Suriye'de neler oluyor 21 Ocak 2026 Çarşamba
- Hrant, güvercinin kalbi 20 Ocak 2026 Salı
- İran!.. 19 Ocak 2026 Pazartesi
- Silivri'nin dili, şüphe!.. 17 Ocak 2026 Cumartesi
- İmamoğlu ve Diploma Davası!.. 16 Ocak 2026 Cuma
- Adalet ölürse!.. 15 Ocak 2026 Perşembe
- Korku düzeni: Filler ve insanlar! 14 Ocak 2026 Çarşamba