ÇÜNKÜ İHTİMAL BULAŞICIDIR Paris'te 71 gün. Petrograd'da bir asır

26 Ocak 2026 05:32
İnsanlığın ortak sözlüğünde bazı kelimelerin iki anlamı vardır: Halk için başka, sermaye için başka. Sermaye için “terör”, işçinin hakkını aramasıdır. Sermaye için “düzen”, hakkın susmasıdır.

***

Bazı tarihler vardır.

Takvim yapraklarında durur.

Ama insanlığın boğazına düğümlenir.

1871 yılında Paris’te işçilerin, ezilenlerin devleti kuruldu.

Kulağa “romantik” geliyor değil mi?

Hani şu “asla olmaz” dediğiniz şey. Oldu.

Ve ne olduysa…

İşte tam da o yüzden, boğdular.

Fransız burjuvazisi. Alman burjuvazisi.

Yetmedi, Avrupa’nın gerici monarşileri.

Hep beraber.

Çünkü bazı şeyler “milli mesele”dir.

Söz konusu işçinin iktidarıysa, sermayenin milliyeti olmaz.

Sermaye, gerektiğinde kardeş olur.

Gerektiğinde ortak olur.

Gerektiğinde “medeniyet” olur.

Paris’i top ateşiyle dövdüler. Paris’i yaktılar, yıktılar.

 Sonra,“kamu düzeni” dediler.

Güvenlik” dediler. “İstikrar” dediler.

Tanıdık geldi mi?

Bir şehir yanarken, bir halk kırılırken; “Düzen” diye bağıranların sesi, hep aynı tondadır.

Komün 71 gün sürdü.

Yetmiş bir.

İnsanın ömründen bile sayılmaz. Ama insanlığın hafızasına kazındı.

Çünkü 71 gün… Bir “ihtimal” demekti.

İhtimal, en çok burjuvaziyi korkutur.

Çünkü ihtimal, bulaşıcıdır.

Çünkü ihtimal, “başka türlü” bir hayatın mümkün olduğunu fısıldar.

Çünkü ihtimal, “kader” masalını bozar.

O masal neydi?

Bu düzen değişmez.”

“Zengin,hep zengin.”

“Yoksul,hep yoksul.”

“Patron hep patron.”

“İşçi hep işçi.”

“Böyle gelmiş böyle gider.”

Komün, o cümleyi yırttı.

O yüzden kan ve ateş.

Bir de üstüne, tarihi, “kazananların” yazdığını unutmayın.

71 günün ardından ne yaptılar?

Önce öldürdüler. Sonra iftira attılar. Sonra karaladılar.

Sonra “anarşi” dediler. “Vandalizm” dediler. “Terör” dediler.

İnsanlığın ortak sözlüğünde bazı kelimelerin iki anlamı vardır:

Halk için başka, sermaye için başka.

Sermaye için “terör”, işçinin hakkını aramasıdır.

Sermaye için “düzen”, hakkın susmasıdır.

Aradan 46 yıl geçti.

1917 Ekim Devrimi.

Bu kez Paris değil, Petrograd.

Bu kez 71 gün değil ,koca bir çağın kapısı.

Ve bu kez…

Bir isim, dünya burjuvazisinin boğazına takıldı: Lenin...

Olmaz” deneni yaptı.

Burjuva iktidarını alaşağı etti.

İşçilerin, emekçilerin iktidarını kurdu.

Çünkü Lenin; Kibar bir muhalefet değildi. Dilekçe değildi. Rica değildi.

Lenin… Kapıyı çalıp “müsaitseniz” demedi.

Lenin… Kapıyı söktü.

O yüzden Lenin, burjuvazinin hafızasında bir “kâbus”tur.

 Lenin, sadece bir lider değil. Lenin, bir eşik.

İnsanlığın “boyun eğme” çağından, “boyun eğmeme” çağının eşiği.

Ve elbette bunu hazmedemezler.

Çünkü burjuvazi için insan, “işgücü”dür. Rakamdır. Maliyet kalemidir. Verimlilik grafiğidir. Performans puanıdır.

Ekmek, “piyasa şartları”dır. Kira,“doğal süreç”tir. İşsizlik,“konjonktür”dür.

Yoksulluk,“kişisel tercih”tir.

Ama, işçi bir kez “ben olmazsam, bu çark dönmez”i farketti mi, İşte o an…

Bütün o cilalı kelimeler dökülür.

Burjuvazinin gırtlağına hançer saplanır ve onun“yenilmezlik” efsanesi delinir.

Çünkü, burjuvazi, kendini doğa kanunu gibi sunar.

Sanki hep varmış ve var olacakmış gibi…

Oysa tarihte; İmparatorluklar yıkılır. Krallıklar biter. Saltanatlar çöker. Sermaye de çöker.

Yeter ki…

Korku, örgütlülükle yenilsin.

Çünkü bir şeyin “mümkün” olduğunu bilmek…

İnsana güç verir.

Paris Komünü 71 gün sürdü.

Ama 71 gün, bir ömür öğretti.

Ekim Devrimi, o 71 günün dersleriyle yürüdü.

Ve Lenin…

O dersleri teoriye, stratejiye, örgüte çevirdi.

Halkın acısını romantize etmeden…

Halkın öfkesini savurmadan…

Halkın taleplerini süsleyip püslemeden…

Gerçeğin çıplak halini görmek.

Ve o gerçeğin içinden…

Bir yol açmak.

Lenin, geleceği aydınlatan bir fener mi?

Bunu tarih tartışır. Bunu siyaset tartışır. Bunu ideoloji tartışır.

Ama şunu burjuvazi bile tartışamaz:

Lenin, karanlıkta yönünü kaybetmişlere “yön” fikrini verdi.

O yüzden…

Bugün hâlâ adı anılınca öfkeleniyorlar.

Öfkelensinler.

Çünkü bazen bir isim…

Bir sınıfın kâbusudur.

Bazen bir isim…

Başka bir sınıfın umududur.

Ve bazen…

Tarihin en büyük kavgası, tam da bu iki duygunun arasından geçer.

Kâbus ile umut arasından!..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X