Çözüm Süreci mi, Hesap Süreci mi - 3 Mecburi üyelik

16 Nisan 2026 03:52
Üçüncü sonuç: Yurttaşlık küçülür, bağlılık büyür. Anayasal vatandaş yerine duygusal taraftar makbule geçer. Hak arayan yurttaş problem sayılır. Alkışlayan kitle makbul sayılır.

**

AKP'li RTErdoğan Şubat 2021’de, “Artık ülkemizin her ferdini partimizin bir üyesi olarak görüyorum” demiş.

Cümle bu.

Bir siyasetçinin ağzından çıkıyor ama içinde yalnız siyaset yok.

İçinde rejim tasavvuru var.

İçinde iktidar psikolojisi var.

İçinde devletle parti arasına çizilen çizgiyi silme arzusu var.

Çünkü normal bir demokraside vatandaş, partilerin müşterisi değil aksine egemenliğin sahibidir.

Partiler ise gelip geçici kiracıdır.

Ama siz çıkıp da “Ülkemizin her ferdini partimizin üyesi olarak görüyorum” derseniz, orada masum bir kucaklama cümlesi değil, çok katmanlı bir iktidar cümlesi kurmuş olursunuz.

Yani dersiniz ki:

Memleket ayrı, parti ayrı bir şey değil.

Millet zaten bizim siyasi envanterimizin parçası.

İşte tam burada siyaset bilimi devreye girer.

Bunun adı, çoğulcu demokrasiden çoğunlukçu vesayete doğru yürüyüştür.

Bunun adı, yurttaşı hak sahibi birey olmaktan çıkarıp büyük siyasi organizmanın doğal neferi saymaktır.

Bunun adı, sandıkta oy vermeyeni de gönlünde zaten bize yazılmış kabul etmektir.

Muhalif misin?

Olsan ne yazar.

Zaten “bizdensin

 

Oy vermemiş misin?

O da geçici aksaklık.

Neticede seni de kendi hanesine yazıyor.

Ne büyük konfor.

Vergiyi herkes versin.

Sadakati bir parti toplasın.

Devlet herkesin olsun.

Temsil tek merkezin olsun.

Siyasi sonuç burada başlıyor.

Birinci sonuç: Muhalefetin meşruiyeti aşınır.

Çünkü eğer herkes zaten “partinin üyesi” ise, muhalefet artık rakip değil, ya yanlış anlamış akraba ya da hizaya gelmemiş kalabalık muamelesi görür.

İkinci sonuç: Devlet nötrlüğünü kaybeder.

Çünkü parti kendini milletle özdeşleştirdiği anda, devleti yönetmekle devleti sahiplenmek arasındaki çizgi kaybolur.

Bakanlık hizmet kurumu olmaktan çıkar, siyasi aidiyetin vitrinine dönüşür.

Kamu imkânı, kamunun değil, “bizim doğal hakkımız” hissiyle dolaşıma sokulur.

Üçüncü sonuç: Yurttaşlık küçülür, bağlılık büyür.

Anayasal vatandaş yerine duygusal taraftar makbule geçer.

Hak arayan yurttaş problem sayılır.

Alkışlayan kitle makbul sayılır.

Edebi tarafı daha da çarpıcı.

Bu cümlede bir tür padişahi şefkat tonu var.

Sanki koca memleket, nüfus müdürlüğüne değil parti kütüğüne kayıtlı.

Sanki doğum belgesiyle birlikte rozet dağıtılıyor.

 

Sanki bebek ağlayınca ebe “Maşallah, bir üyemiz daha oldu” diyor.

İroni burada zaten kendi kendini yazıyor.

Markete gidiyorsun, etiket artmış.

Parti üyesisin.

Kirayı ödüyorsun, maaş erimiş.

Parti üyesisin.

Torpil bulamıyorsun, mülakatta eleniyorsun.

Parti üyesisin.

Eleştiriyorsun, nankör oluyorsun.

Yine parti üyesisin.

Ne güzel üyelik.

Aidat otomatik.

Haklar belirsiz.

Çıkış prosedürü yok.

Aslında bu söylem, modern popülizmin çok tanıdık bir numarasıdır.

Lider der ki: Ben partiyi temsil etmiyorum, milleti temsil ediyorum.

Sonra bir adım daha atar: Bana itiraz eden millete itiraz etmiş olur.

Sonra bir adım daha: Parti devlettir, devlet millettir, millet de zaten benim siyasi tercümemdir.

Böylece demokratik rekabet, fikir yarışı olmaktan çıkar.

Ahlaki hiyerarşiye döner.

Bir tarafta “milli olanlar”, öbür tarafta eksik vatandaş muamelesi görenler.

Oysa demokrasi, herkesin aynı partiye ait sayıldığı rejim değildir.

Demokrasi, kimsenin hiçbir partiye ait sayılmak zorunda olmadığı rejimdir.

Aradaki fark medeniyet farkıdır.

Çünkü vatandaş, iktidarın nüfus malzemesi değildir.

Vatandaş, iktidarı kuran ve gerektiğinde değiştiren iradedir.

 

Onu “partimizin üyesi” diye tarif etmeye başladığınız gün, sandığı koruyor gibi yapıp cumhuriyet fikrini aşındırmaya başlarsınız.

Memleket partiye sığmaz.

Vatandaş rozetle tarif edilmez.

Devlet, seçim kazanmış kadronun tapulu arazisi değildir.

Kısacası…

Bu söz, bir gaf değilse daha önemlidir.

Çünkü gaf olsa geçer.

Ama zihniyetse kalır.

Ve en tehlikelisi de bir partinin kendini ülke kadar büyük sanması değil,ülkenin yavaş yavaş bir partinin iç tüzüğüne dönüştürülmesidir...

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X