DİLOVASI İŞ CİNAYETİN ARDINDAN.. Merhamet değil adalet istiyoruz
Dilovası’nda yedi insan öldü.
Evet, öldü.
“Hayatını kaybetti” demiyorum...
İnsan, ihmalle ölür.
Denetimsizlikle ölür.
Açgözlülükle ölür.
Ucuz işçilik düzeniyle ölür.
Sanki kimsenin kusuru yokmuş gibi adına da “facia” denir.
Bu memlekette bazı kelimeler suç mahallini temizlemek için kullanılıyor.
“Talihsizlik.”
“Acı olay.”
“Beklenmedik gelişme.”
“Kader.”
Hayır, kader dediğiniz şey, önlenebilir ihmali aklama cümlesi değildir.
Kader, yangın tüpünün yokluğunu açıklamaz.
Kader, çıkış kapısının halini açıklamaz.
Kader, denetimin neden işe yaramadığını açıklamaz.
Kader, insan hayatının neden bu kadar ucuz görüldüğünü hiç açıklamaz.
Bir fabrika yanıyor.
İşçiler ölüyor.
Sonra bildik tiyatro başlıyor.
Başsağlığı mesajları.
Resmî açıklamalar.
“Takipçisiyiz” cümleleri.
Bir iki gözaltı.
Bir iki tutuklama.
Bir iddianame.
Bir duruşma günü.
Biraz manşet.
Biraz gürültü.
Sonra sessizlik.
Ama aileler susmuyor.
Susamıyor.
Çünkü onların evine haber bülteni girmedi.
Ateş girdi.
Acı girdi.
Tabut girdi.
Eksiklik girdi.
Ömür boyu kapanmayacak bir boşluk girdi.
Dışarıdan bakan için dava dosyası.
Aile için evlat.
Kardeş.
Anne.
Baba.
Nişanlı.
Ekmek getiren el.
Gülen yüz.
Yarım kalmış hayat.
İşte tam bu yüzden, bu olay sadece bir yangın soruşturması değildir.
Bu, hukuk devleti sınavıdır.
Ceza hukuku açısından sorulacak soru nettir:
Bu ölümler önlenebilir miydi?
Önlenebilirdi deniyorsa, kim önlemedi?
Kim yükümlüydü?
Kim tedbir almadı?
Kim göz yumdu?
Kim imza attı?
Kim denetlediğini söyledi ama etmedi?
Kim sustu?
İş hukuku açısından soru nettir:
İşçilerin yaşamı korunmuş muydu?
İş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri gerçekten yerine getirilmiş miydi?
Yoksa mevzuat, duvarda asılı çerçeveden mi ibaretti?
İdare hukuku açısından soru nettir:
Bu işletme nasıl denetlendi?
Hangi raporlar düzenlendi?
Hangi eksiklikler görüldü?
Görüldüyse neden gereği yapılmadı?
Görülmediyse bu körlük tesadüf mü, alışkanlık mı?
Ve vicdan açısından soru hepsinden daha nettir:
Bu ülkede neden hep yoksul ölür?
Çünkü bu düzende risk yukarıda üretilir, aşağıda ödenir.
Karar masada alınır, bedel vardiyada kesilir.
Kazanç yukarı çıkar, tabut aşağı iner.
Bu ülkede bazen gerçeği herkes ilk gün görür, sadece dosya aylarca görmez.
Bir aile için adalet, süslü bir kelime değildir.
Adalet; çocuğunun neden öldürüldüğünü öğrenme hakkıdır.
Adalet; sorumluluğun bir iki çalışana yıkılıp asıl karar vericilerin kenara çekilmemesidir.
Adalet; mahkeme salonunda yalnız bırakılmamaktır.
Adalet; ölenin adının dosya numarasına dönüşmemesidir.
Mağdur ailelere bugün en çok lazım olan şey,somut dayanışmadır.
Duruşmayı takip edecek hukukçular.
Dosyayı bırakmayacak barolar.
Seslerini taşıyacak gazeteciler.
Geri adım atmayacak insan hakları savunucuları.
İş güvenliğinin kâğıt değil hayat meselesi olduğunu hatırlatacak herkes.
Çünkü bu davalar sadece sanık sandalyesindekileri yargılamaz.
Bu davalar memleketin ahlakını da yargılar.
İnsan hayatı gerçekten değerli mi?
Yoksa yalnızca öldükten sonra mı kıymetleniyor?
İşçi yaşarken görünmez, ölünce manşet mi oluyor?
Çocuk çalışırken kimsenin sesi çıkmıyor da, ölünce mi herkes üzülüyor?
kiyüzlülüğün de bir sınırı olmalı.
Ailelere “sabır” dilemek kolay.
Asıl zor olan, onların adalet talebinin yanında durmak.
Asıl zor olan, bu işin peşini bırakmamak.
Asıl zor olan, “unutulur gider” düzenine çomak sokmak.
Dilovası’nda yanan sadece bir işyeri değildi.
Yanan, bu ülkenin hukuk iddiasıydı.
Yanan, denetim mekanizmasının ciddiyetiydi.
Yanan, emeğin değeriydi.
Yanan, eve dönmesi gereken insanların ömrüydü.
Şimdi geriye bir tercih kalıyor.
Ya her zamanki gibi birkaç cümle kurup dağılıp gideceğiz.
Ya da bu kez gerçekten soracağız:
Neden öldüler?
Kim sorumlu?
Kim hesap verecek?
Kim korundu?
Kim korunmadı?
Çünkü adalet, mezara bırakılan karanfil değildir.
Adalet, yaşayanların ölüye namus borcudur.
Ve o borç, hâlâ duruyor...
EDİTÖR NOTU: GEBZE EMEK BUGÜN KANDIRA’DA..
Gebze’den Kandıra’ya aleni şekilde toplumdan kaçırılarak götürülen ilk duruşmanın ilk günü, Gebze Emek Haber Sitesi oradaydı. İki özet haberle aktardık…
Bugün ilk duruşmanın dördüncü günü. Akşam saatlerinde muhtemelen bir ara kararı çıkabilir.
Gebze Emek bugün yine Kandıra’da…
Tüm detaylar ve notlarımız, önümüzdeki hafta içinde haber dizisi şeklinde Gebze Emek’te olacak..
Gebze Emek…
Halk için gazetecilik
A.U
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- 30 Ağustos: Zaferin tapusu 30 Ağustos 2026 Pazar
- Kömür karası, adaletin aynası 29 Ağustos 2026 Cumartesi
- Efsaneler de takvime yenilir 26 Ağustos 2026 Çarşamba
- Paşa paşa yatmak boyun eğmemektir 25 Ağustos 2026 Salı
- Hukukun sustuğu yerde barış mı dediniz 07 Ağustos 2026 Cuma
- Yanlışın alkışçıları 31 Temmuz 2026 Cuma
- Yeni Parti: Bir Programın Anatomisi - 2 28 Temmuz 2026 Salı
- Bir Programın Anatomisi - 1 27 Temmuz 2026 Pazartesi
- Korkunun iktidarı, umudun halkı 23 Temmuz 2026 Perşembe
- Petrol aktı, fatura halka kaldı 17 Temmuz 2026 Cuma