CHP ÜYESİ İSTİFA ETMEMELİDİR Kurultayı beklerken
**
Cumhuriyet Halk Partisi bellektir, emektir, sandık başında sabahlayan üyedir. Köy kahvesinde tek başına kalan öğretmendir, ilçe binasında çay demleyen gençtir, afiş yapıştırırken eli tutkal kokan kadındır, karda, yağmurda, yoksullukta, baskıda “ben buradayım” diyen yurttaştır.
Onun adı, yalnızca bir örgüt adı değil, bir tarih adıdır. Sivas’tan Erzurum’a, Ankara’ dan İzmir’e uzanan bir iradenin adıdır.
Saltanata karşı millet, karanlığa karşı akıl, kulluğa karşı yurttaş, ümmete karşı Cumhuriyet diyenlerin evidir.
Bugün o evin kapısına bir karar asılmıştır, adına “butlan” deniyor. Hukuk dilinde ağır bir sözdür. Bir işlemin baştan sakat olduğunu anlatır.
Ama siyaset dilinde her ağır söz, kendi başına hakikat değildir. Hakikat, yalnızca mahkemede değil; halkın vjcdanında, üyenin iradesinde, delegenin oyunda, sandığın namusunda da aranır.
O nedenle bugün CHP örgütünün önündeki görev öfke değil, akıldır.
Bağırmak kolaydır, dağılmak daha da kolaydır.
İstifa etmek, kapıyı çarpıp çıkmak, “bitti” demek, siyasal mücadelede en ucuz tesellidir.
Ama Cumhuriyet Halk Partisi üyeliği, öfkenin ilk rüzgârında bırakılacak bir rozet değildir.
O rozet, yakaya değil, tarihe takılır.
Yeni bir parti kurulabilir.
Seçime girme hakkını korumak için, halkın oyunu sahipsiz bırakmamak için, sandığı iktidarın keyfine terk etmemek için bir (B) planı gerekebilir.
Siyasette tedbir korkaklık değildir. Geminin yedeği olur.
Köprünün tahkimatı olur.
Ordunun ihtiyatı olur.
Demokrasinin de yedek yolu olur. Ama yedek yol, ana yurdu terk etmek değildir.
CHP üyesi CHP’den istifa etmemelidir. Çünkü mesele yalnızca bir seçim meselesi değildir.
Mesele, Atatürk’ün kurduğu partinin üyeler eliyle mi yaşayacağı, yoksa üyelerin suskunluğuyla mı başkalarının tasarrufuna bırakılacağı meselesidir.
Üye kalmak, pasif beklemek değildir.
Üye kalmak; ilçe başkanlığında nöbet tutmaktır.
Üye kalmak; delegeyle konuşmak, tüzüğü okumak, hukuki süreci izlemek, tutanak tutmak, yalan habere karşı belgeyle konuşmaktır.
Üye kalmak; öfkeyi disipline, kalabalığı örgüte, itirazı siyasete çevirmektir.
Bugün örgütlerin yapacağı ilk iş dağılmamak, ikinci iş kışkırtılmamak, üçüncü iş de hukuku, hukuksuzluğa bırakmamaktır.
İl örgütleri, ilçe örgütleri, kadın kolları, gençlik kolları, belediye meclis üyeleri, milletvekilleri, sandık sorumluları ve mahalle temsilcileri aynı soğukkanlılıkla hareket etmelidir.
Her açıklama ölçülü olmalı, her toplantı kayıt altına alınmalı, her karar yazılı alınmalı, her itiraz süresi içinde yapılmalıdır.
Siyaset yalnızca kürsüde yapılmaz. Bazen dilekçe, bazen tutanak, bazen hazirun listesi, bazen sandık başındaki imza bin meydan konuşmasından daha değerlidir.
Bugün CHP örgütlerine düşen görev, hukuku sloganla değil, belgeyle savunmaktır.
Kimse kişisel kavga diline teslim olmamalıdır.
Kimse CHP’nin içindeki bu ağır krizi, kişisel intikamların, hizip hesaplarının, sosyal medya kahramanlıklarının malzemesi yapmamalıdır.
Çünkü bu süreçte en büyük zarar, karşı taraftan değil, kontrolsüz öfkeden gelir.
Bir partiyi dışarıdan yıkmak zordur, ama içeriden dağıtmak kolaydır.
