İsnat hüküm değildir Paşa paşa yatmak boyun eğmemektir

25 Ağustos 2026 04:12
Bir başkan hakkında soruşturma açılabilir, suç sabitse cezası verilir. Buna kimse itiraz edemez. Yargının görevi siyaseti hizaya sokmak değil, adaleti gerçekleştirmektir. Tutuklama cezaya dönüşmemeli, tedbir olmaktan çıkmamalıdır.

**

Bir belediye başkanını seversiniz, sevmezsiniz.

Oy verirsiniz, vermezsiniz.

Ama hukuk, sevginin de öfkenin de üstünde durmak zorundadır.

Fatma Kaplan Hürriyet, 20 Temmuz’da gözaltına alındı; 23 Temmuz 2026’da yürütülen soruşturma kapsamında tutuklandı ve ertesi gün geçici olarak görevden uzaklaştırıldı.

Hakkındaki isnatlar ağırdır; fakat isnat, hüküm değildir. Tutuklama da mahkûmiyet değildir.

Suçluluğu kesinleşinceye kadar herkes masumdur. Anayasal düzenin en eski, en sade ilkesi budur.

İzmit’te geride kalan hizmetlere bakınca tartışılması gereken yalnızca bir siyasetçinin adı değildir.

Kreş vardır.

Çınar Akademi vardır.

Sanat Akademisi vardır. Kadınların üretime katılması için İZGİM vardır.

Kent Lokantası,

Mahalle Mutfağı,

Beslenme Saati vardır. Alzheimer Yaşam Evi vardır. Engelsiz Taksi vardır.

Yani belediye tabelasının arkasında, gündelik hayatın tam ortasına uzanan bir kamu hizmeti anlayışı vardır.

Bu anlayışın en belirgin taraflarından biri kadınların hayatını belediyeciliğin tali başlığı değil, merkezi meselesi saymasıdır.

Çocuk bakımını yalnız ailenin özel sorunu görmez; kreş açar.

Kadının üretimini “hobi” diye küçümsemez; ekonomik hayata katılmasının önünü açmaya çalışır.

Yaşlı bakımını, engellilerin ulaşımını, öğrencinin sınava hazırlanmasını, dar gelirlinin sıcak yemeğe erişmesini kamusal sorumluluk sayar.

Belediyecilik dediğiniz biraz da betonun gölgesinde insanı unutmamaktır.

Bunların hepsi eleştirilebilir.

Rakamları sorgulanabilir.

Öncelikleri tartışılabilir.

Zaten demokrasi bunun için vardır.

Ama demokrasi, seçilmiş kişiyi siyasi aidiyetini değiştirirse makbul, değiştirmezse şüpheli sayan bir düzenin adı değildir.

Hürriyet’in cezaevinden avukatı aracılığıyla ilettiği “AKP’ye geçeceğime paşa paşa yatarım” sözü bu nedenle sıradan bir siyasi laf olmaktan çıktı.

O cümle, Türkiye’nin uzun zamandır tartıştığı daha büyük bir sorunun içine düştü: Siyasette irade nerede biter, baskı nerede başlar?

Paşa paşa yatarım” demek, hapiste olmayı yüceltmek değildir.

Hukuku küçümsemek hiç değildir.

Bir siyasal tercihin bedeli özgürlükse, o bedeli göze aldığını söylemektir.

Asıl mesele de burada başlıyor.

Çünkü belediye başkanlığı makamdan ibaret değildir; sandıktan çıkan yurttaş iradesinin emanetidir.

Bir başkan hakkında soruşturma açılabilir, delil varsa yargılama yapılır, suç sabitse cezası verilir. Buna kimse itiraz edemez.

Fakat yargının görevi siyaseti hizaya sokmak değil, adaleti gerçekleştirmektir. Tutuklama cezaya dönüşmemeli, tedbir olmaktan çıkmamalıdır.

Üstelik yerel yönetim, yurttaşın devlete en yakın olduğu kapıdır. O kapıda çocuğun sütü, öğrencinin kitabı, yaşlının bakımı, kadının emeği, yoksulun sofrası vardır. Bu yüzden seçilmiş belediye başkanlarına ilişkin her ceza soruşturması yalnız dosyadaki isimleri değil, temsil edilen seçmen iradesini de ilgilendirir. Hukukun titizliği tam da burada iki kat önem kazanır.

Çünkü demokratik hayat, yalnız sandıkla değil, sandığın sonucuna saygıyla da yaşar.

Fatma Kaplan Hürriyet bugün cezaevinde olabilir.

Ama onun hakkında nihai hüküm verilmiş değildir.

Bu ayrımı korumak, yalnız onun değil, hepimizin hukuk güvenliğini korumaktır.

Ve bazen bir insanın siyasi biyografisini yüzlerce sayfa anlatamaz.

Bir cümle anlatır.

Makamdan vazgeçersin.

Konfordan vazgeçersin.

Özgürlüğünden bile mahrum kalırsın.

Ama iradenden vazgeçmezsin.

İşte o zaman “paşa paşa yatmak”, boyun eğmek değil;

boyun eğmemeyi göze almaktır...

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X