EKONOMİK DEĞİL AHLAKİ MESELE Polyak Maden işçileri direniyor...

26 Şubat 2026 02:27
Memlekette en hızlı değişen şey şirket tabelası. En yavaş değişen şey emekçinin kaderi. İşçilerin taleplerine bakıyorsun, insanın içi sızlıyor. Çünkü istenen şeyler “fazladan hak” değil. En temel haklar.

**

Yeraltı Karanlık, Yeryüzü Daha Karanlık...

Bir ülkeyi anlamak için sarayına bakmayacaksın.

Madenine bakacaksın.

Çünkü gerçek orada çıkar ortaya.

Kömürle birlikte.

1243 işçi…

Günlerdir gece gündüz direniyor.

Ne istiyorlar?

Lüks mü?

İmtiyaz mı?

Ayrıcalık mı?

Hayır.

Çalıştıkları işin ücretini istiyorlar.

Bu kadar.

İki aydır maaş yok.

Bakın, tekrar edelim.

Çünkü bazen insan kendi memleketinin gerçeğini ilk seferde duyamıyor.

Adam çalışıyor.

Yeraltına iniyor.

Canını ortaya koyuyor.

Ama maaşını alamıyor.

Bu, kriz değil.

Bu, rezalet.

Bu, yalnız ekonomik mesele değil.

Bu, doğrudan doğruya ahlak meselesi.

Hukuk meselesi.

Vicdan meselesi.

Şirket devredilmiş.

Holding gitmiş, başka şirket gelmiş.

İsimler değişmiş.

Logolar değişmiş.

Kartvizitler değişmiş.

Peki değişmeyen ne?

İşçinin çilesi.

Memlekette en hızlı değişen şey şirket tabelası.

En yavaş değişen şey emekçinin kaderi.

İşçilerin taleplerine bakıyorsun, insanın içi sızlıyor.

Çünkü istenen şeyler “fazladan hak” değil.

En temel haklar.

Maaş zamanında ödensin.

Promosyon hakkı verilsin.

TİS’ten doğan geriye dönük haklar teslim edilsin.

Kıdem ve ihbar tazminatları güvence altına alınsın.

İş sağlığı ve iş güvenliği önlemleri derhal alınsın.

Şimdi soruyorum:

Bunlardan hangisi keyfi?

Hangisi abartı?

Hangisi “çok şey istiyorlar” dedirtecek bir talep?

Hiçbiri.

Tam tersine…

Bunlar, bir ülkede “normal hayat” diyebilmenin en alt çizgisi.

Hele konu madense…

Maden, laf kaldırmaz.

Maden, ihmali affetmez.

Maden, “idare eder” cümlesini sevmez.

Masa başında yaptığın hatayı silersin.

Yeraltında yaptığın hata, insanı siler.

O yüzden iş güvenliği talebi bir sendika cümlesi değil sadece.

Bir hayat cümlesi.

Ama biz neyi görüyoruz?

Yine aynı manzara.

Yukarıda devir-teslim.

Aşağıda geçim derdi.

Yukarıda sözler.

Aşağıda bekleyiş.

Yukarıda kâr hesabı.

Aşağıda yaşam hesabı.

Ve sonra birileri çıkıp “sabır” diyor.

Sabır mı?

Sabır, maaşı yatan adama nasihat olarak kolay gelir.

Mutfakta tencereye bakan evde sabır, çoğu zaman çaresizliğin diğer adıdır.

Çocuğa “Bu ay biraz daha bekle” denmez.

Ev sahibine “Holding devri var” denmez.

Markete “TİS alacağı çıkınca öderim” denmez.

Ama işçiye deniyor.

Çünkü bu memlekette bazılarına göre emekçi, hakkını hemen alan yurttaş değil…

Sürekli oyalanan insan.

Olmaz.

Artık olmaz.

İşçinin kaderi, patronun keyfine bırakılamaz.

Alın teri, bilanço dipnotu değildir.

Hak, lütuf değildir.

Hak, pazarlık malzemesi değildir.

Hak, haktır.

Polyak maden işçileri bugün yalnız kendi maaşı için direnmiyor.

Bu ülkede emeğin hâlâ bir değeri olsun diye direniyor.

Çalışanın hakkı gününde ödenir” cümlesi tamamen ölmesin diye direniyor.

İnsan canı, şirket planından kıymetlidir” denebilsin diye direniyor.

O yüzden bu direnişe bakarken sadece bir işletme tartışması görmeyin.

Bir memleket aynası görün.

O aynada ne var biliyor musunuz?

Yerin altından ekmek çıkaran insanların, yeryüzünde hak aramak zorunda bırakıldığı bir düzen var.

Ve bu düzen, normal değildir.

Normal olan şudur:

Ücretin eksiksiz ve zamanında ödenmesi.

TİS haklarının teslim edilmesi.

Kıdem ve ihbarın güvenceye bağlanması.

İş sağlığı ve güvenliğinin kâğıtta değil sahada uygulanması.

Bugün yapılması gereken budur.

Hemen.

Açıkça.

Tartışmasız.

Çünkü madenci “fazla” istemiyor.

Kendi hakkını istiyor.

Ve bir ülke, en çok da burada sınanır:

Yerin altına gönderdiği insana, yeryüzünde adalet veriyor mu, vermiyor mu?

Polyak işçileri haklıdır.

Direnişleri meşrudur.

Bu sesi duymak, destek olmak, yanlarında durmak bir siyasi tercih değil…

İnsani görevdir.

Bugün susanlar bilsin:

Yeraltındaki karanlık bir gün biter.

Ama yeryüzündeki vicdansızlık karanlığı büyürse, hepimizi içine alır!..

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X