İşte bu yüzden her CHP üyesi kendisine şu soruyu sormalıdır:
Ben bugün tarih karşısında ne yapıyorum?
Söylenti mi yayıyorum, bilgi mi topluyorum?
Kırgınlık mı büyütüyorum, örgüt mü kuruyorum?
Kişi mi savunuyorum, ilke mi savunuyorum?
Sandığa mı hazırlanıyorum, sosyal medyada mı tükeniyorum?
Bu sorulara verilecek yanıt, CHP’nin bu süreci nasıl atlatacağını belirleyecektir.
Özgür Özel’in göstereceği adaylara oy vermek, kurulacak geçici siyasal hatta destek vermek, seçmen iradesini korumak bakımından bir strateji olabilir.
Ama bu strateji, CHP üyeliğinden kopuşa dönüşmemelidir. Çünkü asıl hesap günü, yine kurultaydır.
Kurultay, partinin vicdanı, örgütün mahkemesi, üyenin tarih önündeki sözüdür.
Butlanla gelenler, kurultaydan kaçamaz. Aksi takdirde tarih önünde küçülürler.
Toplarlarsa örgütün önüne çıkarlar. O gün söz, mühürde değil delegede olur. O gün kürsüye yalnızca kişiler değil, bir asırlık hafıza çıkar. O gün kimin CHP’yi yaşatmak, kimin CHP’ye hükmetmek istediği görülür.
O güne kadar yapılacaklar bellidir. Kimse istifa etmeyecek, örgütünü sahipsiz bırakmayacak, sandığı boş bırakmayacak, provokasyona gelmeyecek, hukuki hakkını kullanmaktan vazgeçmeyecek.
Her üye, seçimde oy kullandığı sandığın gözlemcisi olacak. Her sandıkta tutanak tutulacak, her okulda nöbet çizelgesi hazırlanacak. Her ilçede hukuk masası kurulacak. Her mahallede seçmen listesi denetlenecek. Her genç, dijital yalanlara karşı gerçeğin nöbetçisi olacak. Her kadın, bu mücadelenin vicdanı ve omurgası olacak.
Çünkü sandık, milletin namusudur.
O namus, ne mahkeme koridorlarında unutulur ne de televizyon ekranlarında tüketilir.
O namus, yurttaşın eliyle, üyenin dikkatiyle, örgütün disipliniyle korunur.
Atatürk’ün partisi, yalnızca Atatürk’ün adı anılarak savunulmaz.
Atatürk’ün partisi; akılla, hukukla, cesaretle, örgütle, halkla savunulur.
Bugün bize düşen budur.
Kırmadan direnmek.
Dağılmadan çoğalmak.
Susmadan ölçülü konuşmak.
Öfkelenmeden kararlı olmak.
Beklerken uyumamak.
Kurultay günü geldiğinde de o salona yalnızca delege kartıyla değil, temiz alınla girmek.
O gün gelecek.
O gün bu karanlık sürecin hesabı sandıkla, tüzükle, kurultayla sorulacak.
O gün CHP yeniden üyeleriyle, seçmeniyle, halkıyla buluşacak.
O gün kimsenin kişisel koltuğu değil, milletin emaneti konuşacak.
Ve o gün bizim bayramımız olacak.
Unutmayın:
İyiler her zaman hemen kazanmaz.
Ama iyiler vazgeçmezse, eninde sonunda kazanır.
Bu süreci böyle atlatacağız.
Akılla.
Hukukla.
Örgütle.
Sandıkla.
Ve Cumhuriyet’e, kurtuluşun ve kuruluşun ebedi lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e yakışan bir sabırla...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- O satıh, halkın iradesidir! 25 Haziran 2026 Perşembe
- Arınma mı dediniz? Mutlak bahanedir 23 Haziran 2026 Salı
- Saray operasyonu mu, saraya da mı operasyon 22 Haziran 2026 Pazartesi
- Haritadan silinen Batı yakası 19 Haziran 2026 Cuma
- Her yer Samsun olmadan asla 16 Haziran 2026 Salı
- Tavuk, adaletin terazisi ve kayyım 15 Haziran 2026 Pazartesi
- Çarklar, çıkarlar, çöküş ve çıkış 11 Haziran 2026 Perşembe
- Arınma mı dediniz 10 Haziran 2026 Çarşamba
- Dostun gülü, yargının taşı 05 Haziran 2026 Cuma
- Sizleri Asla Unutmayacağız 04 Haziran 2026 Perşembe