YANGINI ÇIKARIP, SONRA İTFAİYECİLİK OYNAMAK. Neyi çözdünüz?..

27 Aralık 2025 04:45
Eğer toplum tepeden tırnağa çürümüş hissediyorsa… Eğer “adil olan” değil “yakın olan” kazanıyorsa… Eğer “liyakat” bir şaka, “sadakat” bir şartnameye dönmüşse… Sormak gerekir: Hangi problemi çözdünüz?

***

Bir zihinsel başarının ciddiyeti, çözdüğü problemle ölçülür” deniyor ya, tam da buradan sormalı.

Bu ülkede iktidar, yıllardır “çözdük” diye konuşuyor.

 “Reform” diyor.

Yerli ve milli” diyor. “Büyüdük” diyor.

Dünya bizi kıskanıyor” diyor.

Peki, hangi problemi çözdü?

Çünkü bir memlekette başarı; pankartla, sloganla, ajans filmiyle ölçülmez.

Başarı; vatandaşın hayatında çözülmüş bir dert olarak görünür.

Karnında, cebinde, çocuğunun okulunda, sokakta yürürken duyduğu güvende görünür.

Eğer toplum tepeden tırnağa çürümüş hissediyorsa…

Eğer “adil olan” değil “yakın olan” kazanıyorsa…

Eğer “liyakat” bir şaka, “sadakat” bir şartnameye dönmüşse…

Sormak gerekir: Hangi problemi çözdünüz?

Bir ülkenin problemi yoksulluktur.

Çözüm; yoksulluğu yönetmek değil, yoksulluğu azaltmaktır.

Ama bugün emekli, “yılların emeği” değil, “yılların yükü” gibi görülüyorsa…

 

Milyonlar, hayatı boyunca çalışıp sonunda temel ihtiyaçlarını bile kısmak zorunda kalıyorsa…

Bir yanda hızla zenginleşen dar bir çevre, öte yanda 17 bin lira ile ay sonunu getirmeye çalışan koca bir ülke varsa…

Soruyu yine soralım: Hangi problemi çözdünüz?

Bir ülkenin problemi hukuksuzluktur.

Çözüm; hukuku kuvvetin sopası olmaktan çıkarıp, kuvveti hukukun içine sokmaktır.

Ama “adalet” tabelada kalıp, vatandaşın zihninde “hakkını ararsan başına iş gelir” duygusuna dönüşmüşse…

İnsanlar mahkemeden çok “tanıdık” arıyorsa…

Kuralların kime göre değiştiği konuşuluyorsa…

Hangi problemi çözdünüz?

Bir ülkenin problemi eğitimdir.

Çözüm; çocukların zihnini dogmayla değil, bilimle; korkuyla değil, merakla büyütmektir.

Ama müfredat, çağın sorularından kaçmak için budanıyorsa…

Felsefe “tehlikeli”, evrim “susulacak konu” muamelesi görüyorsa…

Gençler ezberin içinde boğulup, basit bir muhakemeyi kuramaz hale getiriliyorsa…

Üniversite diploma dağıtan bir turnikeye dönüyorsa…

Hangi problemi çözdünüz?

Bir ülkenin problemi güvenliktir.

Çözüm; vatandaşı hem sokakta hem devlette güvende hissettirmektir.

Ama insanlar mahallede yürürken tedirginse…

Kadın “akşam oldu mu” diye plan yapmak zorunda kalıyorsa…

Şiddet, uyuşturucu, çeteleşme konuşulur hale geldiyse…

Kamu otoritesi “ceza”yı gösterip “önlem”i unuttuysa…

Hangi problemi çözdünüz?

Bir ülkenin problemi çevredir, üretimdir, topraktır.

Çözüm; ormanı, kıyıyı, tarım alanını rantın hammadde deposu olmaktan kurtarmaktır.

Ama beton, kalkınma diye anlatılıyorsa…

Kıyılar “kamu” olmaktan çıkıp “erişimi sınırlı” bir vitrine dönüyorsa…

Tarım, çiftçiyi toprağından soğutup ithalata bağımlı hale getirildiyse…

Memleketin bereketi, ihalelerin ve imarların arasına sıkıştırıldıysa…

Hangi problemi çözdünüz?

Bir ülkenin problemi ekonomidir.

Çözüm; sürdürülebilir refah, öngörülebilir piyasa, güvenilir para, dengeli bütçedir.

Ama her sabah millet, etiketten önce döviz kuruna bakıyorsa…

Zam” bir takvim, “geçim” bir mucize olmuşsa…

Ülke, “yaptık” diye övünülen projelerin finansmanında kuşaklar boyunca borçlu hale getirildiyse…

Vatandaşın geleceği ipotek, bugünü taksit olduysa…

Hangi problemi çözdünüz?

Bir de şu var…

Ülkeyi önce “para girsin de nereden girerse girsin” mantığıyla yönetip…

Sonra “kara parayla mücadele ediyoruz” diye konuşmak…

Bu, sorun çözmek değil; önce sorunu üretip, sonra o sorunun üzerine afiş asmaktır.

Yangını çıkarıp, sonra itfaiyecilik oynamaktır.

Bir zihinsel başarı problem çözer.

Bir siyasal başarı toplumun nefesini açar.

Bir devlet aklı ülkeyi toparlar.

Bugün ne görüyoruz?

Nefes darlığı var.

Güven kaybı var.

Kutuplaşma var.

Yorgunluk var.

Umutsuzluk var.

Ve iktidarın vitrini hâlâ aynı cümlelerle dolu:

Biz yaptık.”

Biz çözdük.”

Biz başardık.”

Oysa milletin karşısında duran gerçek şu:

Bir ülkenin sorunları, cümlelerle değil kurumlarla çözülür.

Sloganla değil adaletle çözülür.

Sadakatle değil liyakatle çözülür.

Rantla değil üretimle çözülür.

Korkuyla değil özgürlükle çözülür.

Onun için soru net:

Bu kadar yılın sonunda, bu kadar yetkinin sonunda, bu kadar “tek elden yönetim”in sonunda…

Hangi problemi çözdünüz?

Milletin cebindeki yangını mı?

Adaletin terazisindeki oynaklığı mı?

Eğitimin içindeki karanlığı mı?

Sokağın tedirginliğini mi?

Toprağın, ormanın, kıyının talanını mı?

Geleceğin borç senedine dönüşmesini mi?

 

Çözdüyseniz,gösterin...

Üçlü olsun güçlü olsun” sloganı iktidar partisinin 2014 yerel seçim propagandası idi.

O “güçlü” “üçlü”yü yerelimizde, belediye kazılarında patlatılan doğalgaz borularında gördük.

Çözüm” veya “Çözdük” dedikleri ise sebep oldukları sorun sonrası, “Sorunu çözdük” diye yaptıkları paylaşımlarda, gördük.

Tekraren; her neyi çözdüyseniz gösterin.

Çünkü memleket, artık “anlatılan başarıyı” değil, “yaşanan çözümü” görmek istiyor

YORUMLAR
  • Toplam 1 yorum
Cemal Acar 13:27 - 01 Ocak 2026

Tebrik ederim başkanım emeğinize sağlık

0 Beğenmedim

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X