Yeni Parti’de, sandık sonrası asıl sınav: Makam mı, sorumluluk mu

12 Ekim 2026 07:48
Üyenin/Delegenin oyu satılık değildir; üzerinde baskı kurulacak bir borç hiç değildir. Aday olma hakkı saygı ister. İtiraz hakkı sabır ister. Seçim sonucunu kabullenmek olgunluk, sonuçları denetlemek ise demokratik cesaret ister.

**

Siyasette başarı, birini yenmek midir?

Bir koltuğa oturmak mı? Yoksa o koltuğun ağırlığını taşıyabilmek mi?

Meslektaşım, ağabeyim Ekrem Demiröz, tartışmanın tam ortasına yalın bir cümle bırakıyor:

“Siyasette başarı, ne birilerini yenmektir ne de bir yerlere seçilmektir. Başarı, alınan yetki ve sorumluluğun gereklerini samimiyetle yerine getirmektir.”..

Bazen uzun nutukların söyleyemediğini bir cümle söyler. Çünkü siyasetin terazisi alkışla değil, vicdanla tartar.

Kocaeli’de Yeni Parti ilçe kongreleri tamamlandı. Sandıklar açıldı, isimler belirlendi, yönetimler şekillendi.

Parti içi demokrasi sınavı asıl şimdi başlıyor.

Bir parti binasının kapısından içeri giren yurttaş, yalnızca bir seçmen değildir. Umudunu, itirazını, mahallesinin derdini de getirir.

O kapıda karşılaştığı ilk şey kibir olursa, en parlak afiş bile karanlığı aydınlatamaz.

Parti içi seçim, dostlukların sınandığı bir güç gösterisi değil; örgüt iradesinin hukukla buluştuğu kamusal bir sorumluluktur.

2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun öngördüğü yargı gözetimi, gizli oy ve açık tasnif ilkeleri yalnızca teknik hükümler değildir. Bunlar, iradenin üzerindeki kilidi açan anahtarlardır.

Üyenin/Delegenin oyu satılık değildir; üzerinde baskı kurulacak bir borç hiç değildir.

Aday olma hakkı saygı ister. İtiraz hakkı sabır ister. Seçim sonucunu kabullenmek olgunluk, sonuçları denetlemek ise demokratik cesaret ister.

Parti içi hukuki düzenlemeye göre, kongre başlamadan önce herkesin görebildiği kurallar, zamanında duyurulan listeler, usulüne uygun yapılan itirazlar ve şeffaf tutanaklar gerekir.

Çünkü adaletin yalnızca gerçekleşmesi yetmez; gerçekleştiğinin de görülmesi gerekir.

Bir oy'un değeri, onu kullanan kişinin unvanına göre değişiyorsa orada sandık vardır, fakat eşitlik yoktur.

Sandıktan çıkan çoğunluğa, azınlığın sesini susturma yetkisi vermez.

Kazanan, kaybedeni toplantı salonunun dışında bırakıyorsa kazandığı şey makamdır; yitirdiği şey siyasetin ahlakıdır.

Kandıra’dan Karamürsel’e, Kartepe’den Çayırova’ya uzanan bu kent, yalnızca fabrikaların, yolların, limanların kenti değildir.

Aynı zamanda alın terinin, geçim kaygısının, gençlerin geleceğe ilişkin sorularının kentidir.

İlçe başkanlığı, işte bu sorulara kulak verme görevidir.

Kocaeli’nin sabahı erken başlar. Servise yetişen emekçi bilir; hayat, büyük sözlerle değil, saatinde yapılan işle yürür.

Siyasetin de mesaisi vardır. Telefonu açmak, başvuruyu izlemek, haksızlığa itiraz etmek, verilmiş sözü anımsamak… Bunların hiçbiri manşet olmayabilir. Ama güven, tam da böyle küçük işlerin toplamıdır.

Bir çocuğun okul yolu, bir işçinin mesaisi, bir emeklinin pazar filesi, bir kadının güvenliği… Bunlar kürsü süsü değil, siyasetin gerçek sınav kağıtlarıdır.

Yeni seçilen başkanlara düşen görev, önce kendi çevrelerini büyütmek değil, dinledikleri insan sayısını artırmaktır.

Yönetim kurulundaki sandalye sayısından daha önemli olan, karar masasında kaç farklı sesin duyulduğudur.

Eleştiri düşmanlık değildir. Muhalefet ihanet değildir. Soru sormak bozgunculuk hiç değildir.

Bir örgütün gücü, herkesin aynı cümleyi tekrarlamasında değil, farklı düşüncelerin aynı masada kalabilmesindedir.

Başkanlık bir taht değil, nöbet yeridir. Nöbet tutan bilir: Kendinden önce gelenlerin emeğine hürmet, kendinden sonra geleceklere karşı sorumluluk taşır.

Bir yönetimin gerçek sicili, kimi dışarıda bıraktığında değil, kimi içeri buyur ettiğinde yazılır.

Aynı masaya oturabilenler, yarın birbirlerinin yüzüne de bakabilir.

İşte örgüt kültürü, seçim afişleri söküldükten sonra bu sınavda belli olur.

Siyasette makam geçicidir. Tutanak kalır. Verilen söz kalır. Tutulmayan söz daha da uzun kalır.

Bugün fotoğraflara gülümseyen yüzleri, yarın hangi davranışları temsil edeceğine bakacağız. Kapılar açık mı kalacak? Yetki hesap verecek mi? Seçilenler, seçilmeyenlerin de hukukunu koruyacak mı?

Asıl zafer, sandık gecesinin gürültüsünde değil; ertesi sabah başlayan sessiz, yorucu, dürüst emekte saklıdır.

Ve unutulmasın ki, demokrasi yalnızca kazananların sevinci değil, kaybedenlerin de başı dik çıkabildiği bir ortak evdir.

Saygılarımla!..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X