Yeni Parti il ve ilçe kongreleri. Kim Kazanacak; Kişiler mi, Demokrasi mi?
**
Siyaset, öfkeyi büyütmenin değil umudu örgütlemenin; ayrılığı derinleştirmenin değil, ortak geleceği birlikte kurmanın aracıdır.
Çünkü siyaset, kişilerin birbirine üstün gelme yarışı değil, yurttaşa karşı üstlenilmiş kamusal bir sorumluluktur.
Kocaeli’de başlayacak il ve ilçe kongreleri de (aday adayları arasından adayın belirleneceği ön seçim de) bu nedenle yalnızca sandıkların kurulduğu, listelerin yarıştığı, kazananların alkışlandığı toplantılar değildir.
Kongre, bir partinin vicdanıyla yüzleştiği yerdir.
Tüzük kâğıtta kalacak mı, yoksa hayata mı geçecek; liyakat mi konuşacak, sadakat mi; ilke mi belirleyici olacak yoksa kişisel yakınlık mı?
Asıl seçim budur.
Geçmiş dönemlere ilişkin en ağır eleştiri, siyasetin zaman zaman kişilere, gruplara ve küçük hesaplara sıkıştırılmasıdır.
Adaylaşma süreçlerinde yaşanan ayrışmaların, tartışmaların ve kırgınlıkların örgütsel enerjiyi tükettiği; ehliyetin, liyakatin, parti ideolojisinin, ilkelerin ve ortak hedeflerin geri plana itildiği söylendi.
Sonuç ortadadır: İç mücadele büyüdükçe toplumsal mücadele küçülür.
Kendi içinde adaleti kuramayan bir örgüt, ülkede adalet talebini inandırıcı biçimde taşıyamaz.
Yeni Parti’nin tüzüğü, parti görevlerini kişisel paye değil toplum hizmeti olarak tarif ediyor; başarılı, dürüst, liyakatli ve yetkin üyelerin sorumluluk üstlenmesini ortak yükümlülük sayıyor.
O halde kongre salonunda sorulacak soru basittir:
“Kim kimin adamı?” değil; “Kim bu görevin hakkını verir?”
Kongre hukukunun özü de burada başlar. Gizli oy yalnızca bir usul değildir; baskıdan arınmış iradenin güvencesidir.
Seçme ve seçilme hakkı yalnızca tüzük maddesi değildir; üyeyi özne yapan demokratik meşruiyetin temelidir.
Liste hazırlarken hemşehricilik, kişisel sadakat, yakınlık ve eski hesaplar değil; bilgi, emek, temsil yeteneği, toplumsal karşılık ve etik sorumluluk ölçü alınmalıdır.
Kadınların ve gençlerin varlığı vitrin süsü değil, karar mekanizmasının doğal parçası olmalıdır.
Bir parti, iktidardan hukuk isterken kendi örgütünde keyfilik üretemez.
Devletten şeffaflık isterken kongresinde kapalı pazarlıklara teslim olamaz.
Kamuda liyakat derken kendi kadrolarında ehliyeti görmezden gelemez.
Adalet talebi, önce insanın kendi kapısında sınanır.
Demokrasi, başkasından istenen bir davranış değil, önce kendine uygulanan bir ilkedir.
Bu nedenle Kocaeli İl ve diğer tüm ilçelerinde olduğu gibi Gebze İlçemizdeki her aday, kendisine şu soruları sormalıdır: Bu görevi neden istiyorum? Hangi toplumsal sorunu çözmek için geliyorum? Örgütün birliğine ne katacağım? Farklı düşünen üyeyi rakip mi, yol arkadaşı mı göreceğim? Kaybettiğimde örgütte kalacak, kazandığımda kaybedeni dışlamayacak mıyım?
Çünkü kongre biter, siyaset devam eder. Sandık kapanır, sorumluluk başlar.
Türkiye’de yargı bağımsızlığı, ifade özgürlüğü, tutuklama uygulamaları ve siyasal alan üzerindeki baskılar uzun süredir sert tartışmaların konusu.
Belediye başkanlarının, gazetecilerin, sendika yöneticilerinin ve toplumsal muhalefet mensuplarının soruşturmalarla, gözaltılarla ve tutuklamalarla gündeme geldiği bir dönemde, muhalefet partisinin görevi öfkeyi çoğaltmak değil, hukuku çoğaltmaktır.
Ceza hukukunu düşman yaratmanın aracı gören anlayışa karşı savunulacak şey intikam değil hukuk devletidir; rövanş değil adil yargılanmadır; suskunluk değil özgür sözdür.
Anayasa, siyasi partileri demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları sayar.
Bu hüküm bir ayrıcalık değil, ağır bir ödevdir.
Parti kongreleri bu ödevin ilk sınavıdır.
Üyenin iradesi korunacak, sandığın itibarı gözetilecek, delege/üye hesabı kişisel ikbal hesabına dönüştürülmeyecektir.
İlçe kongreleri bir sonraki koltuğun basamağı değil, halkın sorunlarına açılan kapı olmalıdır.
Kocaeli/Gebze işçinin, emeklinin, sanayicinin, esnafın, öğrencinin, kadının, gencin, çevre mücadelesi veren yurttaşın sesini aynı masada buluşturabilecek bir siyasal akla ihtiyaç duyuyor.
Kongreler, bu sesleri susturan değil çoğaltan kadroları ortaya çıkarmalıdır.
Kocaeli ve Gebze'de kurulacak her sandık, yalnızca yöneticiyi değil siyaset anlayışını da seçecektir.
Kazanmanın ölçüsü makam değil; güveni büyütmek, örgütü birleştirmek ve halka karşı sorumluluğu birlikte, kararlılıkla eksiksiz taşımaktır.
Yeni Parti, milletin umudu ve gerçek bir iktidar alternatifi olmak istiyorsa önce kendi içinde hukuk, demokrasi, liyakat ve dayanışmayı görünür kılmalıdır.
Kişiler geçer, koltuklar değişir, unvanlar unutulur. Geriye yalnızca şu sorular kalır:
Bu kongrede kazanan kim veya kimler?
Bir kişi mi?
Bir grup mu?
Yoksa demokrasi mi?
Kocaeli/ Gebze kongrelerinin buna verecekleri cevaplar, yarının siyasetini belirleyecektir.
İyi hafta dileklerimle, esen kalın...
- Toplam 1 yorum
Ali Fuat 09:23 - 21 Eylül 2026
Sayın Başkan yüreğinize kaleminize sağlık.. Durumu tenik ve herkesin anlayacağı bir yazım diliyle anlatmoşsınız. Umarım ve dilerim kent siyasetinde ilkeler ve ahlak kazanır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Güle güle güzel insan, Necati Tanıyan 19 Ekim 2026 Pazartesi
- Makam mı, sorumluluk mu 12 Ekim 2026 Pazartesi
- Togg’ladı mı, kamulaştı mı? 07 Eylül 2026 Pazartesi
- İsim değişebilir. Peki, anlayış değişti mi? 06 Eylül 2026 Pazar
- 30 Ağustos: Zaferin tapusu 30 Ağustos 2026 Pazar
- Kömür karası, adaletin aynası 29 Ağustos 2026 Cumartesi
- Efsaneler de takvime yenilir 26 Ağustos 2026 Çarşamba
- Paşa paşa yatmak boyun eğmemektir 25 Ağustos 2026 Salı
- Hukukun sustuğu yerde barış mı dediniz 07 Ağustos 2026 Cuma
- Yanlışın alkışçıları 31 Temmuz 2026 Cuma