HATT-I MÜDAFAA YOKTUR, SATH-I MÜDAFAA VARDIR! O satıh, halkın iradesidir!

25 Haziran 2026 03:52
Zaman; "hele bir seçim gelsin" pasifliğini bir kenara bırakma zamanıdır. Solun, sosyalistlerin ve tüm yurtseverlerin "Kayyum Darbesine Karşı Demokrasi İnisiyatifi" çatısı altında amasız, fakatsız ve lakinsiz bir araya gelmesi tarihi bir zorunluluktur.

**

Cumhuriyet’in sinesine çekilen o hançer, bir kez daha kınından çıkarıldı.

Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, yalnızca birkaç seçilmiş belediye başkanın tutuklanması ve görevlerinden uzaklaştırılması meselesi değildir.

Karşımızdaki manzara; hukukun saray koridorlarında rehin alındığı, yargının muhalefeti hizaya getirmek için bir giyotin gibi kullanıldığı, milli egemenliğin kalbine nişan alınmış açık bir siyasi darbedir!

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bundan bir asır önce bu ülkenin temel taşını döşerken sarsılmaz bir ilke koymuştu ortaya:

“Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir!”

Bugün ise birileri çıkmış, milletin zar zor koruduğu o sandığı, halkın önüne konan o iradeyi "şartlı", "kayıtlara bağlı" ve en acısı "saray icazetine muhtaç" hale getirmeye çalışıyor.

Seçilmişlerin yerine atanmışları oturtan bu ceberrut anlayış, aslında halka şunu fısıldıyor:

Siz seçebilirsiniz ama yönetemezsiniz. Sizin iradeniz, bizim iki dudağımız arasındadır.”

Biz bu hukuksuzluğu, bu dayatmayı, bu tarihin çöplüğünde yerini alan saltanat heveslerini reddediyoruz!

​Hukuk devletinin cenaze namazını kıldırmak isteyenler, yargıyı bir adalet mekanizması değil, bir "tasfiye aparatı" olarak kullanıyor.

Siyasi partilerin iç işleyişine, il ve ilçe örgütlerine yargı eliyle müdahale etmek suretiyle muhalefeti korku duvarlarının arkasına hapsetme provasıdır.

Ne hazindir ki, hukuku çiğneyenler bize "hukuk dersi" vermeye kalkıyor.

Seçim meydanlarında bükemedikleri bileği, mahkeme salonlarında arka kapı formülleriyle kırmaya çalışıyorlar.

Bu bir yönetim biçimi değildir; bu, meşruiyetini kaybetmiş bir gücün, acziyet içinde savurduğu son çırpınışları, bir demokrasi darbesidir!

Ancak unuttukları bir şey var: Korku, asil bir ruhun barınacağı bir liman değildir.

Bu topraklar, baskıya boyun eğmeyenlerin, mandayı kabul etmeyenlerin, "Geldikleri gibi giderler!"  diyenlerin yurdudur.

Bu tarihi kavşakta, Cumhuriyet Halk Partisi’nin sol ve sosyalist damarına, tarihsel kimliğine devasa bir sorumluluk düşmektedir.

 

CHP, yalnızca bir tabela partisi değildir; Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin köklerinden beslenen, bu ülkenin harcını karan devrimci bir iradedir.

Şimdi zaman; salon siyasetini, konforlu muhalefet alanlarını ve "hele bir seçim gelsin" pasifliğini bir kenara bırakma zamanıdır.

Solun, sosyalistlerin ve tüm yurtseverlerin "Kayyum Darbesine Karşı Demokrasi İnisiyatifi" çatısı altında amasız, fakatsız ve lakinsiz bir araya gelmesi tarihi bir zorunluluktur.

Bu mücadele, bir parti içi iktidar mücadelesi değildir.

Bu mücadele; emeğin, demokrasinin ve bu ülkenin geleceğinin müdafaasıdır.

Eğer bugün sesimizi gürleştirmezsek, yarın itiraz edecek bir sokak bile bulamayabiliriz.

​Peki, ne yapacağız?

Ankara’nın koridorlarında bildiri yayınlayarak mı bekleyeceğiz?

Hayır!

Gazi’nin Amasya Genelgesi’nde haykırdığı o ebedi hakikat yolumuzu aydınlatıyor:

"Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır."

Mücadeleyi Türkiye’nin dört bir yanına yaymak zorundayız.

Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır; o satıh bütün vatandır, bütün kamusal alanlardır!

Mahallelerden başlayarak parkları, meydanları, sokakları birer demokrasi kürsüsüne çevirmeliyiz.

Halk forumlarıyla, toplantılarla, gencimizle, kadınımızla, işçimizle, sendikalarımızla omuz omuza verip gerçekleri anlatmalıyız.

Örgütlü gücün karşısında hiçbir ceberrut yapının duramayacağını pratikle göstermeliyiz.

​Onlar karanlık doldurmak istiyor yurdun üstüne; biz şiirle, edebiyatla, akılla ve dimdik duruşumuzla umudu büyütüp korku duvarlarını, halkın örgütlü dalgasıyla yıkmalıyız.

Sarayın duvarları yüksek olabilir ama halkın sokağı sonsuzdur.

Atanmış memurlarınızla, siyasallaşmış kararlarınızla bu halkın iradesini gasp edemeyeceksiniz.

Biz bu ülkenin çocuklarına boyun eğmiş bir Türkiye bırakmayacağız.

Buradan, bu ülkenin tüm emek ve demokrasi güçlerine, yüreğinde Cumhuriyet ateşi yanan her bir yurttaşa sesleniyoruz:

​Ayağa kalkın!

Dayanışmayı büyütün!

Bu ablukayı dağıtacak olan, halkın çelikten iradesidir.

Çünkü biliyoruz, çünkü inanıyoruz!..

​Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber, ya hiçbirimiz!

Nazım Ustanın da davet şiirinde söylediği gibi ;

"Dörtnala gelip Uzak Asya'dan

Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan

bu memleket, bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

ve ipek bir halıya benzeyen toprak,

bu cehennem, bu cennet bizim."

Demokrasi inisiyatifiyle, devrimci dayanışmayla, tam bağımsız ve gerçekten demokratik bir Türkiye’yi kurmayı başka yolu yok, ya başaracağız, ya  başaracağız!..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X