Bu ticaretten kim ne kazandı? Petrol aktı, fatura halka kaldı

17 Temmuz 2026 07:25
Bir devlet, şirket gibi karı özelleştirip zararı kamulaştıramaz. Kamu görevlilerinin siyasi tercihi uluslararası sorumluluk doğurmuşsa, Meclis denetimi, Sayıştay incelemesi, idari ve mali sorumluluk araştırması gerekir.

**

Irak ile akdedilen 1973 tarihli  anlaşmada, Irak petrolünün Ceyhan’da depolanması ve tankerlere yüklenmesi, Irak Petrol Bakanlığının talimatına bağlıydı.

Ama 2014 ile 2018 arasında Ankara, Bağdat’ın değil, Kürdistan Bölgesel Yönetiminin talimatıyla hareket etti. 

Petrol aktı, gemiler kalktı, ticaret yapıldı. Kazananlar kasalarını kapattı. Sonra Uluslararası Ticaret Odası hakem heyeti defteri açtı. Hesap sloganla değil rakamla tutuldu.

Hakem heyeti, Türkiye’nin anlaşmayı ihlal ettiğine karar verdi. Irak lehine yaklaşık 1 milyar 998 milyon dolar, Türkiye lehine yaklaşık 527 milyon dolar hesaplandı. Mahsup yapıldı. Geriye Türkiye’nin ödemesi gereken 1 milyar 471 milyon dolar faiz kaldı.

Enerji Bakanlığı, Irak’ın beş talebinden dördünün reddedildiğini, Türkiye’nin karşı taleplerinin çoğunun kabul edildiğini söyledi. 

Tahkim, Bağdat’ın istediği her şeyi vermedi. Irak da Türkiye’ye borçlandırıldı. Fakat hukukun  terazisinde propaganda sayılmaz; net bakiye sayılır. Mahsup sonrasında borçlu Türkiye’dir. Bir davada bazı iddiaların reddedilmesi, kasadan çıkacak milyar doları görünmez yapmaz.

Buna “ceza” deniliyor. Hukuk dilinde bu, ceza mahkûmiyeti değil; uluslararası anlaşmanın ihlalinden doğan tazminat borcudur. Yani sanık sandalyesinde bir bakan oturmuyor. Borçlu hanesinde Türkiye Cumhuriyeti yazıyor.

Peki Türkiye Cumhuriyeti kimdir?

Kararı alanlar mı?

İmzayı atanlar mı?

Petrolü yükletenler mi?

Şirketleri kuranlar, izinleri dağıtanlar, ticari zinciri döşeyenler mi?

Hayır.  

Ödeme günü geldiğinde Türkiye Cumhuriyeti; maaşından vergi kesilen işçidir, ekmeğine zam gelen emeklidir, çocuğuna beslenme koyamayan annedir, Devlet adına alınan kararların faturası, nedense devleti yönetenlerin mal varlığına değil milletin bütçesine gönderilir.

Ankara, tahkim kararının kısmen iptali için Paris İstinaf Mahkemesine başvurdu. Mahkeme 10 Mart 2026’da başvuruyu reddetti. Kararın esasını yeniden tartışmadı; hakem heyetinin yetkiyi aştığı ve savunma hakkını ihlal ettiği iddialarını kabul etmedi. Böylece 1 milyar 471 milyon dolarlık anapara borcu, faiziyle birlikte kaldı.    

2011 tarihli Bakanlar Kurulu kararı, ham petrol ve petrol ürünlerinin karayolu ya da demiryoluyla taşınmasına özel bir izin düzeni kurdu. Powertrans’ın bu düzende ayrıcalıklı konuma getirildiğine ilişkin ciddi gazetecilik haberleri vardır. Ancak yayımlanan düzenleme, tek başına şirketin gizli sahiplerini kanıtlamaz, tahkim hükmü de bu iddialar hakkında verilmiş bir mahkûmiyet kararı değildir. Belge başka, kuşku başka, hüküm başkadır.

Powertrans hakkında yıllardır imtiyaz, ortaklık ve offshore bağlantı iddiaları anlatılıyor.

Fakat tahkim kararı Powertrans’ın ortaklık yapısını yargılamadı. Kararın merkezinde Türkiye, BOTAŞ, Ceyhan yüklemeleri ve Bağdat’ın dışlanan iradesi bulunuyor. Medya, ayrı dosyaları tek torbaya dolduruyor, haklı soruları, kanıtlanmamış kesinliklerle zayıflatıyor.

Bir devlet, şirket gibi karı özelleştirip zararı kamulaştıramaz. Kamu görevlilerinin siyasi tercihi uluslararası sorumluluk doğurmuşsa, Meclis denetimi, Sayıştay incelemesi, idari ve mali sorumluluk araştırması gerekir.

Kasıt, çıkar ilişkisi veya görevi kötüye kullanma kuşkusu somut delille desteklenirse savcılık da devreye girmelidir.

 “Devlet ödedi” sözü, “kimse sorumlu değil” anlamına gelmez.

Çünkü devlet, yönetenlerin dokunulmazlık zırhı değil; yurttaşın ortak kasasıdır ve o kasanın harcanan her kuruşunun hesabı mutlaka sorulur.

Asıl soru yine ortadadır:

Bağdat’ın “yapmayın” dediği işlem neden yapıldı?

Bu ticaretten kim ne kazandı?

Türkiye’nin uğradığı zararı, karar süreçlerinde kusuru bulunanlardan tahsili etmek için neden hiçbir görünür hesap sorulmadı?

Petrol borudan aktı.

Para şirketlere aktı.

Sorumluluk buharlaştı.

Şimdi faiz işliyor.

Halk ise yine aynı sofraya çağrılıyor:

Yemeği başkaları yedi.

Hesabı millet ödeyecek.

Sonra buna “milli enerji politikası” diyecekler.

Oysa milli olan petrol değildi, yalnızca faturaydı.

O da halka kesildi! ..

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X